En İçten Duygular ve Müzik I Sakamichi no Apollon

sakamichi-no-apollon

Müzik! Çoğu zaman söze gerek bırakmayan, duyguları en içten hissettiren unsur.

Karşımızda müzikleri ile bizi büyüleyen, karakterleri ile içimizi ısıtan oldukça sevimli bir anime var. Cowboy Bebop’ta hatırlayacağımız, orada harika bir performans çıkaran yönetmen Shinichiro Watanabe’nin yönettiği, 2012 yapımlı anime stüdyo Mappa tarafından hazırlanmış. Başta söylediklerimden de anlaşılacağı üzere anime müzik teması üzerine kurulmuş romantizm türünde. 12 bölümden oluşan anime adeta her bölümü ile seyirciyi gerek konusu, gerek görselleri, gerekse müzikleri ile sımsıcak bir şölen sunuyor.

sakamichi-no-apollon-1

Anime 1966 yaz ayından geçiyor ve seyirciyi de anlatımı ile yıllar öncesine götürmeyi başarıyor. Liseye yeni başlayan Kaoru Nishimi babasının işinden dolayı akrabalarının yanına Yokosuka şehrinden Kyushu’ya taşınmak zorunda kalır. Özellikle Kore dramalarında görmeye alışkın olduğumuz bir erkek karakterdir Kaoru; oldukça zeki, çalışkan, başarılı ama arkadaşları tarafından dışlanmış ve yalnız.  Bu sebeple yeni okulunda da aynı sorunları yaşayacağını düşündüğü için oldukça isteksiz bir şekilde okula gitmeye başlar. Fakat okulda Sentaro Kawabuchi isminde serseri bir çocukla dost olacağını kimse tahmin edemez. Klasik müzik tutkunu olan Kaoru, Sentaro ile Jazz müzik sayesinde arkadaş olacak ve büyük bir dostluğa adım atacaklardır. Sentaro herkesin korktuğu ve çekindiği serseri bir çocuktur ama müziğe karşı oldukça disiplinli yaklaşır. Bateri çalan Sentaro çocukluktan beri arkadaşı olan Ritsuko’nun dükkânında Ritsuko ile müzik çalışır. Kaoru ile tanıştıktan sonra ona da piyona çaldırmaya başlarlar ve ekip tamamlanır.

sakamichi-no-apollon-2

Animede üç ana karakter vardır: Kaoru, Sentaro ve Ritsuko. Anime bu üç karakterin günlük hayatlarını anlatır. Birbirleri ile olan ilişkileri, duyguları, umutları, hayalleri ve hayal kırıklıkları mümkün olduğunca sadece ama bir o kadar da içten seyirciye aktarılıyor. Konu bakımından klişe, anime dünyasına yeni bir perspektif katmıyor ve bilindik çerçeveden çıkmıyor. Gelgelelim hikayenin işleniş şekli ve jazz müzik ile süslenmesi türdeşlerinin arasından hemen fark edilmesini sağlıyor. Aşk üçgenleri animelerde birçok kez işlenmiş olsa da jazz müziği eşliğindeki bu sevgi bağını başka bir animede görmek zor. Jazz müzik demişken, animenin artı yönlerinden birisi de müziklerin herkese hitap ediyor olması. J-Pop veya klasik müziği sevmek daha zordur. İşlenen müzik türünü sevmediniz mi sıkıntılı anlar yaşayabilirsiniz. Fakat jazz müzik içerisinde herkes sevebileceği bir şeyler bulabilir. Jazz ile ilgilensin veya ilgilenmesin, “Messengers Moanin” herkesin hoşuna gidebilecek şahane bir parçadır. Müzik temalı diğer animelere nazaran Sakamichi no Apollon’da biraz daha geri planda. Az ama öz diyebilirim.

sakamichi-no-apollon-3

Animenin çizimleri gayet kaliteli ve biraz da farklı. Farklılık karakterlerde boy gösteriyor çünkü alışagelmişin dışında bir teknik kullanılmış. Karakterler suluboya tablolarından gelmiş gibiler ve arka plan ile zarif bir uyum yakalamışlar. Müziklerden ise daha fazla bahsetmeme gerek var mı? Jazz parçalarını sizler de dinlediğinizde tıpkı Sentaro ve Kaoru’da olduğu gibi büyüsüne kapılmanız mümkün. Ayrıca açılış parçası Sakamichi no Melody için de ayrı bir parantez açmak isterim. Neşe, hüzün, ihtiras… Bir açılış parçası için bunlar fazla bile. Doğal olarak kapanış parçası, açılış parçasının yanında biraz sönük kalıyor.

Sakamichi no Apollon her ne kadar içeriside müziği az barındırsa da jazz teması ile harika bir anime ve hitap kitlesi bir hayli geniş. Kaoru’nun da dediğ gibi “Jazz müziğini eğlenceli yapan beklenmedik olaylardır ve hayat da jazza çok benzemektedir.”

*Bu yazı Japon Sinema E-Dergisinin 8.sayısında yayınlanmıştır. Dergideki diğer yazıları okumak için tıklayınız.




Translate »