Herkes İçin Miyazaki I Yürüyen Şato

Hayao Miyazaki

Yürüyen Şato  yönetmenliğini Hayao Miyazaki’nin üstlendiği,  Diana Wynne Jones‘un ‘Howl’un Yürüyen Şatosu’ kitabından uyarlanan Studio Ghibli yapımı bir Japon animasyon filmi.  20 Kasım 2004 yılında Japonya’da vizyona giren film, dünyanın birçok farklı yerinden izleyici ile buluştu ve pek çok ödüle layık görüldü.

Şuana kadar Hayao Miyazaki üzerine çok şey okudum,  onunla ilgili pek çok metini çevirdim. Hatta Miyazaki’nin hayatı ve Ghibli stüdyolarının işleyişini anlatan “Düşlerin ve Deliliğin Krallığı” adlı belgeseli bile izledim. Ama itiraf etmeliyim ki “ Yürüyen Şato” benim izlediğim ilk Hayao Miyazaki filmiydi. Yürüyen Şato’nun daha ilk dakikalarından anladım ki şu güne kadar Miyazaki dünyası etrafında dolanıp durmuşum. Belki en fazla kapısını aşındırmışım bu dünyanın. Çünkü filmi izleyemeye başlamamla birlikte gerçekten kendimi belgeselde de sıkça bahsedilen düşler dünyasında buldum.

howl's moving castle

Film üzerine okuma yapmayı filmi bitirdikten sonrasına bırakmıştım. Bu sebeple hikayenin Japonya’da değil de İngiltere’de geçtiğini öğrenmem benim için büyük bir sürpriz oldu. Japonca bir film izleyeceğimi beklerken kendimi birden İngilizcenin ortasında buldum. Hatta bir ara acaba yanlış bir filmi mi açtım diye bile düşündüğümden filmi durdurup yönetmenine baktım. “ Hayao Miyazaki”  Filmde bir yanlışlık yoktu. İşte o zaman Miyazaki’nin hayal dünyasını Japonya ile sınırlandırmanın benim hatam olduğunu anladım.

howl's moving castle 1

”Büyüleyici Bir Hikaye”

Yürüyen Şato, ana karakterlerden biri olan Sophie’nin işlettiği şapka dükkânında çalışırken gösterildiği bir sahneyle açılıyor. Sophie 18 yaşında genç bir kızdır. Ama yaşıtları ile aynı ekonomik koşulları paylaşmadığından onlar gibi giyinip gezmek yerine gününün çoğunu şapka dükkânında çalışarak geçiriyor. Sophie yaşıtları gibi giyinip süslenmediği halde saf bir güzelliğe sahip. Ama o güzel olmadığını düşünüyor.  Zaten güzel olmak Sophie karakteri için çokta önemli bir kıstas değil. Bir gün evine geri dönerken ara sokakların birinde iki subay Sophie’ye asılıyor. O tam bu işin içinden sıyrılamayacağını düşünürken, tanımadığı başka bir adam onu kurtarıyor. Üstelik bu yabancı Sophie’yi kurtarmakla kalmayıp ona hiç unutamayacağı bir deneyim de yaşatıyor. Çünkü Sophie’nin karşısına çıkan bu yabancı, ünlü büyücü ve meşhur Yürüyen Şato’nun sahibi Howl’dan başka kimse değildir. Sophie kendisini bir anda kendisini şehrin üstünde bir çatıdan diğerine atlarken buluyor. Ama maalesef ki her güzel şeyin bir bedeli var. Howl’un düşmanlarından olan Kötü Batı Cadısı bir gece şapka dükkânına gelip Sophie’yi yaşlı bir kadına çeviriyor. (Kitapta Çöl Cadısı olarak geçiyor ama filmde karşımıza ‘ Batı cadısı olarak çıkıyor’ bu noktada Oz Büyücüsü filminde ki Kötü Batı Büyücüsü aklıma gelmedi değil) Sophie’de bu durumdan kurtulabilmenin tek yolunun Yürüyen Şatoya, Howl’a,  gitmek olduğuna karar verip evden ayrılıyor.

