Fullmetal Alchemist Anime Analizi

Animede geçen, ne nedir, şu kelimenin anlamı nedir gibi konulara girmeyeceğim. Bu bilgiler zaten Wikipedia’da mevcut.  Birlikte animeye bir göz atıp satır aralarında söylenenlerin ne manaya geldiğini anlamaya çalışacağız.  Ama bu şahane manga ve anime dizisine göz atmadan önce gelin ismini irdeleyelim: Fullmetal Alchemist ne demek?

Alchemist, her sözlükte bulabileceğiniz gibi, simyacı anlamına geliyor. Eski devirlerde, basit metalleri altına dönüştürme çabasını ifade eden simya sanatı ile iştigal eden kişileri anlatmak için kullanılan ifade. Bununla ilgili bir sorunumuz yok. Bizi ilgilendiren, “dil meraklılarını” daha da meraklandıran “fullmetal” kelimesi…
Anime’yi eğer Türkçe altyazılı izlediyseniz, fullmetal’in “tüm metal” ya da “metal” diye çevrildiğini görmüşsünüzdür. Nitekim, “metal”şeklinde bir çeviri yanlış değil ama eksik. Animede “fullmetal” kelimesinin “devlet simyacısı” olarak işe alınan Edward Erlic’e ordu tarafından verilen takma isim olduğunu görürüz. Bu noktada etimolojikimsi (!) araştırmamıza devam etmeden önce manga ve animeye bakalım.

Pek çok anime gibi, Fullmetal Alchemist de önce manga olarak yayınlanmaya başlandı. Yayın, 2001 yılında başlayıp, 2010’da sona erdi. Anime ise (Aslında ilk anime versiyonu diyelim) 2003-2004 yılları arasında 51 bölüm yayınlandı ve konusu mangadan farklıydı. 2009’da mangaya sadık kalınarak Fullmetal Alchemist Brotherhood adı ile ikinci bir anime serisi daha yapıldı ki bu başka bir yazının konusu.

Hikaye, Amestris adında, animelerin hayali dünyasındaki hayali bir ülkede geçer. Bu dünyada simya sanatı, aslında biraz da sihir halini alarak, çok gelişmiştir. Bir çok insan ders çalışır gibi kitaplar okumakta, ustaların yanında simya eğitimi almakta ve dönüşüm çemberi denilen çizimler yaparak saniyeler içinde bir maddeyi başka bir maddeye dönüştürebilmektedirler. Mesela havayı ateşe, ya da suyu toprağa… Ancak simyacı olmak, hele iyi bir simyacı olmak zorlu bir eğitim sürecini gerektirmektedir ve hiç kolay değildir.

Anneleri ile birlikte bir köyde yaşayan Edward ve Alfonso kardeşler küçük yaşta simyaya merak duyarlar. Babaları uzun süre önce gitmiş ve bir daha gelmemiştir. Anneleri de onlar daha çok küçükken ölür. İki küçük kardeş (Edward, 11, Alfonso ise 10 yaşındadırlar) Simyada bir tabu olan yani yapılması kesinlikle yasaklanmış “insan dönüşümünü” kullanarak annelerini hayata geri getirmeye çalışırlar. Ancak girişim trajedi ile sonuçlanır: Edward sol bacağını, Al ise (Alfonso’ya genelde böyle deniyor) tüm bedenini kaybeder. Edward, kardeşinin ruhunu “sağ kolunu feda ederek” insan dönüşümünü denedikleri yerde bulunan şövalye zırhına bağlar. Peki bu işlem için Edward neden sağ kolunu feda etmiştir? Çünkü simyada “eşit takas” kuralı vardır. “Bir şey kazanmak için bir şey vermelisin” Bu ilke, animemizin temel dayanak noktalarından biri.

Edward’a oto zırh denen metalden yapılma, bir nevi protez olan kol ve bacak takılır ki iyi yapılan bir oto zırh, gerçek uzuvları aratmaz. Hatta daha iyi olabilir. Yeteneklerinden dolayı, Edward orduya “devlet simyacısı” olarak alınır. Devletin amacı onu savaşlarda kullanmak iken, Edrward’ın ve kardeşinin amacı, “felsefe taşını” (çevirilerde filozof taşı diye geçiyor) bularak vücutlarını geri kazanmaktır. Felsefe taşı, eşit takas ilkesini kaldıran bir şeydir. Bu da animemizin ikinci dayanak noktası: Felsefe taşını arayış.

