İnsan Ruhunun Sınandığı Ölüm Geçidi: DEATH PARADE

Death Parade

Death Parade yönetmenliğini ve senaristliğini Yuzuru Tachikawa’nın üstlendiği 2015 yılı Japon televizyon anime dizisi. Dizi aslen 2 Mart 2013 tarihinde yayınlanan ve Madhouse tarafından üretilen Death Billiards adlı kısa filme dayanmaktadır.Anime dizisi 9 Ocak 2015 ve 27 Mart 2015 arasında Japonya’da yayınlandı ve Kuzey Amerika’da Funimation tarafından lisanslandı. Ayrıca Madman Entertainment tarafından Avustralya ve Yeni Zelanda’da dijital dağıtımı yapıldı.

Death Parade 1

Çok önemli bir nokta da Ninja Scroll, Vampire Hunter D: Bloodlust, Death Note gibi önemli animelere imza atmış olan Madhouse‘un animenin prodüksiyonunu üstlenmesi.

Kısa film anime serisinden farklı mı derseniz değil. Death Parade’ın bölümleri temel olarak nasıl işlenmişse kısa filmde de aynı işleniyor. İnternette de Death Parade’nin OVA’sı şeklinde yer alıyor. Bu kısa filmi, serisi çıkmış bu animemiz için bir tanıtım aracı sayarsak çok da yanlış olmaz bence.  Zaten OVA bölümü izlemeden seride yer alan kuralları anlamak da pek mümkün olmuyor. Demek ki neymiş seriye önce OVA’yı izleyerek başlıyor ve kafamızda soru işareti kalmaması için ön hazırlığımızı tamamlıyoruz.

Serinin bölüm sayısı 12. İkinci sezonu da çıkar gibime geliyor. Bana göre hikayesiyle izleyiciyi kendisine çeken bir yapım; insan duygularına dokunabilmesi yönüyle.. Ancak tabi bölümlerin biraz daha canlandırılması gerekiyor. Ana karakterlerin hikayelerine yavaş yavaş geçilmeye başlandığında tadından yenmez. İkinci sezona böyle bir atılım bekliyorum yapımcı ve senaristlere duyurulur.

Death Parade 2

Serimizi inceleyecek olursak:

Death Parade, bir tür psikolojik anime. İnsan ruhunun karanlıklarını bir oyunla ortaya çıkarıyor.

Konusu şöyle; dünyada aynı anda ölen iki insan, kendilerini asansörle indikleri bir barda bulurlar. Ancak öldüklerini hatırlamazlar. Her barda ayrı bir barmen yer alır. Bu barmenler, episodelarda ilerleyen dakikalarda öğreniyoruz ki aslında “Hakem”dirler. Bu ölen iki kişi nereye gideceğini belirlemek için “Ölüm Oyunu” oynanmak zorundadır ve oyunun sonucuna hakemimiz karar veriyor.. Finalde kişiler iki asansörün önüne gelir; asansörlerden biri iyi yöne(Cennet), diğeri kötü yöne(Cehenneme) gider.Aslında sadece cennet/cehennem değil de, bazen bazı ruhlar boşluğa da gönderilebiliyor ya da reenkarne olarak dünyaya yeniden gidiyor. Bu iki kişi öldüklerini bilmediklerinden daha doğrusu hatırlamadıklarından oyunu kaybedenin öleceğini zannederler ve kazanmak için uğraşırlar. Bu oyunda masum olan kişi kim? Bu iki kişi son anılarını yeniden hatırlayabilecek mi? Çoktan ölmüş olduklarını ne zaman fark edecekler/ fark edecekler mi?

Death Parade 3

Karakterlere biraz değinecek olursak:

Decim; 15.katta yer alan Quindecim Bar’daki barmenimiz/hakemimiz. Decim’in hobisi, daha önceden yargıladığı insanların mankenlerini yapmak. Bu hobisinin ardında yatan neden cidden çok hoş. Ben ne olduğunu söylemeyeceğim, siz merak edip seriye başlayın. Onun dışında Decim karakterinin kişiliği, düşünce ve beyin yapısı nedir? Decim kimdir aslında? Cevaplar seride. (Seride Decim’in kim olduğuna ilişkin hatıra kırıkları toplanmaya başlasa da net cevabı 2.sezonda alacağız sanırım.)

