Japon Animelerinin Yumuşak Güç Olarak Kullanılması-I

Yazar: Eda GARİP

Japonya 1980’lerde ekonomik alanda süper güç iken şimdilerde kültürel bir süper güç olmak eğiliminde. Japonya ürettiği popüler kültürünü, tüketim kültürüne entegre ederek dünyaya pazarlamaktadır. Japon animeleri ise bu tüketim kültürünün en önemli araçlarından biridir.Anime, Fransızca animé kelimesinden türemesine rağmen Japonya’nın kültürel bir ‘’meibitsu’’su yani ünlü doğal bir ürünü haline gelmiştir. Araştırmada Japon Animelerinindünyada etki alanı oluşturduğu tezi, yumuşak güç kavramı ile ele alınacak ve araştırma anket çalışması ile desteklenecektir. Diğer ülkelerin ne istediğini etkileme yeteneği,  soyut güç kaynakları olan kültür, ideoloji ve kurumlar ile alakalıdır. Yumuşak güç, devletlerin diğer devletleri,  zorlayıcı olmayan yollar ile dış politika seçimlerini şekillendirmesini ifade eder. Yumuşak güç en az sert güç kadar önemlidir çünkü; küreselleşme ile birlikte yayılan bilgi temelli ekonomi beraberinde yumuşak gücü de sürükler. Ulusal imaj, yumuşak gücün bir türüdür. Bu imaj fikirden oluşur, politik ve ekonomik amaçların gerçekleştirilmesi için kullanılır. Yumuşak güç alanında süper güç olarak tanımlanan Japonya ise kitle iletişim araçlarını maksimum fayda ile kullanarak dünyaya sadece belli bir politik amaç içeren bilgilerini pazarlarken, kendi öz kültürünü muhafaza etmektedir.  Japonya’nın etki alanı oluşturmasının birçok ayağı vardır; anime, Japon kültürü, Japan Foundation, kültürel diplomasi ve popüler kültürü üzerinden oluşturulan manga sektörü örnek gösterilebilir. Araştırma bulguları, İstanbul’da  CKM’de düzenlenen Japon Kültür Festivali’nde yapılan anket ile desteklenmiştir. Araştırma kapsamında çeşitli anime izlenilen internet sitelerinden edinilen bilgiler doğrultusunda  birçok ülkede Japon animelerinin izlendiği, anime izleyenler tarafından bilinen bir olgudur. Japonya Dışişleri Bakanlığı’nın 1971’den beri yayınladığı Diplomatic Bluebook’ta : Japonya’nın geleneksel kültürü, animasyonları, mangaları, moda ve kültürü Japonya’nın dış dünyaya tanıtılmasını sağlarken Japonya’nın da denizaşırı görüş ve kültürleri anlamaya çalıştığı görülmektedir.Japonya bir yandan kültürünü tanıtabileceği, yumuşak gücün bir ayağı olan kurumları oluştururken, diğer yandan ekonomisini geliştirerek yumuşak gücünü pekiştirmektedir. Japon animeleri, yumuşak güçlerinin bir parçası, kültürel politikalarının bir destekleyici unsurudur.

1.Kültür ve Japonya’nın Kültürel Diplomasisi

Tarihte kültür nispeten özerk bir güce sahiptir.Samuel Huntington, yeni dünya düzeninde çatışmaların ana sebebinin ideolojik ya da ekonomik sebeplerden değil; insanların bölünmesini ve çatışmaları besleyen kaynağı kültür olarak belirtmiştir.

Kültürel diplomasinin önemi, Soğuk Savaş’ın bitiminde uluslararası ilişkilerde ortaya çıkan güç kayması anlayışlarında yumuşak güç üzerine olan tartışmaları artırmaktadır. 2000’lerin başlarından beri, devletlerin güçlerinin yalnız materyal kaynaklar üzerinden ölçülmesi yerine devletleri etkileme ve işbirliği kavramları akademik tartışmalarda ve uluslararası ilişkilerde popüler kavramlar haline geldi. Kültürel diplomasi, genel olarak, hükümetlerin kendi uluslarının çekiciliğini artırmaları için kullandıkları araçlardan biridir.