Şimdi etimolojik özentisi araştırmamıza geri dönelim. Elimizde kolu ve bacağı metalden 11 yaşında bir çocuk, bir de 10 yaşında ama şövalye zırhı görünümlü baştan aşağı metal 10 yaşında bir çocuk var. Edward, devlet simyacısı olunca “metal simyacı” (Fullmetal Alchemist) lakabı ile ülkede ün salıyor. Ancak onun yüzünü gören yok. Dolayısı ile Edward ve Al’ı birlikte görüp içlerinden birinin metal simyacı olduğunu duyanlar doğal olarak iri yarı ve baştan aşağı metal olan Al’ı Fullmetal Alchemist zannediyorlar ki bu Edward’ı çıldırtıyor! İlk bölümlerde sürekli tekrarlanan bu olay hoş bir espriye dönüşmüş.  “Fullmetal” kelimesinin kullanılmasının sebeplerinden biri bu olabilir.

Başka bir sebep de Stanley Cubrick’in Fullmetal Jacket filminden hatırlayacağımız ve dilimize “çelik yelek” diye çevrilebilecek ifadenin “çelik” kısmı. Hani “çelik gibi iradesi var” deriz ya. İşte bu Fullmetal kelimesini tam olarak karşılıyor. Çünkü Edward’ın gerçekten çelik gibi bir iradesi var.

Animenin üçüncü noktası ise “ırkçılık” Ishbal denen bir bölgenin Ishballi halkı, devlet tarafından, ki animede ordu deniyor, tam bir soykırıma tabi tutulmuştur. Koyu tenli ve kırmızı gözlü bu halkın çektikleri ülkenin dört bir yanına sürülmelerinden sonra da devam eder. Açıkçası ben bu hayali halkın oluşturulmasında gerçek dünyadaki birkaç halkın temel alındığını düşünüyorum: Çingeneler, Japonlar ve Kızılderililer. Ten renkleri ve göz renklerinin yakınlığı ile Çingeneleri, iradeleri ve bilge bir lidere sahip olup birlikte hareket etmeleri ile Japonları, giysileriyle de Kızılderilileri andırıyor.
Hayali dünyamızda dinler de bildiğimizden farklı. Ordu bazında herhangi bir dinden söz edilmiyor. Nitekim, Edward da bir ateist. Ancak halkların kendi tanrıları var. Anime, John Lennon’un dinlerin ve ülkelerin olmadığı bir dünya ütopyası (ya da distopyası) göz önünde bulundurularak hazırlanmış gibi duruyor. Gerçekten de animede dinler sadece kendi inananlarını (ki dediğimiz gibi her milletin kendi tanrısı var) birleştirirken, diğer halklara ya da dine karşı çıkanlara yönelik bir öfke oluşmasına neden oluyor. Bir bölümde artık inananı kalmamış eski bir dinden (Hristiyanlık) söz ediliyor ve din savaşlarının yaşandığından, bahsediliyor. Bunun kötü bir şey olduğu vurgulanıyor.

Dinler konusunda başka bir vurgu da sadece cahil ve kötü şartlarda yaşayanların bir dine inanabileceği iması. İyi eğitimli askerlerin herhangi bir dininden söz edilmiyor. Ama zor durumda bırakılan Ishballiler ve bir simyacıyı peygamber sanan, cahil Lior halkı son derece dindarlar. Daha ilk bölümde, Edward sahte peygamberin foyasını meydana çıkarınca işlerin daha da kötü olduğunu görürüz. Halk içinde din konusunda ihtilaf çıkınca savaş başlar. Ordu da dahil olur ve işler iyice karışır.
Ishballiler simyaya karşıdır. Çünkü Tanrı’nın yaratmasının taklit edilmeye çalışıldığını düşünüyorlar. Burada bir nevi bilim-din çatışması olduğu söylenebilir. Bununla beraber, İşbali kurtarmak isteyen İşballi Scar da bir simyacıdır. Ve simya ile halkını kurtarmaya çalışır.

Yönetmen Seiji Mizushima çok iyi bir iş çıkarmış. Yaratıcı açılar, farklı anlamlar yükleyebileceğimiz kareler ile tekrar tekrar izlenesi bir eser meydana gelmiş. Son bölümlere doğru 3D modellemelere de yer verilmiş.

Fullmetal Alchemist konusunda daha pek çok şey söylenebilir ama şimdilik bu kadarı ile yetinelim.