howl's moving castle 2

Yolda en çok zorlandığı anlardan birinde tesadüfen bir korkulukla tanışıyor ve onun sayesinde Yürüyen Şato’yu bulabiliyor  (Oz Büyücü’sü ile olan bir benzerlik daha, canlı ve yardımsever olan korkuluklar). Cadının ona yaptığı büyü yüzünden önceleri durumunu anlatmaya çalışsa da yapamıyor. Daha sonralarında ise Sophie’nin yaşlı olmakla bir sorunu kalmıyor. Hatta yaşlı olmayı adeta bir kalkan olarak görüyor. Durumundan şikâyetçi olmayan Sophie Howl’un şatosunda temizlikçi kadın olarak yerleşiyor ve hakkını verelim ki gerçekten şatoyu baştan aşağı temizliyor. Hatta bir ara Howl’un banyosunu temizlediğinde onun saç boyalarını karıştırıyor. Sarı saçlarını kaybeden Howl ise küçük çaplı bir kırız yaşıyor ve biz bu sahnede Howl’un güzellik hakkında ki düşüncelerinin Sophie’ninkilerinin tam tersi olduğunu anlıyoruz. Howl narsizm olarak bile adlandırabileceğimiz bir derecede kendi görüntüsüne önem veriyor. Şato ahalisi başta Sophie’nin varlığını yadırgasa da daha sonrasında onsuz yapamaz hale geliyorlar.  Hatta beraber geçirdikleri tüm o zamanlar içerisinde adeta gerçek bir aile oluyorlar. Üstelik Sophie’nin Howl’a olan aşkı da gün geçtikçe büyüyor.

howl's moving castle 3

Sophie ve Howl’un aralarında olanlar dışında işlenen diğer konu ise savaş. İngiltere kiminle olduğunu bilmediğimiz bir savaş içerisinde.  Zaten Miyazaki’nin hikâyesinde düşmanın kim olduğunun bir önemi yok. Onun için önemli olan masum insanların öldürülüyor olması. Özelikle Sophie ile Howl arasında geçen şu konuşmadan bunu açık ve net anlıyoruz.

Sophie: Savaş Gemisi mi ? 

Howl: Şehirleri ve insanları yakmaya gidiyorlar

Sophie: Düşmanınkiler mi yoksa bizimkiler mi ?

Howl: Ne farkeder ?

Filmin sonunda ise kahramanlarımız pek çok zorlukla karşılaşsa da sonunda mutlu sona kavuşuyorlar ve tabi bu ‘Aptal Savaşa’ da bir son veriliyor.

howl's moving castle 4

”Kafamızdaki Soru İşaretleri”

Aslında filmin genelinde oldukça etkilensem de filmi izleyip bitirdiğimde kafamda birçok soru işareti vardı.  Sophie’nin laneti öğrenildiğinde bile neden kimse onu düzeltmek gibi bir çabaya girmedi? Bazı sahnelerde Sophie gençleşiyordu, bu nasıl ve neden oluyordu? Sophie neden Yürüyen Şatoyu yıkmıştı, hadi yıktı diyelim daha sonrasında neden yeniden yapma ihtiyacı duymuştu? Yoksa sebepsiz yapmıştı da güzelim şato yok yere mi harap viran olmuştu? İşte tüm bunlar ve daha birçok şey kafamda dolanıp duruyordu. Neyse ki bunların cevaplarını buldum işte tüm o soru işaretlerinin cevapları: Howl’ın laneti neydi?

howl's moving castle 5

Howl, ateş cini calcifer ile bir anlaşma yapıyor. Bu anlaşma ile Howl kalbini (hem fiziksel hem de duygusal anlamda) calcifer’a veriyor, Calcifer ise bunun karşılığında Howl’ın hizmetine giriyor. Banyo suyunu ısıtıyor, yemek pişiriyor, en önemlisi kalenin yürümesini sağlıyor. Howl’un bu anlaşmayı yapmasının nedeni ise ölmeyi engellemek (kalbin olmadan ölemezsin) ve elbette güce sahip olmak. Ancak bu anlaşma sonradan iki tarafa da zarar vermeye başlıyor. Calcifer özgür olmak istiyor, Howl’ın ise tekrar insan olabilmesi için kalbine ihtiyacı var. Sophie calcifer’dan kalbi alıp Howl’a geri verdiğinde Howl tekrar insan duygularına erişiyor, hem canavarlıktan kurtuluyor hem de sophie ile aşk yaşayabilecek duruma geliyor. Calcifer ise özgür kalıyor ancak arkadaşlık özlemi nedeniyle tekrar geri dönüyor.