Kültürün antropolojik yorumlaması insanların medenileşmesidir. Bu antropolojik yorumlama ilk defa Oxford English Dictionary’de 1933 yılında görülmüştür. Ama onlarca yıldır kültürün İngilizce kullanımı dengesiz olmuştur. Rahatsız edici bir şekilde ‘’zihinsel ve ahlaki görgü’’ nosyonu ile daha yeni olan ‘’belli bir toplumdaki eylemler ve inançlar’’ şeklinde gezinmektedir.

Avrupa’da kültür ve medeniyet yaklaşımları arasında belirgin bir ayrılık vardır. Wilhelm von Humboldt gibi akademisyenler, kültürü, doğayı bilim ve teknoloji ile kontrol etmek şeklinde tanımlarken, medeniyeti ise insan göreneklerinin ve davranışlarının gelişmesi şeklinde belirtmişlerdir. Tersine, Mommsen ve ilerde ise Tönnies, Alfred Weber ve diğerleri, kültürü soyut dünyanın değerleri ve idealleri olarak, medeniyeti ise insanların bilimde ve teknolojideki somut başarıları olarak tanımlamışlardır. Japonya’da hâkim gelen kullanım ise kültürün soyut oluşu ve medeniyetin somut olarak tanımlanmasıdır.

Immanuel Wallerstein kültür nosyonunun oldukça farklı yönlerine ve kültürün tek bir kelimeye indirgenmesinin sonsuz tartışmalara yol açacağına dikkat çekti.  Bir yandan kültür, yatay olarak bölünerek toplumun teknoloji ve ekonomisini kapsarken, diğer yandan dikey bölünme ile insanları ayrı gruplara ayırır; Fransız kültürü ya da Alman kültürü veya Çin kültürü gibi.

Japonların hayal gücünde, Batı ve Asya iki soyut kutup sunar, Japon ulusal kimliği kendini her an kendini diğerlerinden ayırma ve yakınlaşma isteği ile ifade eder.Dahası, Japoncada, gaijin yabancılar anlamındadır, ama bu terim sadece beyaz yabancılara uygulanır. Asyalılar gaijin değildir, onlar Çinli, Koreli, ya da Hintlilerdir.

Kültürel diplomasi, devletlerin gerçeklikle ilgili belli bir görüş bildirme aracı olarak kültürel sembollerden faydalanması anlamına gelir.Tartışmalı olarak, Japon kimliği, bu yapısal belirsizlik, ırk ve kültürün bir uyumu ve yerel söylemlerle şekillenmiştir. Japonya’nın kültürel diplomasisi açısından, Japonya’nın diğer Asyalı ırklardan ayrı kültürel üstünlük konumu ve eş zamanlı olarak Asya’nın ırksal ve kültürel gerçekliğinde bütünleşerek beyazların sömürgeciliğine karşı özgürleşmek için kolektif bir savaşmayı içerir.

Japonya dış politikasında, Japon kültürünü yeniden tanıtma çabaları 1970’lerde başladı. Japan Foundation, bir ölçüde, ABD’nin Japon ile ikili kültürel değişim finans yükünü paylaşma isteği ve çoğunlukla ABD’nin parasal sponsorluğunda kuruldu. Kurulmasının başka bir nedeni ise Japonya’nın Güneydoğu Asya’da oluşan hâkim ‘’ekonomik hayvan’’ algısına ve Japonya’nın ekonomik cesaretinin onu yeniden militarizme iteceği korkusuydu.

*Bu yazı YATTAA* dergisinin 21.sayısında yayınlanmıştır.



20 Mart 1991 ‘de Yomra ‘da doğdu. 2010’da Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünden Haziran 2014’de mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sinema bölümünde Yüksek Lisans yapmıştır. Çalışmaları: Afrika ve Osmanlı Belgeseli projesinde yapımcı asistanlığı, Marmara Medya Merkezi Tasarım Birimi Öğrenci Koordinatörlüğü, İGİAD Gençlik Kurulu Koordinatörlüğü, Avrupa Rüyası Projesi sanat yönetmenliği yapmıştır.


Translate »