İçimizdeki Vahşet I Narayama Türküsü

The-Ballad-of-Narayama

1983 yapımı, Shohei Imamura imzalı, Cannes Altın Palmiye “En İyi Yönetmen” ödüllü Narayama Türküsü bizi yüzyıl önce Narayama Dağının eteklerinde, ıssız küçük bir köyde yaşanan acımasız bir gelenekle tanıştırır. Bu dağ köyünde hayatta kalmak en önemli meseledir. Kıtlık her zaman en büyük tehdittir. Dolayısıyla, nüfus kontrolü için gaddarca yöntemler kullanılmaktadır. Örneğin, yoksullukla başa çıkabilmek için fazla çocuklar sokağa atılmakta ve 70 yaşına gelen ihtiyar aile üyeleri yine aile tarafından dağın doruğuna taşınıp ölsünler diye oraya terk edilmektedir. Bu acımasız uygulamanın adı ubasute olarak da bilinir.

The-Ballad-Of-Narayama 3

Belgesel tadında açılışı yapılan film ilerleyen dakikalarda korku-gerilim tadına evriliyor. 69 yaşındaki Orin dağa gitme hazırlıkları yapar ve bunu geleneğin bir parçası olarak gördüğü için doğal karşılar. Bir sene sonra oğlu Tatsuhei tarafından sırtında dağa taşınıp kaderine terk edilecektir. Filmde bu olayın dışında insanın kanını donduran “hırsız aileyi diri diri toprağa gömme” ve “diş kırma” gibi dehşet verici sahneler de vardır. Bu sarsıcı olaylara doğadan vahşi (!) görüntüler eşlik eder bir yandan. Film adeta bize doğa mı insanlık mı daha vahşi sorusunu sordurur. Üretme gücünden yoksun bireyleri toplum dışına çıkarma geleneği insan doğasının karanlık taraflarını sergiler. İnsan türünün toplumsallığının en sade ama sarsıcı hikayesidir izlediğimiz. Bireyselleşen hayatlar yaşadığımız yüzyılda “feragat” ve “topluluğun faydası” için yapılanları anlamakta güçlük çekeriz. Film bizi insan doğasının acımasız yönleri ile tedirgin ederken görmezden geldiklerimizle veya üstünü örttüğümüz gerçeklerle yüzleşmemize vesile olmak ister.




Translate »