Geleneksel Japon Strateji Oyunu: Go

Go, tahta üzerinde,  çok eskiden beri oynanan iki kişilik bir strateji oyunudur. Çin kökenli olmasıyla birlikte bütün Doğu Asya’da tanınır ve oynanır.

Go, bugün dünya üzerinde oynanan en eski oyundur. Çin efsaneleri kökenini kral Yao’ya dayandırmaktadır. Bu efsanelere göre Yao oğluna astronomiyi öğretmeye çalışır ancak bir türlü oğlu yıldız sistemlerini anlayamaz. Bunun için bir tahta üzerine taşları dizerek açıklamaya çalışır ve Go oyunu Çin’de bu şekilde wéiqí ismiyle (okunuşu -> veyçi) doğar. Go’nun kökenine ait kesin bulgular ise bundan 2500 yıl öncesine, Çinli kralların birbirleri ile savaştıkları yıla dayanır.

Oyunda siyah ve beyaz renklerdeki küçük ve yuvarlak taşlar kullanılır. Oyuna öncelikle siyah başlar. Siyah taşın kim olacağını karar vermek için; öncelikle beyaz oyuncu eline sayısını bilmeden birkaç tane taş alır. Siyah oyuncu ise, beyaz oyuncunun elinde bulunan taşların sayısının tek mi yoksa çift mi olduğunu bulmaya çalışır. Eğer bulursa, siyah oyuncu siyah oyuncu olarak kalır. Eğer bulamazsa beyaz oyuncu, siyah oyuncu olur ve siyah oyuncu oyuna başlar. Sırası gelen oyuncunun kendi taşını oyun tahtasındaki mümkün olan bir yere yerleştirmesiyle oyun devam eder. Tahtaya konulan taşlar esir alınmadığı müddetçe oyun sonuna kadar hareket etmezler. Tüm taşlar aynı değere sahiptir ancak birbirleri arasındaki stratejik konum oyunun yapısını belirler. Oyun sonunda en çok alana sahip olan oyuncu oyunu kazanmış olur.

Oyunun amacı rakibi tamamen ortadan kaldırmaktan veya taşlarını esir almaktan çok onun karşısında avantajlı bir konuma geçmek, kendi taşlarınızla mümkün olabildiğince çok alanı kontrol altına almaktır.

Go sadece mantıkla kavranabilecek bir oyun değildir. Onun karmaşık ve derin yapısını anlamak için kuvvetli içgüdüler ve çok fazla tecrübe gereklidir. Bu noktada Go Budizm’in “mantığa dayanan bir aydınlanma sadece aldatıcı bir aydınlanmadır” felsefesiyle de uyuşmaktadır.

Go oyununda aşırı cesaret ile korkaklık, güvenlik ile risk, saldırı ile savunma arasında (aslında temeli Uzak Doğu dinlerine dayanan) mükemmel bir denge vardır. Go ile diğer batılı oyunlar arasındaki en belirgin fark (satrançtaki mat olgusu gibi) tamamen kazanma veya rakibi tamamen yok etme diye bir durumun olmamasıdır. Kazanan oyuncunun diğer oyuncudan farkı, tahta üzerindeki alanların büyük miktarına egemen olmasıdır. Kaybeden oyuncu tamamen yok olmuş değildir, sadece diğer oyuncudan daha az alan kontrol etmektedir.