Düşlerin ve Deliliğin Krallığı I Hayao Miyazaki

The Kingdom of Dreams and Madness

Ruhların kaçışı, Komşum Totoro, Yürüyen Şato… Ve son olarak Rüzgâr Yükseliyor.  Düşlerin ve Deliliğin Krallığı tüm bu anime filmlerin arkasında ki adamı anlatıyor. Mami Sunada’nın yönetmenliğini üstlendiği belgesel, temelde Hayao Miyazaki’nin gündelik yaşamına odaklansa da izleyicisine bunun çok ötesinde şeyler sunuyor.

Miyazaki ‘ Dünyayı kelimelerle anlatmak o kadar basit değil’ diyor filmin ilk kısımlarında bir yerde.. Bu cümle nedense bana Oğuz Atayın ‘ Kelimeler bazı anlamlara gelmiyor’ sözünü anımsattı.  Sahiden de öyle, yani kelimeler ile bir dünyayı anlatmak sahiden zor. Çünkü kelimeler bazı anlamlara gelse dahi bu anlamalar herkes için çok başka olabiliyor. Miyazaki’nin yazmak yerine çizmesinin sebebi budur belki. Çünkü çizmek kafanızda ki şeyi karşı tarafa anlatmanın en kestirme yollarında biri sanırım. İşte bu belgeselde başta Miyazaki olmak üzere tüm Ghibli Stüdyosunun Rüzgâr Yükseliyor filmi ile Prens Kaguya Masalı filminin çizim hikâyesini izliyoruz. Yani bu sefer hayranlıkla izlediğimiz o çizimlerin yaratılma aşamasına şahit oluyoruz. Açıkçası Miyazaki gibi bir adamı bu belgeseli çekmeye nasıl ikna ettiler aklım almıyor. Ki zaten filmin ilk sahnelerinde de kameranın önünde çokta rahat davranamıyor.

The Kingdom of Dreams and Madness 1

Miyazaki gibi bir adam

‘Miyazaki gibi bir adam’ cümlesini biraz açmak gerekirse –  Belgeselden de anlaşılacağı gibi-  Öncelikle söylenmesi gereken şey zor bir adam.  Ama bir tarafının da oldukça utangaç olduğunu görüyoruz. Ki ayrıca net bir adam. Özelikle filmin ilk gösteriminden sonra ondan bir konuşma yapması  için sahneye gelmesi istendiğinde çıkıp yalnızca ‘ İlk defa kendi filmimde ağladım’ deyip geri yerine oturması, bu söylediğimi destekler nitelikte. Ama işin tuhaf yani bir yandan da oldukça karmaşık biri olması. Yani en azından konu senaryoya geldiğinde oldukça karmaşık bir insan. ‘ Miyazaki Senaryo yazmaz. Storyboard’lar o çizdiği halde üretim çizimler bitmeden bir yıl önce başlar. Hiç kimse filmin nasıl biteceğini bilmez’ Bu başta Miyazaki olmak üzere tüm stüdyo çalışanları için oldukça karmaşık bir süreç olsa gerek.  Yani hikâyenin nereye gideceğini kimse bilmiyor, sanırım Miyazaki’nin kendisi bile buna hâkim değil.  Bir bölümde Miyazaki ‘ Gördüğünüz üzere Animasyonları Yönlendiren Karakterlerin niyetidir. Sen Kaderini çizemezsin, niyetini çizersin… Kader varsa  bile.’  Diyor. Karakterler kendi yollarını kendisi çiziyor sanırım, Miyazaki de tıpkı bir düş elçisi gibi bize anlatıyor olup bitenleri. Rüzgâr Yükseliyor filminin son sahnesinde yaptığı değişikliğin sebebi de bu olsa gerek.

The Kingdom of Dreams and Madness 2

Animasyon film denildiğinde, bu filmlerin genelde çocukları hedeflediği fikrinden Miyazaki de oldukça rahatsız. Filmlerini Çocuklar için yapmıyor, ama onlardan besleniyor.  11 de işe başlayıp 9 da paydos eden Miyazaki, stüdyoya gelirken önünden geçtiği anaokulunda ki çocuklara el sallıyor. Onun için o gün yapması gereken şeylerden biri. Rutin. Çocuklar için ‘ Bazen ne düşünüyorum biliyor musun?  Dünyanın sonu hakkında falan… Bunu asla bir çocuğa söylemezdim. Bu çok önemli… Çocuklar beni hayata devam ettiriyor. Özel herhangi bir çocuk değil, genel olarak çocuklar.’  Aslında onunda bir o kadar çocuksu ve vurdumduymaz bir tarafı olduğu açık, herhangi bir yetişkinin üzerine saatlerce kafa patlatması gerektiği stüdyoya isim koyma işinde bile o oldukça kolay hatta çocukçu diyebileceğimiz bir yol seçmiş.  Şöyle diyor Miyazaki ‘ Ghibli bir uçaktan rasgele aldığım bir isim, Sadece bir isim ne hoş !’ ve gülüyor. Mesela öyle çok derin mevzularda beylik laflar da etmiyor. Tıpkı bir çocuk gibi net ve kesintisiz cevapları var.

The Kingdom of Dreams and Madness 3

‘ + Ona evlenme teklif ettim ve sözümden dönemezdim

– Doğru kişi olduğunu nasıl anladınız?

+ Bilmem öyle anladım işte

– Ama nasıl?

+ Nereden bileyim, bu hayatın sırrı.’

Yirmi birinci yüzyılla uğraşmak istemiyorum!