Sophie önce kaleyi yıkıp sonra tekrar neden inşa ediyor?
Kaleyi yıkmanın amacı Howl’ın inşa ettiği düzeni yok etmek ve kale ile dükkan arasındaki bağı koparmak anlamına geliyor. Çünkü eğer dükkan ile kalenin bağı kalmazsa, Howl’un dükkanın çevresini korumasına gerek kalmayacaktır. Daha sonrasında Sophie’nin kaleyi tekrar inşa etmesinin sebebi ise Howl’ı kurtarmaya gitmektir.Ancak dikkat ederseniz, Howl kalbini verdiği için Calcifer muazzam bir güçlü kale inşa edebiliyordu, ancak Sophie Calcifer’e sadece saçlarını verdiğinden sadece minyatür bir ev oluşturabildi. Filmin sonunda Calcifer’ın kendi isteğiyle Howl’un hizmetine girmesi  ise muazzam bir güç ortaya çıkarıyor (sevgi, anlaşmalardan daha güçlüdür) ve kalenin uçmasını sağlıyor.

Howl neden Sophie’nin üzerindeki laneti geri almıyor?
Howl sophie’nin üzerindeki laneti biliyor ve Sophie’nin gerçekte 18 yaşında olduğunu görebiliyor. Ancak laneti geri alamıyor. Çünkü buna Sophie bilinçaltında izin vermiyor. Sophie aslında yaşlı olmayı çok büyük bir problem olarak görmüyor. Çünkü yaşlılık sayesinde hiç olmadığı kadar özgür bir şekilde davranıp, konuşabiliyor. Bir kaç olaydan anlayabileceğimiz gibi Sophie aslında güçlü bir büyücü potansiyelini taşıyor. Calcifer ile anlaşma yapabilmesi, Calcifer ile Howl’ın anlaşmasını bozabilmesi ve geçmişe gidebilmesi örneklerden bazıları. Kısaca Sophie kendisi eskiye dönmeyi isteyene kadar yaşlı kalıyor. Filmin sonunda ise Howl’ı kurtarma tutkusuyla laneti kendisi bozuyor. Saçlarının eski rengine dönmemesinin nedeni ise Japon kültüründen geliyor. Beyaz – gri saç Japonlarda bilgelik ve masumluğu sembolize eder. Bütün olayların ardından Sophie artık eski Sophie olmadığı için gri saç eski haline dönmüyor. Dikkat edildiğinde Sophie’nin ismi de Sophia’dan türemiştir ve bilgelik anlamına gelir.

Sophie neden ara sıra gençleşip tekrar yaşlanıyor?
Daha önce dediğimiz gibi Sophie’nin laneti çözmek aslında kendi elinde. Ancak yaşlılığı bir tür zırh olarak kullanıyor. Uyurken ve Howl’ın yanındayken bu savunmaya ihtiyacı olmadığı için farkında olmadan gençleşiyor. Ayrıca ihtiyacı olduğunda, Howl’ı kurtarmak için de gençleşiyor. Çevresindekiler, Calcifer ve Howl ise zaten Sophie’nin genç olduğunu bildiklerinden Sophie’yi genç gördüklerinde şaşırmıyorlar.*

howl's moving castle 6

”İzlemeye Doyamadık”

Filmin hikâyesini güzelleştiren şeylerden biri şüphesiz ki Ghibli Stüdyosu çalışanları ve Miyazaki’nin bize sunduğu her biri bir tablo niteliğinde ki sahneler.  Filmi izlediğim her sahnede Miyazaki’nin “Düşlerin ve Deliliğin Krallığı” adlı belgesel de söyledikleri kulaklarım da çınladı. Bir çatıdan diğerine atlamak şehre yukardan bakmak, denizin okyanusun ortasında olmak… Bunlar gerçek hayatta sahip olabileceğimiz şeyler değil. Ama işte animelerin dünyasında bunlar mümkün. İşte onlar sayesinde bu sıkıcı şehrimiz, bu çekilmez dünyamız bir anda bir peri masalına dönüşebiliyor.

İyi ki animeler var, İyi ki Miyaza ki var!

**Howl’ın laneti neydi? sorusunun cevap kısmı ekşi sözlük’ten Legolas the last lego’nun içeriğinden alıntı yapılmıştır.

Yazar: Yeter Şeko



20 Mart 1991 ‘de Yomra ‘da doğdu. 2010’da Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünden Haziran 2014’de mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sinema bölümünde Yüksek Lisans yapmıştır. Çalışmaları: Afrika ve Osmanlı Belgeseli projesinde yapımcı asistanlığı, Marmara Medya Merkezi Tasarım Birimi Öğrenci Koordinatörlüğü, İGİAD Gençlik Kurulu Koordinatörlüğü, Avrupa Rüyası Projesi sanat yönetmenliği yapmıştır.


  • sophie

    Yazınızı okudum ve açıkçası çok beğendim 🙂 Yürüyen şato benim en sevdiğim animedir , fark ettim ki bir çok şeyi bilmiyormuşum sayenizde öğrendim eksik kalan yerler tamamlandı. Elinize sağlık 🙂

Translate »