Japon Avantgarde Sinemasına Bakış

Japon Yeni Dalgasının esintileriyle bir akım haline dönüşen avantgarde sinema, savaş sonrası dönemde boy göstermiştir. II. Dünya Savaşı sonrası Japonya’nın yenilmesi ve işgalci güçler tarafından işgal edilmesiyle başlayan egemenliğin yeniden kazanılma mücadelesine paralel olarak filizlenen karşıt sinema anlayışıdır.

1960’lar ve 70’lerde yoğun olarak varlığını hissettiren avantgarde sinemacılar politik aktivizm ve medyada görüntülerin değiştirilmesinde de aktif rol üstlenirler. Öğrenci protestoları, rehine krizi ve hırsızlık gibi toplumsal olaylara “siyaset sezonuna adanmış” yönetmenler olarak eğilim gösterirler.

Nagisa Oshima, Shohei Imamura, Yoshihige Yoshide, Susumi Hani, Koji Wakamatsu, Toshio Matsumoto, Masao Adachi ve Kihochi Okamoto gibi yönetmenler eserleriyle akıma yön vermişlerdir. Birbirinden bağımsız stilleri deneyen yönetmenler, filmlerde medyada ses getiren olaylara yer verirler.

Bununla birlikte avantgarde film yapımcıları televizyonun hakim olduğu siyasi manzaralara yoğunlaşarak daha radikal bir sinema dili oluşturmuşlardır. Ayrıca yine bu dönemde gazetecilik materyalleri yönetmenler tarafından benimsenerek filmlere aktarılmış; var olan materyaller deneysel yöntemlerle geliştirilmeye çalışılmıştır.

1960’ların avantgarde sinemasına baktığımızda kurgusal ve kurgusal olmayan biçimde gündemdeki konuları ele aldığını görürüz. Shohei Imamura’nın Ningen Johatsu(1967); Kiju Yoshida’nın Erasu Purasu Gyakusatsu(1970), Nagisa Oshima’nın Koshikei (1968) filmleri bu yönelimdeki eserlere örnek teşkil eder. Aynı şekilde gazetecilik materyallerini özgünleştiren çağdaş filmler de yer almaktadır. Koji Wakamatsu’nun Okasareta Byakui(1967), Terrou
no Kisetsu(1769), Yuke Yuke Nidomo no Shojou(1969), Jonouchi Motoaru’nun Gebarutopia Yokokuhen (1969); Kana Katsu’nun Mujin Retto(1969) ve Shuji Terayama’nın Tomato Ketchappu(1971) filmleri dikkat çekmektedir.

Savaş sonrası Japonya’daki geleneksek kalıpları alt üst ederek eskiden kalma idealleri bir kenara iten ve önceki yönetmenlerin yapıtlarının aşan bir sinema anlayışıyla filmle yapılmıştır. Bu doğrultuda ülkede yaşanan politik ve kültürel değişimler öncelikle Yeni Dalga’nın daha sonra da avantgarde sinemanın kaynağı olmuştur. Adaletsizliğe, yolsuzluğa ve yozlaşmaya karşı dik duruşunu kendine özgü, özgür stillerle dile getiren avantgarde sinema, sinema
dilinin önündeki sert duvarları aşındırmış ve kendine özgü bir yön belirlemiştir. Böylelikle Japon sinemasından geleneksel konular haricinde yeni anlayışların ifade biçimlerinin önü açılmıştır.

*Bu yazı Japon Sinema E-Dergisinin 16. sayısında yayınlanmıştır. Dergideki diğer yazıları okumak için tıklayınız.



20 Mart 1991 ‘de Yomra ‘da doğdu. 2010’da Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünden Haziran 2014’de mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sinema bölümünde Yüksek Lisans yapmıştır. Çalışmaları: Afrika ve Osmanlı Belgeseli projesinde yapımcı asistanlığı, Marmara Medya Merkezi Tasarım Birimi Öğrenci Koordinatörlüğü, İGİAD Gençlik Kurulu Koordinatörlüğü, Avrupa Rüyası Projesi sanat yönetmenliği yapmıştır.