Japon Edebiyatının Piri Bir Yazar: Natsume Soseki

Japon edebiyatına tarihsel süreçleri göz ardı etmeksizin, etraflıca kavramak ve anlamak adına bir bakış atıldığında, karşımıza çıkacak en önemli isimlerden birisi Natsume Soseki’dir.

Çağdaş Japon Edebiyatının biçimsel ve içeriksel açıdan köklerini arıyor, edebi dönüşümün ana ayağını görmek istiyorsak, o vakit ilk alakadar olmamız gereken yazınsal külliyat Soseki’nin eserleridir. Yalnız Natsume Soseki’nin edebiyatını anlamak için, dönemin tarihsel durumuna biraz vakıf olmak gerekir ki yazarın önemini daha iyi anlaşılsın.

Japon topraklarında, ezelden beri her dönem, o dönemki imparator tarafından koyulan bir isimle anılır. Meiji Dönemi de (1868 – 1912) Japon tarihindeki en önemli dönemlerden biri olarak dikkat çeker ve ismini, döneme damgasını vuran reformların, aydınlatıcı çağdaşlaştırıcı etkisinden alır. 1868 senesinde başlatılan Meiji Reformları ile, Japonya iki yüz yılı aşkın bir süredir devam edegelen, kendi içine dönük tutumundan vazgeçer ve batılılaşmanın devlet eliyle ilerletildiği, dışarıya adapte yeni bir döneme girer. Japonya bu yenilenme sürecinde Avrupa’dan bilim adamları ve akademisyenler getirir. Batının güncel ilmini disiplinel bir şekilde öğrenen Japonya, bunu kendi güçlü maneviyat doktrinleri ile harmanlayarak Japonya adına güncel ve güçlü bir geleceğin zemini oluşturacak yepyeni bir dönemin hayalini realize etmeye başlar. Tüm bu kolektif dönüşüm içerisinde, ülkenin seçkin üniversitelerinde okuyan, gelecek vaat ettiğini düşündüğü öğrencileri de Avrupa’ya eğitim almaya ve gözlem yapmaya yollar. Her alanda yapılan bu öğrenci gönderimleri, daha sonradan Japonya’nın ilerlemesine oldukça katkı sağlayacaktır. Bu dönemde giden isimlerden, edebi alanda en çok söz söylemeyi de başarmış olanı da Natsume Soseki’dir.

Londra’da Natsume Soseki adına açılmış müze

Bu değişim sürecine tanıklık eden ve içerisinde de fiilen bulunan Natsume Soseki, ileriki yıllarda eserlerinde daimi olarak bu değişimin psikolojik ve sosyolojik boyutlarını anlatmıştır. Bizdeki Tanzimat Dönemi’nin daha köklü ve sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmişi diyebileceğimiz Meiji Dönemi edebiyatçıları arasından Soseki, eleştirel bakışının keskinliğiyle ayrılmıştır. Önemli yazar, Tokyo İmparatorluk Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra İngiltere’ye gitmiş ve burada İngiliz Edebiyatı başta olmak üzere dünya edebiyatını okumuş, öğrenmiştir. Soseki’nin İngiltere’ye gittiği 1900 senesinden, sadece üç sene sonra İngiltere tarihindeki ilk Japon eğitmen olarak edebiyat kürsüsüne oturmuş ve dersler vermiştir. Bu dönem Soseki için oldukça eğitici olmuş ve dünya edebiyatı ile kendi ülkesinin edebiyatını sağlıklı bir şekilde karşılaştırmasına olanak sağlamıştır. Bu dönemdeki kazanımları daha sonra yazdığı eserlerde kendini göstermiştir.

İngilitere’den döndükten sonra aktif olarak yazarlık hayatına başlayan Soseki, ölümüne değin bir çok eser kaleme almıştır. Bu eserlerin hepsi batılı stilde o zamana değin Japon topraklarında yazılmış en yetkin yazın örnekleri olmalarıyla kendinden sonra gelecek yazar nesillere örnek olmuş, Japon edebiyatındaki gelişimin önünü açarak öncü bir nitelik kazanmıştır.

