Hot Road I Aşkın Yolu Birdir

Her ne kadar şair “Nisan ayların en zalimidir”* demiş olsa da çoğu insan için bu ay baharın, canlanmanın, yenilenme ve sevincin habercisidir. Dolayısıyla “aşk”ın, tutkunun ve gönlün de mevsimidir dense yanlış olmaz. Öyle bir film seyredeyim ki bu mevsime ve hissettirdiklerine uygun olsun diyorsanız, içinde gençlik ve aşk olsun, biraz çile ve ızdırap olsun, James Dean veya Marlon Brando olmasa da ona benzer motosikletli tipler olsun, e biraz da kavga dövüş olsun, hatta liseli kızlar olsun diyorsanız Hot Road filmi ilginizi çekebilir.

Yine manga serisinden uyarlanmış bir filmle karşı karşıyayız. 80’lerin Japonyasına gidiyoruz. Çıtı pıtı 14 yaşında bir kız, adı Kazuki. Babası küçükken ölmüş, annesiyle yaşayan suskun bir genç kız. Suskunluğunun, durgunluğunun sebebini film ilerledikçe anlıyoruz. Son derece ilgisiz bir anne ve olmayan bir ev yaşantısı. Kazuki’yi üzen başka bir etken de bir türlü kabullenemediği annesinin yeni erkek arkadaşı. Dolayısıyla, filmin açılışında Kazuki’yi mağaza hırsızlığı yaparken, derslerini ihmal ederken, yanlış arkadaşlarla sokaklarda gezerken gördüğümüzde şaşırmıyoruz.

Her Juliet’e bir Romeo lazım elbet. Fiyakalı motosikleti ve daha sonra çetenin başına geçecek olmasıyla Haruyama 16 yaşında, karizmatik ve bıçkın bir tiptir aslında. Motosikleti ve üyesi olduğu çetesi onun her şeyi, geri kalan ise tali öneme sahiptir. Diğer motosiklet çetesiyle kapışır, gözü kara tavırlarla kavgaya tutuşur ve hesapsız-aceleci-fevri olmasının getirdiği zaaflarla her seferinde mağlup olur, yara alır ama hiçbir zaman pes etmez.

İşte bu iki yaralı kuşun yolları ille de bir gün kesişir. İkisinin de kendine göre sorunları, aşmak istedikleri engelleri, başarmak istedikleri vardır. İkisi de bazı şeylerden memnun değildir hayatta. İkisi de kendini kabul ettirmeye, ispat etmeye uğraşır. Başka kızları hor gören, onlara bir meta gibi davranan bıçkın Haruyama, aynı şeyi Kazuki’ye yapamaz. O farklıdır. Başta kendince dersler vermeye kalksa da, bir gün yolundan çekileceğini düşünse de Kazuki’nin kendisinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini fark eder.

Japon asıllı İngiliz romancı Kazuo Ishiguro, sonradan filme de uyarlanan eseri “Beni Asla Bırakma”da (Never Let Me Go) Kathy ve Tommy adlı kaderleri ortak iki sevgilinin hazin öyküsünü anlatır. Benzer acılara, ızdıraplara itilen bu iki genç çareyi birbirlerine tutunmakta bulurlar ve mutlu sona erişmek için çırpınırlar nafile bir şekilde. Ama bizim filmimiz böyle hazin ve kasvetli bir atmosferle bitmiyor iyi ki. Her şeye rağmen umut ve çıkış yolu var.

Gerçek “aşk”ın öğrettikleri ile Kazuki’deki değişimi görüyoruz mesela. Annesi ile ilişkisini nasıl düzelttiğine şahit oluyoruz. Bazı şeyleri görme biçimini değiştirdiğini veya olduğu gibi kabul ettiğini gözlemliyoruz. Aşkta gösterdiği fedakarlığın uç boyutlarını da görüyoruz aynı şekilde. İyi ve kötü günde yanında olma duygusunu ve hayallerinden vazgeçmemeyi görüyoruz. Kazuki’nin olgunlaştığını, filmin başındaki hamlıktan uzaklaştığını ve izleyiciye “aşk”ın iyileştirici, sağaltıcı gücünü gösterdiğini görüyoruz. Mutlu sonla biten romantik bir film izlemek isteyenler “Hot Road” a bir şans tanıyabilir!

*Bu yazı Japon Sineması E-dergisinin 13.sayısında yayınlanmıştır. dergiyi okumak için tıklayınız.




Translate »