Ertuğrul 1890: “Ertuğrul Fırkateyn’in Hazin Hikayesi”

Tarihe hazin bir hikaye olarak geçti Ertuğrul Fırkateyn…

Japon-Türk ortak yapımı tarihi ve dramatik bir film; Ertuğrul 1890… Aslında daha önce nadir olarak karşılaştığımız bir kadro ile karşımıza çıkıyor film. Yönetmenliğini bir Japon, yapımcılığını ise birkaç Japon ve Türk isim üstlenmiş.

Filmiki ülkenin Japonya-Türkiye , dostluğunu pekiştiren iki tarihi olayı anlatıyor. 1887 yılında Japon heyetinin İstanbul’u ziyaret etmesinin ardından Osmanlı firketeyni olan Ertuğrul Japonya’ya gider.

Sahne Yüzbaşı Mustafa’nın denizin dibinde baygın bir halde oluşu ile başlıyor. Kendi sesini duyduğumuz Yüzbaşı Mustafa bize birkaç cümle ile aslında filmin neyi anlatacağını da söylüyor. Ve film başlıyor. Geçmişe gidiliyor, Japon ve Türk insanlarının hayatlarından ortak sahneler veriliyor.

Yüzbaşı Mustafa hamile karısını bırakıp iade-i ziyaret için gideceği Japonya’ya yanında karısının gözyaşlarının bulunduğu küçük şişeyi alıyor. Karısına sağ salim döneceğine dair söz veriyor. Ertuğrul Fırkateyni,14 Temmuz 1889’da 609 kişilik mürettebatıyla yola çıkıyor. Japonya’ya sağ salim varan gemi dönüş yolunda fırtınaya kapılıyor. Kaptan ve mürettebatın olağanüstü çabaları netice vermiyor ve maalesef Funakura kayalıklarına bindiriyor.. O gemiyle birlikte yaşanmışlıklar, yaşanmamışlıklar, aşıklar, karısına hediye alıp bir an önce vermek isteyenler, yeni baba olacak hayatlar gömülüyor. Filmde kaç kişi kurtuldu kaç kişi hayatını kaybetti gibi matemetiksel bilgiler yer almıyor. Araştırdığım bilgiye göre Firkateyn komutanı Tuğamiral Osman Paşa dahil 527 (609 kişiden 13’ü kazadan önce Koleradan hayatını kaybetmiş) denizcimiz şehit olmuş, sadece 69 kişi sağ kurtulabilmiş.

Japonlar bomba gibi patlayan bir ses ile neye uğradıklarını şaşırıyorlar. Gelen sese doğru koşup, kayalıklardan aşağısını görebilmek için gazlı bezi yakarak aşağıya atıyorlar. Ateşin ışığıyla aydınlanan etrafta gözler kan revan içinde yatmakta olan insanları görüyor. Yaralıları evlerine taşıyorlar. Doktor Umura herkesi nasıl tedavi edeceklerine dair komutlar veriyor. Halkın yardımı sayesinde yararlıların birkaçı aralarında Yüzbaşı Mustafa da dahil tedavi edilip, ülkelerine geri dönebiliyor.

Filmin ikinci yarısında ise tam 95 yıl geçiyor, alıp bizi Tahran-İran’a götürüyor. İran-Irak savaşının tüm şiddetiyle sürdüğü günlerde Saddam Hüseyin 18 Mart 1985’de İran’a hava saldırısı  başlatacağını ve İran hava sahasını kullanan sivil uçakların da vurulacağını açıklıyor.

Paniğe kapılan ve halkı İran’da olan ülkeler kurtarma operasyonu düzenleyerek İran’a uçak gönderirler. Fakat Japonlar kendi vatandaşlarını kurtarmak için İran’a uçak göndermeyi reddeder. Japonlar Türklerde yardım çağırısına bulunur ve o dönemin Başbakanı Turgut Özal bu yardım çağırısına el uzatır. Japonlar için ikinci uçağın gönderilmesi talimatını verir. Japonlar Türk uçağına binerek sağ salim ülkelerine dönerler.

Filmin kısa özetiydi. Daha fazlası için filmi izlemenizi öneririm.

Karakter bazlı anlatmadım çünkü onlar aslında hikayeyi anlatmak için bir araç gibi geldi bana. Filmi izlediğinizde oyuncular değil hikaye sizi etkiliyor.  Görsel olarak çok tatmin ediciydi. 1800’lü yılların o otantik havası, 1985’in ise İran’daki gri sisli ambiyans çok iyi gösterilmiş.

Filmin geneline bakarsak, bazı hızlı geçişler bir sonraki hamle için hizmet vermeyen diyaloglar görüyoruz.   Japon İmparatorunu ziyaret sahnesi sanki fragmanda şipşak gösterilen bir görüntü gibiydi. O kadar yoktu yani. Dönemin başbakanı Turgut Özal ikinci uçağın da kaldırılması için emir veriyor. Fakat o uçağın kimleri taşıdığı hakkında bilgi alamıyoruz zira Türklerin karayoluyla Türkiye’ye dönecekleri söyleniyor.

1985 olaylarında anlatıldığı bir filmin ismi Ertuğrul 1890 ismi yanlış mı doğru mu bilemedim.

Merak edenler için Ertuğrul’un Seyir haritası:

 *Bu poster Yedikıta Dergisi Sayı 25 (Eylül 2010) hediyesi olarak verilmiştir.
**Bu yazı Yattaa* dergisinin 21.sayısında yayınlanmıştır.




Translate »