Howl’un Yürüyen Şatosu ve Japon Kültürü

Howl’un Yürüyen Şatosu ve Japon Kültürü

Yazar: Emine İRDEN

Dikkat, Howl’un Yürüyen Şatosu nu anlatan bu yazı spoiler içermektedir!

Sophie Hatter üç kız kardeşin en büyüğüdür, bu da kendi inancına göre onun kısmetini engellemektedir. Şapkacı olan babası vefat edince üvey annesi kız kardeşlerini başka mesleklere yöneltir, kendisini ise baba mesleği olan şapkacılıkta tutmaya devam eder. Bir gün fırına gitmek için dışarı çıktığı sırada Howl adında ki büyücüyle karşılaşır ve onun düşmanı olan kötülükler cadısının hışmına uğrar. Yaşlılık büyüsü yapılan Sophie evde duramaz ve yola koyulur. Yolda hareket eden korkuluk Şalgam Kafayla karşılaşır ve onun sayesinde de Howl’ın yürüyen şatosuna ulaşır. Howl küçükken Calcifer adındaki cinle anlaşma yapmış ve kalbini cine vermiştir. Bencil ve kendini beğenmiş olan Howl arka plandaki savaşta da rol almaktadır. Zamanla Sophie’yle aralarında oluşan sevgi Howl’ı iyileştirecektir.

Howl’un Yürüyen Şatosu ve Japon Kültürü

Howl’un Yürüyen Şatosu

Film genellikle mahşer ve lirik anlatım üzerine kurulmuştur. Savaşın karanlık yüzü ve ortam bolca yer almakla birlikte Howl’un Sophie’yi mutlu etmek için evin bir kapısını bahçeye açtığı zamanlar müzikle birlikte bir dinginlik sağlanmıştır.

Sophie, Miyazaki‟nin tüm dişi kahramanları gibi (Ruhların Kaçışı’nda olduğu gibi), zorlu bir ortamda ailesinden uzak kalmıştır. Kötülükler Cadısı’nın büyüsü yüzünden yaşlı bir bedende yaşamak zorunda kalmadan önce de ilgisiz bir anne ve zengin bir hayat düşleyen kız kardeşinden kopuk bir hayat sürmektedir. Büyülendikten sonra da evinden ayrılarak kendine yaşayacak yeni bir yer bulmaya çalışır. Sophie, macera boyunca yaşlı bir bedende yaşamanın zorluklarıyla baş etmeye çalışırken, mizah duygusu ve şefkati onu ayakta tutan şeylerdir.

Howl’un Yürüyen Şatosu ve Japon Kültürü

Sophie, insanlığın en büyük korkusu olan yaşlılık, hastalık ve ölüm gibi korkularla başarıyla yüzleşir. Dünyanın en hızlı yaşlanan nüfusuna sahip olan ve yaşlıların bakımının gençlerin hayatı ve ülke ekonomisi için büyük bir yük olduğu tartışmaları süren Japonya’da, Sophie’nin yaşlılığa dair kaygıları ile baş etmesi, yaşlı olmanın iyi yanlarına odaklanmaya çalışması ayrı bir önem taşımaktadır.

Güzellik, güncel Japon kültürünün de önemli bir parçası olduğu için, Miyazaki güzellik kavramını tartışmaya açmış, kabul edilen güzellik standartlarına uymayan kadınların üzerlerinde hissettiği baskıyı eleştirmiştir. Miyazaki güzelliğe bakış açısını bu filmde görsel olarak betimlemiştir. Sophie mutlu olduğu zaman gençleşmekte, kızgın ve üzgün olduğu zamanlarda ise tekrar yaşlı haline geri dönmektedir. Sophie’nin yaşlı birine dönüşmesi onun olgunlaşma sürecindeki en büyük etken aynı zamanda.

Howl karakteri Ruhların Kaçışı filmindeki Haku karakteriyle oldukça benzeşmektedir. Hem karakter olarak hem de görünüş olarak. İkisi de benliğini kaybetmiş aynı zamanda başka varlıklara dönüşebilmektedirler. Kötü cadılara çıraklık etmektedirler. Yine bu iki filmde erkek karakterleri kurtaran dişi karakterler olmuştur. Sophie Howl’ın benliğini kazanmasına yardım etmiş, Chihiro ise Haku’nun üzerindeki laneti kaldırmıştır.

Howl’un Yürüyen Şatosu ve Japon Kültürü

Genel olarak Japon animelerinde (dizi ya da film fark etmez) erkek karakterlerinin olgunlaşmamış, zorluklarla yüzleşmekten kaçan ruh hallerine değinilir. Japon erkekleri içinde bulunduğu henüz olgunlaşmamış ve zorluklarla yüzleşmekten kaçmaya eğilimli ruh hali içerisindedirler. Bir Japon yazardan alıntı yapan Wolferen, Japon işadamlarının ve politikacılarının “Peter Pan Sendromu” yaşadıklarını ve çocuksu bir düş dünyasına sığınarak dünyayla yüzleşmekten kaçındıklarını söylemiştir.

Filmde modernleşme adı altında ailedeki bağların kopmaya başlamasının eleştirisi de Sophie üzerinden verilmektedir. Annesi ve kız kardeşi zengin koca peşindedir. Öyle ki annesi Sophie’yi bulması için Madam Sulivan’a yardım eder. Kızı için her ne kadar üzülse de kötü tarafla anlaşma yapmayı kabul etmiştir.

Miyazaki diğer filmlerinde olduğu Howl’un bu macerasında Japon kültüründeki güzellik , aile bağları, modernleşme ve getirdiği kaos üzerine sıklıkla bahsetmiştir.




Translate »