Chiyuki: (Noona Kurokami)  Hiçbir anısı, kendine dair hiçbir şey, kimliğini dahi hatırlamayan “siyah saçlı kadın” olarak kendini barda bulur. Decim’in asistanlığını yapmaya başlar. Chiyuki’nin kendine has hikayesi de oldukça gizemli. İlerleyen bölümlerde bir anısını hatırlamaya başlar. Bu başlangıç tabi ki biz seyircilerde merak uyandırır. Bu karakterle ilgili ilginç ve beklenmedik gelişmeler de yine bölümler içerisinde söz konusu. (Vakit kaybetmeyin, izlemeye başlayın.)

Serideki diğer Hakemler:

Nona: Decim’in patronu. Kuleye giriş çıkışı yöneten biri. (şimdi demeyin ne kulesi bu? İzleyin, izleyin.) 90.katta yer alıyor ve zaman zaman Ölüm Oyunları’nda da kendisini görebiliyoruz.

Ginti:Ginti diğer deyişle Viginti de Decim gibi bir hakem. 20.katta çalışıyor. Kendisini daha sonraki bölümlerde görüyoruz.

Clavis: Kendisini asansör görevlisi olarak görüyoruz. Sürekli gülümseyen biri olarak karşımıza çıkıyor.

Queen; Bilgilendirme Bürosu’nda çalışan biri. Decim’in Chiyuki’yi yanında asistan yapmasına müsade eden kişi.

Castra: Okul kasketiyle gezen kadın karakter. Hangi ruhun hangi hakime gideceğine karar veren kişi.

Oculus: Kendini “Tanrı” olarak ilan etmiş birisi. Boş vakitlerinde bol bol galaktik havuzda oynuyor.(Ben bu karaktere gıcık olmuştum açıkcası)

Seride yer alan ve ölüm oyunuyla sınanan kişilere de değinecektim ama yazı çok uzun olacak o yüzden o kısmı sizin seyrinize bırakıyorum.

İlk bölüme kısaca değinirsem (Sadece ilk bölüm merak etmeyin)

Bölümümüz “Ölümün Yedi Dartı(Death Seven Darts)”: yeni evli Takashi ve Machiko’nun kendilerini Quindecim’de bulmalarıyla başlıyor. Oraya nasıl geldikleri ile ilgili hiçbir şey hatırlamayan çift bir oyun oynamaya zorlanır. Bu dart oyununda, isabet eden her dart, rakibinde büyük acılara sebep olur. Çünkü dartta yer alan her bölge vücuttaki bir organı veya uzvu temsil eder.  Oyun süresince çift yavaş yavaş oraya nasıl geldiklerini hatırlamaya başlar. Sonlara doğru Takashi, Machiko’nun kendisini aldattığından şüphelendiği bir anısını hatırlar. Bunun üzerine oyunun seyri tamamen değişir. Decim’in hakem olarak karar vermesini sağlayacak olaylar gelişir.

Diğer bölümlerin başlıkları da şöyle:

2.Bölüm: Death Reverse (Ölümün Tersi)

3.Bölüm: Rolling Ballade (Yuvarlanan Şarkı)

4.Bölüm: Death Arcade(Ölüm Pasajı)

5.Bölüm: Death March (Ölüm Marşı)

6.Bölüm: Cross Heart Attack (Çapraz Kalp Krizi)

7.Bölüm: Alcohol Poison (Alkol Zehiri)

8.Bölüm:Death Rally (Ölüm Yarışı)

9.Bölüm: Death Counter (Ölüm Sayacı)

10.Bölüm: Story Teller (Öykücü)

11.Bölüm: Memento Mori (Ölüm Sembolü)

12.Bölüm: Suicide Tour (İntihar Turu)

Genel olarak animeyle ilgili düşüncelerime gelecek olursak:

Öncelikle bu anime insan doğasını gerçekten çok iyi anlatmış. Her insan özünde bencildir ve bu bencillik onun her şeyden önce kendini düşünmesine sebep olur. Animemizin ele aldığı temel konulardan biri de bu bence. Bir insan en zor durumlarda, ölümle karşı karşıya geldiğinde, kendi canı riske girdiğine nasıl bir ruh haline girer, nasıl tepki verir, karşısındakine nasıl davranır.. Bunların cevabını hakemlerin yönettiği “Ölüm Oyunları”nda alıyoruz. Gayet net ve gerçekçi biçimde..

