Edo Dönemi’nden Absürt Bir Hikâye : Samurai Champloo

Yönetmenliğini Cowboy Bebop, Space Dandy, Zankyou no Terror gibi serilerden tanıdığımız Shinichiro  Watanabe’nin yaptığı  26 bölümlük aksiyon, macera, komedi türlerindeki bu seriyle  samuray hikâyelerine bambaşka bir perspektiften bakıyoruz.

2004 yılının mayıs ayında Manglobe Stüdyoları’ndan çıkan seri  gerek  görselliğiyle  gerek de kurgusuyla dönemin başarılı animelerindendir. Serinin konusu ise şöyle:

Oldukça sakar ve aksi bir kız olan 15 yaşındaki Fuu Kasumi bir çaycıda çalışmaktadır. Bir gün dükkana serseri bir grup gelir. Çalışanlarsa bu serseri grubun başındaki oğlanın, yargıcın oğlu olduğunu bildikleri için yaptığı zorbalıkları görmezden gelirler. O sırada başıboş gezen, kendi özgün dövüş stiline sahip bir samuray olan Mugen de dükkandadır.Fuu’nun sakarlıkla yargıcın oğlunun üzerine çay dökmesiyle yargıcın oğlu sinirden köpürür ve Fuu’nun bir parmağını keseceğini söyler. Çaresiz kalan Fuu dükkanda oturan Mugen’den yardım ister. O sırada oralardan geçmekte olan Samuray Jin de olaya dahil olunca işler iyice sarpa sarar. Kavga dövüş sırasında büyük hasara sebebiyet veren bu iki samuray idam cezasına çarptırılır. Fuu ise onları kurtarmak için kolları sıvar ancak karşılığında tek bir isteği vardır; Jin ve Mugen’in ay çiçeği kokulu samurayı bulması. Ellerinde bir tek bu ipucu olan üçlünün maceraları tam burada başlar. Ancak birlikte seyahat etmek pek de kolay değildir; çünkü Mugen ve Jin birbirlerini ezeli iki rakip olarak görmektedir.

Animeyi absürd kılan ise komedi unsurları dışında günümüzden de esintiler taşımasıdır. Edo dönemi gibi eski bir çağda geçen bir seriden daha geleneksel bir şeyler bekleriz, değil mi? Samurai Champloo’da durum bundan biraz farklı; karşılıklı kılıçların çekildiği bir dövüş sahnesinden arkadan hip-hop müzik girebilir mesela. Zaten genel olarak seriye baktığımızda hip-hop esintilerini görmekteyiz. Açılış şarkısı (Battlecry) ve bitiş şarkısı (Shiki no uta) bunun ilk örneği. Yazıların grafiti tarzında yazılması, hatta grafiti ile ilgili bir bölüm olmasını da örnekler arasına ekleyebiliriz. İşin ilginç yanı, bunlar tarihi kategorisine ekleyebileceğimiz bu animede sırıtmıyor, hatta olması gereken buymuş gibi gayet doğal geliyor bize. Başka bir örnek vermek gerekirse, Mugen’in hareketleri klasik bir samurayın alıştığımız hareketlerinden biraz farklı; daha savruk, daha hareketli, yer yer de breakdance figürleriyle dövüşe bambaşka bir hava katıyor.

Bunun dışında kurgunun alt metninde ise her karakterin kendi derin hikâyesi var. Karakterler kişilik olarak birçok kişi tarafından – ben de dahil –  Cowboy Bebop ile özdeşleştiriliyor. Zaten serinini aynı yönetmenin elinden çıkma olduğunu söylemiştim. Daha önce Cowboy Bebop’u izlediyseniz Mugen’in vurdumduymaz tavırlarının arkasında Spike’ı, Fuu’nun karakteri arkasında ise Faye’i görmeniz pek de zor değil. Bunun dışında Cowboy Bebop’a gönderme yapan sahneler de mevcut. Zaman zaman konu size çizgisinden kayıyor gibi gelebilir, ama bu canınızı sıkmasın. Araya serpiştirilen bu bölümler de konunun kendisi kadar kaliteli. Hatta şahsi görüşüm, 22.bölümden başlı başına yeni bir kurgu yaratılabilir.

Birbirinden ihtişamlı dövüş sahneleri izlemek, ama tüm bu ciddiyetin arasında gülmeyi de ihmal etmemek  istiyorsanız  bu anime tam size göre.

İyi seyirler…




Translate »