İki Arada Kalmışlığın Hikayesi: “Benim Babam Benim Oğlum”

vlcsnap-2014-06-13-00h35m15s211

2013 yapımı Japon filmi “Benim Babam Benim Oğlum (Like Father Like Son)”ın açılış sahnesinde bir anne-baba ve 6 yaşında çocukları ile özel okul yetkililerin görüşmesine gideriz. Yetkililerden birinin “Keita, en çok kime benziyor?” sorusuna baba Nonomiya “Uysallığı annesine, kibarlığı başkalarına” diye cevap verir ve ekler “Kusuru da her şeyi sakin bir şekilde karşılaması.” Babanın cümlelerindeki hüsran yüz ifadesine de yansır. Görüşme esnasında çocuk Keita’ya yöneltilen sorulardan biri babasıyla beraber vakit geçirip geçirmediği ve neler yaptığıdır. Keita bu soruya hazırlıklı olduğunu gösterircesine geçen yaz kampa gittiklerinden ve uçurtma uçurduklarından bahseder. Görüşme boyunca tanık olduğumuz sorumluluklarının bilincinde, çocuğuyla kaliteli zaman geçiren post-endüstriyel toplumun bir ürünü olan “modern baba” rolünü oynayan Nonomiya’nın bu rolün gerçekliğinden uzak olduğunu “kamp hikayesi”nin bir kurmaca olduğunu öğrendiğimizde anlarız. Baba Nonomiya çocuğu ile faal olarak ilgilenen “ikumen” olmaktan şu an için uzaktır.

İkinci dünya savaşından bu yana endüstrileşmesi ve aynı doğrultuda modernleşmesi hızla yükselen Japon toplumunda aile değerlerinin ve rollerinin bundan hiç etkilenmemesi düşünülemezdi. Japonların en çok korktuğu 4 kelimeden birınin  “baba” (diğerleri deprem, gök gürültüsü ve yangın) olduğu, erkeğin evin tek geçimini sağlayan kişi olduğu, babanın otoriterlik ile eş tutulduğu günlerden modern kent hayatlarının cinsiyet rollerini yeniden şekillendirdiği veya en azından zorladığı günümüze geldik. Ancak bütün bu değişimlere rağmen Japon toplumunda mevcut cinsiyet rollerinin büyük ölçüde aynı biçimde devam ettiği, babaların çocuklarla ilgilenme görevini veya sorumluğunu annelere verdiği gözlenmektedir. Bu durumun bir benzerini  baba Nonomiya’nın Keita ile ilgilenme işini anne Midori’ye bırakmasından, Keita’ya zaman ayıracağım sözünü 6 senedir tekrarlayıp durmasından ama bir türlü yerine getirmemesinden anlıyoruz. Önümüzde her ne kadar hali vakti yerinde modern bir kentli aile olsa da Nonomiya ve Midori’nin geleneksel cinsiyet rollerini  aştıklarını söyleyebilmek mümkün değildir.

5360a11667cfd_zps4c2fa7ed

Baba Nonomiya’nın “Biliyordum!” diye kendini ve yaptıklarını haklı çıkarmaya çalıştığı ve Keita ile kurmadığı bağı veya Keita’ya yakıştıramadığı nitelikleri keşfi bir gün aldıkları bir telefonla belirginleşecekti. Midori’nin doğum yaptığı hastanenin yetkilileri anne-babayı bir görüşme için acilen çağırıyorlardı. Yetkililer Japon çiftimize doğum sonrasında bebeklerin karışmış olabileceğini söyledikten ve bir DNA testi ile bu iddia teyit edildikten sonra ilk dikkatimizi çeken şey baba Nonomiya’nın Keita’ya bakışlarındaki değişiklik olacaktır. Bunu fotoğraf albümlerine bakıp 6 senedir bu durumu nasıl fark edemediklerine şaşırmaları takip edecektir.