Genel olarak animede ölümün soğuk rüzgarları esse de kesinlikle sıkıcı bir anime değil. 20 dakikayı soluksuz izleyebilirsiniz.

Biliriz ki her insan aynı değildir. Fiziksel olarak benzerlik göstersek de, özümüzde hepimiz birbirimizden farklıyız. Farklı ruh hallerine, karakterlere ve özelliklere sahibiz. Bu nedenledir ki her insanın her duruma tepkisi aynı değildir. Hele de sonunda ölüm olan bir durumla karşılaştıkları zaman.. Seride izlenimini edindiğimiz farklı insan tepkileri aslında bir nevi bize de kendimizi, iyi ve kötü yönlerimizi de sorgulatıyor.

İnsanlar öldükten sonra ya cennete yada cehenneme gider. Seride de hakemlerimiz insanların nereye gideceklerine karar veren kişiler. Bahsettiğim gibi kararı, Ölüm Oyunları’nda insanların verdiği tepkilere göre veriyorlar. Birbirinden farklı oyunlar mevcut. Her oyun aslında oraya ölüp gelmiş olan kişilerin bastırılmış karanlık yönlerini ortaya çıkarmak için tasarlanmış. Bu tasarımın temel dürtüsü ise “korku”. Korku sayesinde karanlık yönler ortaya çıkar ve hakim objektif kararını verir. Bu anda insan ölmemek için öldürmeyi bile yeğleyebiliyor. Ancak bu onun iyi veya kötü biri olduğunu göstermiyor. Çünkü adil karar için zaman zaman kişilerin hatıralarına da bakılıyor. Her ne kadar kararı Decim veya diğer hakemler verse de bu kararlar da seyirciye de pay düşüyor. Çünkü izlerken biz de tarafsız bir yargıya varmaya çalışıyoruz. Aslında bir nevi izlerken biz de hakemlik yapıyoruz. Ama bazen öyle durumlar oluyor ki; iyi ile kötüyü ayırt edemiyoruz.. Bazen iyi olan ruh cehenneme gidebiliyor..hak etmeyen bir ruh reenkarne olabiliyor..her ne kadar biz de izlerken tanık olsak da zaman zaman biz de doğru kararın ne olduğuna karar veremiyoruz.

Aslında tüm kararların ucu açık bırakılıyor. Seyirci olarak bizler de kararların verilmesine dahiliz. Kendi benliğimize de dönüyoruz, kendimizi de sorguluyoruz karara müdahil olurken..

Bu yönüyle yani insanlığımızı sorgulatan, biriktirdiklerimiz iyilikler mi kötülükler mi onu sorgulatan, karakterimizi sorgulatan yönüyle.. Death Parade.. Gerçekten izlenilmesi gereken bir anime..

* Bu arada filmin Opening ve Ending Soundtrack’ı da çok güzel hem şarkı sözlerindeki anlam içeriği olarak hem dinleti olarak. Kesinlikle dinlemenizi tavsiye ediyorum.

-Opening ST: Flyers – BRADIO

-Ending ST: NoisyCell- Last Theater

Son olaraaak..

(Sıkıldınız farkındayım..Sıkılmayın nolur)

Bir iki söz paylaşacağım animeden..

Death Parade 4

“Hayatını dolu dolu yaşamış insanların, hiçbir şey yaşamamış gibi son bulmalarından hoşlanmıyorum.”

Death Parade 7

“İnsanların sahip olduğu en ilkel duygu nedir biliyor musun? ‘KORKU’ ”,

Death Parade 6

“Yaşamanın hiçbir anlamı yok. Belli bir noktada sadece ölmek için yaşıyorlar.”

Death Parade 5

“Bu sadece acı değil. İnsanların olduğu yerde bir o kadar çok duygu da vardır.”



Farklı olan birçok şeyin peşinde... Sanat ve tasarım aşığı.. Soyut/somut her şeyde bir güzellik arayışı içinde olan, gerçeklikle hayal arasında araftaki kişilik...


Translate »