Haiku ve Matsuo Basho

matsuobasho

Haiku, Japon Edebiyatı’nda kökü çok eskilere dayanan bir deyiş söyleme şeklinin şiirleşmiş halidir. Dünya yazının ise, en kısa sanatsal ifade şekillerinden biri olmakla birlikte, gelenekselleşmiş ve zaman içerisinde kusursuzlaşmış en derin şiir yazma disiplinlerinin başında gelir.

Haiku, ne nazım ne de nesir özelliği taşır. Batıda aforizmalar, doğudaysa kısmen yapısı açısından daha yakın görülen rubai, beyit  gibi şiir formları ile karşılaştırması yapılarak, nazım sanatı içerisindeki yeri üzerine söz söylenmeye çalışılmışsa da; haiku hiçbir oturmuş nazım geleneğiyle beraber anılamayacak kadar benzersizdir.  On yedi hece (nefes) içeren, üç dizeden (soluk) oluşur. Hece yapısı en basit haliyle 5/7/5’dir. Bu yapısıyla, önceki dize ya da sonraki dizeyle bağlanabilecek bir akışı olmadığı gibi, içeriksel olarak taşıdığı bütüncül manasıyla şiirin ötesinde bir şey olarak anılır: Bir nevi tek solukta söylenendir.

“Tahta köprü ya

yaşamına tutunur-

sarmaşık asma”

Haiku’dan bahsedecek olduğumuzda, en başta onun ilk ve en büyük üstadı olan Basho’dan bahsetmemiz gerekir. Japonya’da şiir, yazıyla kayıt altına alınıp, gelişmeye başladığından itibaren tanka, waka, renku gibi farklı hece ölçüsü kullanan şiir türleri ortaya çıkmıştır. Birçoğu da gelişmiş ve uzun zamanlar boyunca şairlerin tercih ettiği nazım türleri olarak kullanılmışlardır. Fakat Haiku hala güncelliğini koruyan ve çok sevilen, Japonya dışında da bir çok meraklısı olan bir söz söyleme sanatı olarak Basho tarafından normlandırılmış ve en iyi örnekleri sunulmuştur. Üzerinden yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen, hala sadeliği ve derinliğiyle etkileyicilikte sınır tanımayan 1000i aşkın Basho haikusuna sahibiz.

Basho 1644 doğumludur. Edo Dönemi’nin en önemli şairi olarak anılmaktadır. O dönem hokku olarak adlandırılan haiku’nun en yetkin örneklerini verdiği gibi, zamanla bu türün kurallarını koymuş, haikunun Zen Budizmiyle olan homojen ilişkisini kuvvetlendirmiş ve usta-çırak ilişkisi içerisinde hala haikuları okunan kendinden sonraki en büyük haiku ustalarını yetiştirmiştir.

Gençliğinde bir Japon Bey’inin yanında samuraylık yapan ve üst mertebelere ulaşmasına rağmen, Bey’in ölümünden sonra samuraylığı bırakıp, Tokyo’ya taşınıp burada kendini söz söyleme sanatına veren Basho’nun ilk bilinen işleri 1679 senelerine aittir. Basho’nun haiku ile serüveni aynı zamanda içindeki ‘hakikat’ serüveninin başlamasına da denk gelir. Haiku’nun sade ve derinsel yapısından çok etkilenen ve bu yapıyı daha da derinleştiren Basho, hayat tarzından da minimalleşmiş ve eşyaya, paraya, boş lafa, gürültüye uzaklaşmıştır.

“Eski havuz ya

kurbağa atlayıverir-

suyun sesi”

Bu Basho’nun en tanınan ve sevilen haikularının başında gelmektedir. İlk bakışta, süslü ve ağdalı üslupların hüküm sürdüğü alışılmış dışavurum geçmişe maruz kalmış ve alışmış okuyucular olarak bu dizeler bize, çok manalı gelmeyebilir. Ancak bu dizelerde Zen Budizm’inin derin felsefesi bulunmaktadır. Her şey de Buddha’nın sesi vardır, ya da her seste ulvi gücün sesi duyulmaktadır. Bu şairin en genel olarak aktardığıdır. Basho elbette yalnız böylesi bir ana tema üzerinden şiirini yazmamıştır. Aynı zamanda ayrıntılarda çok başka sembolik göndermelerde bulunmuştur. Mesela Basho’nun havuzu ‘eski’ olarak tanımlamasının sebebi aslında sözcüğü ‘sıla’ kelimesiyle ilişkilendirmesindendir. Zaten Japonca’da furui olarak söylenen eski, furusato olarak söylenen ‘doğup olgunlaşılan uzaktaki sıla’ anlamındaki kelimeyle yakın fonetiklere sahiptir. Bununla Basho, insan için sıla olabilecek şeyleri gözeterek; kurbağa içinde eski bir havuzun ya da suyun sesinin sıla olabileceğini belirtir. Tüm bunların yanında Japonca aslındaki işitsel melodi de çabasıdır.

Matsuo Basho, dünyaya bambaşka bir disiplin emanet etmiş, edebiyatın en önemli şahıslarından bir tanesi olarak adını tarihe yazdırmıştır. Onun felsefi ve yazınsal derinliğine ulaşmak, bu tarz bir yazıdan çok daha büyük emek ister. Türkçede Metis Yayınları tarafından basılmış ve Oruç Aruoba’nın yıllar süren emeğinin karşılığı olan Basho kitabı ‘Kelebek Düşleri’ önemli bir kaynaktır. Bu kaynakta Basho’nu 275 tane haiku’sunu ve bunların yorumlanmasını; aynı zamanda Basho’nun ilk dönem haiku dışı eserlerini ve öğrencilerinin çalışmalarını da bulmak mümkündür.

“Yolun sonu-

hala yaşıyorum

güz akşamında.”

*Bu yazı Japon Sineması E-Dergisinin 10.sayısında yayınlanmıştır. Dergiyi okumak için tıklayınız.