F. Kafka Üzerinden Tokyo Ghoul Animesini Okumak

Tokyo Ghoul

Kafka’nın ‘Dönüşüm’ adlı uzun öyküsünü bilmeyeniniz yoktur sanırım. ”Gregor Samsa’nın bir sabah uyandığında kendi dev bir böceğe dönmüş olarak buldu” girişiyle herkesin hafızasına kazınmış olan öykü insan ilişkilerini varoluşçuluk çerçevesi içinde inceler. Kitap bir ayna dönüşerek ”aslında böceğe dönenin kim olduğu” sorusunu defalarca sorar bize.

Anime kuşkusuz görüntüsü bakımından genelde çocuklara yönelik olduğu düşünülür. Aslında animelerin kendi içlerinde taşıdıkları derinlik ve sınıfsal katman o denli derin ki bu durum yakın zamanda anime serisine dönüşen Tokyo Ghoul’da vücut buldu.

Kafka’nın çorbasına düşen bir böcek olarak Tokyo Ghoul’da böyle bir hikâyenin ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır. Haziran 2014’de ilk sezonu yayınlanmaya başlayan anime dizi ‘ghoul’ diye adlandırılan Türk toplumunda da çocuklara sık sık anlatılan korku hikâyelerine konu olan ‘gûl’ denilen yaratıklara ev sahipliği yapmaktadır. Bu anlamda derin izler taşıyan anime Japonya’da modernleşme ile bozulmaya başlamış ve iyiden iyiye yabancılaşmış bir toplumun içindeki ‘böceklere’ ghoullara ışık tutmaktadır. Birçok animede de terör kent olarak ev sahipliği yapan Tokyo, hikâyenin ana mekânıdır.

Kafka’nın ‘Dönüşüm’ adlı eserini çıkış noktası olarak alan anime de insanların modern hayat içindeki yitirilmiş ‘insani duyguları’ yaşamaya çalışan ghoulların hikâyesine tanık olurken diğer bir taraftan insan ilişkilerini bizlere sorgulatmaktadır. Kafka’nın ‘Dönüşüm’ adlı öyküsünü andıran bir şekilde Tokyo Ghoul’de, Kaneki bir kaza sonrası geçirdiği ameliyat sonrası uyandığında kendini yarı insan yarı ghoul olarak ‘Kafka’nın deyimiyle bir böceğe dönüşmüş olarak’ bulur. Tıpkı Gregor samsa gibi.. Ve sonrasında etrafındaki ilişkileri ve toplum yapısını sorgulamaya başlar. Toplumda dokunmaması gereken yerlere değidiği zaman bazen Samsa gibi sırtına bir elma yer, tıpkı yaratılıştaki yasak meyve gibi.

Klasik Japon anlatı kültürü özelliklerini de üzerinde de taşıyan anime, şiddet, maskülenlik, cinsellik gibi öğeleri de içermektedir. İzleyecek olanları varoluşçuluk hikâyesi çerçevesinde şiddet, terör kent, yabancılaşma, modernizm gibi dipnotlar beklemektedir. Ek olarak iki sezon yayınlanan animenin üçüncü sezonu 2016 Sonbahar döneminde tekrardan yayında olması beklenmektedir.



20 Mart 1991 ‘de Yomra ‘da doğdu. 2010’da Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünden Haziran 2014’de mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sinema bölümünde Yüksek Lisans yapmıştır. Çalışmaları: Afrika ve Osmanlı Belgeseli projesinde yapımcı asistanlığı, Marmara Medya Merkezi Tasarım Birimi Öğrenci Koordinatörlüğü, İGİAD Gençlik Kurulu Koordinatörlüğü, Avrupa Rüyası Projesi sanat yönetmenliği yapmıştır.


Translate »