Fireworks

Hana-Bi filminin künyesine bakıldığında ilk dikkat çeken nokta filmin hem yazarı, hem yönetmeni hem de oyuncusu olan Takeshi Kitano isminin öne çıkması. 1997 yapımı “Havai Fişekler” iki dedektifin hayatla mücadelesini ve birbirinden farklı yönlerini anlatmakta. İki yakın arkadaş da olan dedektif Horibe ve Nishi’yi önce polis arabasında bir arada görürüz. Nishi’nin ziyaret etmediği hasta bir eşi olduğunu ve çocuklarını kaybettiklerini öğreniriz. Horibe’nin ise normal, yolunda giden bir evliliği vardır ama bütün dengeler Horibe’nin vurulup sakat kalması ve ailesi tarafından terk edilmesi ile değişir. Nishi ise eşi ile iletişim kurmayı dener.

Güneş gözlükleri, yüzündeki tikleri ve “cool” suskunluğu ile tarz olan dedektif eskisi Nishi’nin başı dertten kurtulmaz. Yakuza tefecilerine günden güne artan borcu yakasını bırakmaz, en yakın arkadaşı artık tekerlekli sandalyeye mahkumdur, eşi ile sürgit bir iletişimsizlik içindedir. Battı balık yan gider hesabı, bir gün banka soymaya karar verir. Halihazırda polis üniforması da varken, bir gün hurdacıdan aldığı eski bir taksiyi alır ve bir güzel boyar. Tereyağından kıl çeker gibi bankayı soymasını da bilir.

Öte yandan tekerlekli sandalyede pencereden bakan, denizi seyreden diğer eski dedektif Horibe’yi görürüz. Bir gün hap alarak intihara teşebbüs ettiği haberi gelir ama neyse ki kurtulmuştur. Hayata devam etmek ister ve aklına resim yapmaktan başka bir şey gelmez. Nishi’nin aldığı boyalarla resimler yapmaya başlar.

Nishi ise banka soygunundan elde ettiği para ile tefecilere borcunu öder ve karısına daha fazla vakit harcamaya başlar ve o anda umursamaz, ilgisiz Nishi’nin karısına verdiği değeri görmeye başlarız. Beraber çocukça şeyler yapmaya başlarlar, sahilde rastladıkları bir genç kızın uçurtması ile oynamak gibi.  Fakat bu uyum bir anda Nishi’nin içsel şiddeti ile yerle bir olur. Yabancı birinin gelip Nishi’ye ölü çiçekleri suladı diye gülmesi ile çılgına dönen Nishi adamı feci şekilde döver.  Nishi’deki bu şiddeti film boyunca defalarca görürüz. Çok az konuşan, yüz ifadesi anlaşılmayan ve anlık şiddet patlamaları yaşayan Nishi’yi anlamak ve çözmek çok zordur.

Diğer tarafta Horibe birbirinden güzel resim yapmaya devam etmektedir. Resimlerindeki insanların yüzü havai fişek şeklindedir. Aslında bakılırsa filmin ismi olan Hana-Bi iki kelimenin birleşimidir. “hana” çiçek demektir, “bi” ise ateş demek. Bu iki kelime “havai fişek” tamlamasını oluşturur. Acaba “çiçek” ve “ateş” gibi taban tabana zıt çağrışımları olan bu iki kelime bir anlamda Nishi’nin karakterinin iki farklı yansımasını mı temsil etmektedir? Yoksa hayatla mücadeleyi farklı şekilde yürüten, hayata tutunmaya çalışan iki farklı (Horibe ve Nishi) karakteri mi anlatmaktadır?

Nishi’nin içsel şiddeti sadece kendisine özgü, basit bir bireysel olay gözüyle değerlendirilebilir mi? Yoksa modern insanın şiddet potansiyeline de gönderme yapıyor olabilir mi? Çünkü ilginç bir şekilde istediğinde karısına karşı son derece nazik ve düşünceli olan birinin bir başkasına karşı bir şiddet makinesine dönüşmesi modern insanın son derece karışık psikolojisi ve açmazları ile açıklanabilir sanırım.

Güzel ve çirkinin, iyi ile kötünün, öfke ve suskunluğun, merhamet ile şiddetin iç içe geçtiği, temposu ile sürükleyen ve çağdaş insana dair bir anlatı olan Hana-Bi izlerken hem zevk veriyor hem şaşırtıyor hem de düşündürüyor. Sonu mu? Şoke ediyor!

*Bu yazı YATTAA* dergisinin 21.sayısında yayınlanmıştır.




Translate »