II. Dünya Savaşının Japon Sinemasındaki Yankıları

Japonya topraklarına adım atan sinema, feodal sistemin gölgesinde eşitlik ilkesinin birçok alanda kısıtlı olduğu bir toplumla karşılaşmıştır. Bu ortam içerisinde sinema sanatı Batı’dakinin aksine kendisine bu Güneş İmparatorluğunda farklı bir dil oluşturmuştur. Sahnede kadınların yerine erkekleri, sesli filmler yerine yıllarca theatral sessiz filmlerle mücadele etmiş ve son olarak konularda kısıtlamaya gitmiştir. 1930’lardan sonra ülkede iyice hissedilmeye başlayan savaş tamtamlarına selam duran filmler üretilmiştir.

II. Dünya ve Pasifik Savaşı sürecinde devletin ideolojik aygıtı olarak pay biçilen sinema, Japonya topraklarından taşarak ülkenin işgali altındaki Çin, Tayvan, Kore, Singapur, Malezya gibi ülkelere sıçrar. Japon topraklarından bir o kadar uzak bu ülkeler, savaş sırasında Japonya’nın işgali altındadır. Ve bu ülkelerdeki Japon hâkimiyetini sağlamak amaçlı Japonlar propaganda filmleri çekmiş, göstermiştir. Öyle ki bu filmlerde “kahraman Japon askerleri” bir filmde ülkesini kurtardığı Çinli bir kadının kalbinde taht kurarken diğerinde Koreli çocukların gözünde kahraman olmaktadır. İşgal altındaki ülkelerde durum böyleyken Japonya’da ise 1939 yılında çıkarılan Film Kanunu ile Batı kültürü ve savaş karşıtı söylem içeren filmler sansürlenmiş ve Pasifik Savaşı nedeniyle yabancı filmlerin dağıtımları yasaklanmıştır.

Savaş döneminde filmlere getirilen ağır sansürlerin dışında en önemli gelişme yönetmenlere karşı alınan tavırdır. Japon hükümeti tarafından komünist ve Batı hayranı olduğu düşünülen yönetmenler sektörden uzaklaştırılmış, bazıları ise hapse atılmıştır. Sektör içerisinde azınlık olarak hükümetten eserlerini kaçırarak üretmeyi başaran yönetmenlerin filmleri ise desteklenmediği için dağıtım-gösterimde büyük sorunlar yaşamışlardır. Ayrıca savaş döneminde yaşanan ham film kıtlığı sebebiyle filmlerin dağıtımları senaryolara göre belirlenmiş ve bu sebeple propaganda içerikli filmler ilk tercih sebebi olmuştur. Bu sebeple bağımsız yapımların birçoğu kendi imkânlarıyla çekilebilmiştir.

Hiroshima ve Nagasaki’ye atılan atom bombasıyla teslim bayrağını çeken Japonya, savaştan yenik ayrılmıştır. 1945’te radyo yayınında “tanrısal yetkilerinden vazgeçtiğini” belirten İmparator Hirohito’nun duyurusuyla mağlubiyet resmiyet kazanmıştır. Bu duyurunun ardından işgal kuvvetlerinin kontrolü altına giren ülkenin dört bir yanında temizlik ve asimilasyon çalışmaları başlamıştır. Öncelik olarak Mac Arthur döneminde medya kanalları sansürlenmiş ve savaş döneminde üretilen Japon milletini yücelten propaganda içerikli 225 kadar film “geleneksel Japon biçimlerini, feodal sadakati taşıdığı” sebebiyle yakılarak yok edilir. 1946’da çıkarılan karşı Film Yasasıyla savaş döneminde film üreten savaş suçluları sektörden uzaklaştırılır.

Osamu Fushimizu’nun China Nights filminden bir kare (1940)

Getirilen sınırlandırmalar ile savaş döneminin aksine jidaigeki filmler üretmek zorlaştı. 1951’de imzalanan San Francisco Antlaşmasıyla film üretim standartları sınırlandırılır ve yabancı filmlere yeniden Japonya’nın kapılarının açılmasıyla üretim sayısı hayli düşer. 1940’ların sonlarına doğru sektörde yapılan düzenlemeler kapsamında daha bireysel temalarda filmler çekmek amacıyla bağımsız film şirketleri kurulmaya başlanır. Bu yapım şirketleri savaş dönemindekinin aksine daha önce yasaklanan bireylerin yabancılaşma, cinsellik, toplumsal eşitlik gibi sorunlarına eğilen filmler üretmeye başlar. Savaş sonrası dönemde getirilen düzenlemeler ile Japon sinemasında bağımsız filmlerin sayısı artarken geleneksel biçimli filmlerin sayısında hayli düşüş yaşanır.

Savaş sonrası Japon sinemasının toparlanmasında önemli payı yönetmen ise Akira Kurosawa’dır. Onun 1951 yılında çekmiş olduğu Rashomon filminin Venedik Film Festivali’nde ödül kazanmasıyla Japon sineması yeniden adını duyurmaya ve toparlamaya başlar. Onun açtığı yolda ilerleyen Batılı vizyona sahip yönetmenler tarafından ülke sineması yeniden şekillendirildi. Savaş sonrası yaşanan gelişmeler ışığında Japon sineması Batılı kaynaklardan elde ettiği bilgiler ve Japon duyarlılığıyla filmler üretmeye devam etti.

*Bu yazı Japon Sinema E-Dergisinin 19. sayısında yayınlanmıştır. Diğer yazıları okumak için tıklayınız.



20 Mart 1991 ‘de Yomra ‘da doğdu. 2010’da Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünden Haziran 2014’de mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sinema bölümünde Yüksek Lisans yapmıştır. Çalışmaları: Afrika ve Osmanlı Belgeseli projesinde yapımcı asistanlığı, Marmara Medya Merkezi Tasarım Birimi Öğrenci Koordinatörlüğü, İGİAD Gençlik Kurulu Koordinatörlüğü, Avrupa Rüyası Projesi sanat yönetmenliği yapmıştır.


Translate »