Nihayet diğer aileyle bir görüşme ayarlanır ve yetkililer çiftlere çocukların geleceği için bir karar vermelerini salık verir. Diğer aile Saiki ve eşi daha mütevazı bir hayat sürmektedir ve toplamda 4 çocukları vardır. Bunlardan birisi adı “güneşli gün” anlamına gelen ve aslında biyolik babasının Nonomiya olduğu Ryusei’dir. Saiki’de dikkatimizi çeken ve onu Nonomiya’dan farklı kılan şey ise tam bir “ilgili baba” olmasıdır. Saiki çocuklarıyla beraber banyo yapıyordur, onlarla oyun oynuyordur, şakalaşıyordur ve oyuncaklarını tamir ediyordur. Bir başka deyişle Japon hükümetlerinin son yıllarda desteklediği ve teşvik ettiği “çalışan babaların iş-hayat dengesi” kavramına tam anlamıyla uyuyordur. Patriyarkal düzeni sembolize eden hastane yetkililerin  “çocukların karşılıklı öteki ailede kalması ve erken yaşta adapte olmalarının daha kolay olacağı” önerisi “Kan bağınız var ve önemli olan da budur.” kadim düsturuyla hatırlatır.

hirokazu-koreedas-like-father-like-son

İki farklı babalık anlayışı Nonomiya ve Saiki’nin diyaloglarında da kendini belli eder. Saiki “Neden çocuğunla beraber banyo yapmıyorsun?” sorusuna Nonomiya “Bizim ailede önemli olan bağımsız olabilmektir.”şeklinde bir cevap verir. Saiki “Çocuklar için, onlara zaman ayırmak her şeydir.”diye devam edince Nonomiya “İş yerinde sadece benim dışımda kimsenin yapamayacağı işler var.”bahanesinin arkasına sığınır. Saiki’nin cevabı ise ibretliktir: “Ama senin dışında babalık rolünü kimse yerine getiremez ki.”

Hastane yetkilileri ile aynı düşünceyi paylaşan biri de eski kuşak temsilcisi Nonomiya’nın babasıdır. Geleneksel patriyarkal düşünceyi temsilen “Bunun bir kan bağı meselesi” olduğunu hatırlatır. Babasından aldığı ilhamla Nonomiya karısına “Kan bağın olmadığını bildikten sonra şimdi Keita’yı eskisi gibi sevebilir misin?” cümlesini sarfeder. Anne Midor ise kocasını en baştan beri Keita ile gerçek bir bağ kurmamakla suçlar.

İki ailenin birkaç kez beraber görüşmelerinden sonra artık çocuklar karşılıklı biyoloik ailelerinde kalmaya başlarlar ama bu süreç sancısız yaşanmaz. Çocukların huysuzlukları, Ryusei’ye “artık baban benim” sözlerinin söylenmesi ve “neden” sorularının cevapsız kalması ve sonunda Rysuei’nın evi terk ederek Saika’ya dönmeye çalışması; öte yandan, Keita’nın Nonomiya ile karşılaştığında ondan kaçması ve “Baba artık baba değil” sözleri mevcut durumun içinden çıkılmaz bir hal almasına sebep olur.

Bu  çarpıcı film, iki farkli sosyo-ekonomik geçmişlere sahip ve iki farklı babalık anlayışını temsil eden (biri ilgili biri ilgisiz) Nonomiya ve Saiki’nin babalık temsillerini kıyaslama imkanı verirken, ayrıca iki karşıt görüşü  (kan bağı önemlidir ve kurduğun bağ önemlidir) tartışmamızı ve üzerine düşünmemizi sağlamaktadır.

Yazar: Ercan Gürova



20 Mart 1991 ‘de Yomra ‘da doğdu. 2010’da Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünden Haziran 2014’de mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sinema bölümünde Yüksek Lisans yapmıştır. Çalışmaları: Afrika ve Osmanlı Belgeseli projesinde yapımcı asistanlığı, Marmara Medya Merkezi Tasarım Birimi Öğrenci Koordinatörlüğü, İGİAD Gençlik Kurulu Koordinatörlüğü, Avrupa Rüyası Projesi sanat yönetmenliği yapmıştır.