Modern Avrupa Edebiyatındaki bütün biçimsel gelişimleri izleyen ve bunları Japoncaya uygulayan yazar, daha çok edindiği bakış açısı ile önem arz etmiştir. Dışarıdan Japonya’nın reformlarını izleme ve bunları değerlendirme fırsatı bulan Soseki, değişimin gerekliliği kadar eksikleri ve yanlışları üzerinde de kalem oynatmıştır. Bu yüzden onun eserleri Meiji Reformlarına paralel bir şekilde okumaya müsait, reformun olumlu ve olumsuz yönlerini, insan hayatları üzerinden görebilmek adına oldukça önemlidir.

Soseki’nin bu çağdaşlaşma ve batılılaşma akımı içerisinde en olumsuz gördüğü noktalar, sürekli olarak dikte ettiği üzere; yeniliklerin tamamen taklite dayanması, bu taklitlerin koca bir toplumun ve köklü bir geleneğin üzerine olduğu gibi giydirilmeye çalışılmasıyla beraber; Avrupa’nın çok uzun sürede inşa edip oturttuğu bu sistemin çok kısa bir zaman içerisinde Japonya’ya uygulanması olmuştur. Soseki bu sebeplerden türeyen kişisel ve toplumsal problemleri eserlerinde her daim ana omurgada konu edinmiştir. Bu yaklaşımın yanında, eserlerinde daha kişisel kodlar da rahatlıkla okunur. Yaşadığı sağlık sıkıntıları, aile içi problemleri, ilişkileri gibi…

Meiji Döneminin getirdiği hızlı değişim ve devletin bireye yönettiği zorlamalar o dönem bir çok bireyin kişisel problemler yaşamasına ve adaptasyon sıkıntısı yaşayıp yalnızlaşmasına sebep olmuştur. Soseki’nin roman karakterleri tam da bu sürecin aktörleri arasından bilinçli olarak seçilmişlerdir. Modernleşmenin içten değil, dıştan zorlama ile olduğuna dair birçok göndermelerle dolu hikayeleri konu edinen yazar, sorgulamaları ve düşünceleri ile o güne değin benzeri yapılmamış, içerik ve biçimin son derece güçlü bir şekilde birleştiği batılı anlamda ‘tam’, toplumun aynası görevini gören romanlar kaleme almıştır.

Bu derece önemli ve öncü bir yazar olmasına, ülkesinde hala en çok okunan yazarların başında gelmesine rağmen Soseki’nin Türkçede sadece iki kitabı yayımlanmıştır. Bu iki kitap yazarın başyapıtları olarak görülen ‘Gönül(Kokoro)’ ve ‘Küçük Bey’dir. Yeni baskı yapmadığından raflarda bulunamayan bu iki kitap, Soseki’nin edebiyatını anlamamız için yeterlidir. Yeşilçam sinemasından alışık olduğumuz, gri alanların çok fazla ele alınmadığı, temelde siyahls beyazın çatışmasının konu edildiği eserlerinde, tarihi tansiyonun yansıtılması ve gerçekçi bir yaklaşımın benimsenmesi esastır.

Japonca’dan Türkçeye ilk çevrilen kitap olma özelliği ile anılan ‘Küçük Bey’ isimli eserinde Soseki, kentten köye öğretmen olarak giden bir karakterin öyküsünü anlatır. Türk Cumhuriyet Edebiyatından alışık olduğumuz kentli aydın ile kırsal insan çatışması bu romanda da benzer şekilde konu edilir. Karakterimiz, düşlediği kırsalı çok farklı, erdem sahibi olmasını beklediği güç sahibi insanları farklı bir konum ve ruh hali içinde bulur. Bunun üzerine bir aydınlanma yaşar ve bu aydınlanma onun direnişçi olarak bazı olaylara müdahelede bulunmasını, gençken hor gördüğü şeylerin değerini anlamasını sağlar.

Bu ve benzeri hikayeler içerisinde Japon bireyin yaşadığı içsel sorunları, toplumsal çerçevenin ışığında yorumlayıp anlatan Natsume Soseki, arkasında onlarca roman, hikaye, deneme bırakmıştır. Kendisinden sonra gelen bütün Japon yazarlara bir ışık olmuştur. Umarım yakın zamanda büyük yazarın, iki romanı dışındaki diğer romanlarıyla da Türkçede tanışma fırsatı buluruz. Raflarda bulamadığımız iki romanı da yeni baskılarla yerlerinde görebiliriz.




Translate »