‘ Ben yirminci yüzyıl adamıyım, yirmi birinci yüzyılla uğraşmak istemiyorum’  şeklinde yakınıyor Miyazaki.  Her ne kadar bu yüzyılın işlerine kafa yormak istemese de Nükleer konusunda oldukça dertli ve bunu doğru bulmuyor.  Zaten bu sözleri de bir politikacının seçim sözleri arasında nükleer ile alakalı şeyler duyduğu vakit dile getiriyor.  Japonya da yaşanan Nükleer patlama konusunda ise oldukça üzgün. ‘ Böyle bir şey olmasını beklemiyordum, ama olduğuna da şaşırmadım’  diyor. Filmlerini siyasi bir kaygı gütmeksizin yapsa da özelikle Rüzgâr Yükseliyor filmi uzun süre Japon siyasi gündemini meşgul ediyor.  Hatta son filmi konuşulmaya başlandığında ‘ Hayao Miyazaki anayasayı rahat bırakın diyor’ şeklinde manşetler bile atılıyor. Japonya’nın yakın tarihi hakkında ki düşünceleri ise şöyle ‘Kimse Amerika ile savaşa gireriz diye düşünmezdi. Ve Çin ile bu bataklığa sürükleniriz diye de. İnsanların aldırış etmediği zamanda oldu. Japonya birden çıldırdı ve dünyada savaş başlattı. O zaman İnsanların nasıl hissettiğini bilmiyordum. Ama şimdi anlıyorum. Oraya doğru gidiyoruz… Bu öngörülebilir bir şey değil. Ne olacağını kim bilebilir?  Bana gelince film yapmayı bıraktım. Artık boşunaydı. Bitirdim.’

The Wind Rises

 Son film; Rüzgâr Yükseliyor

Miyazaki, belgeselin pek çok yerinde Rüzgar Yükseliyor filminin son filmi olduğunu ve emekliliğe ayrılacağını dile getirdi. Ama son sahnede yazdığı mektupta daha on yıl kadar bu işin içinde olacağını da ekledi. Yani aslında bakarsanız onun emekliliği hala muallakta, çoğu insan Miyazaki’yi emekliye ayrıldı zannetse de o,  her an karşımıza yeni bir film ile çıkabilir. Bu durumda Rüzgar Yükseliyor filmi Miyazaki’nin son filmi midir? Bilinmez. Ama ne olursa olsun Miyazaki için oldukça önemli olduğu su götürmez bir gerçek. Ghibli Stüdyosunun yapımcısı bir basın toplantısında bu filmin Miyazaki için olan önemini şu şekilde açıklıyor ‘Savaş sırasında Miyazaki’nin babasının savaş uçakları için parça üreten  ‘ Miyazaki Airplane’  adında bir şirketi vardı. Bu yüzden Miyazaki bu filmde Jiro karakterinin içine babasından çok şey ekliyor.’  Başta bu olmak üzere filmin pek çok şeyi Miyazaki’nin anılarından yola çıkılarak şekillenmiş.  Bunlarla birlikte film Miyazaki’nin kendi içinde yaşadığı bir takıp çatışmalarında perdeye yansımış hali. Savaştan nefret ediyor Miyazaki, ama öte yandan Savaş uçaklarına karşı da ayrı bir hayranlığı var. İşte bu çatışma kendini filmde de gösteriyor. ‘ Uçak veya motorlu araç tasarlayan insanlar için bunu ne kadar iyi yaptıklarını önemi yoktur. En sonunda zamanın rüzgârları endüstriyel uygarlığın araçları haline gelir. Hiç zarar görmez. Yalnız hayalleri mahvederler, filmleri de tabii.” Böyle söylüyor Miyazaki. Belki de savaş uçağı gibi ölümcül bir tutkuyu filminde işlemiş olanın verdiği iç karmaşıklığı ile…

The Kingdom of Dreams and Madness 4

Toshio Suzuki ve diğerleri

Ghibli stüdyosunun mihenk taşı Miyazaki olsa da, stüdyoda onunla birlikte bu işleri çıkaran çok kıymetli başka inşalar da var elbet bunların başında şüphesiz stüdyonun yapımcısı Toshio Suzuki geliyor. Eğer Miyazaki Stüdyonun kalbi ise Suzuki de beynidir sanırım.  Günümüz dünyasında ne kadar güzel işler yaparsanız yapın maalesef bunun duyurulması ve pazarlaması kısmı çoğu zaman işin kendisinden daha önemli olabiliyor. İşte bu noktada stüdyoyu ayakta tutuyor Suzuki. Zaten Studio Ghibli’yi de Hayao Miyazaki Toshio Suzuki ve Isao Takahat birlikte kurmuşlardır. Her ne kadar Takahata Daha sonra kendisine ayrı bir yol çizse de hem stüdyo için hem Miyazaki için önemli bir isimdir. Ghibli stüdyosundan da bahsedecek olursak, açıkçası izlerken kendi adıma ‘böyle bir yerde çalışmak vardı’ dedim. Yapı olarak bir kere çok güzel ve ferah. İçeresinde bir çok animatörün çalıştığını düşündüğünüzde rengârenk ve eğlenceli olduğunu belirtmeme gerek bile yok.  Ama Stüdyonun çalışanlarından kedisine kadar herkes Miyazaki konusunda oldukça temkinli. Ha bir kapısında yazan şey ise oldukça manidar;

Çıkarken Lütfen

  1. Fikirlerini bırak
  2. Daima başkalarına güven
  3. Sorumluluğu üzerinden at
  4. Heyecanlanma

The Kingdom of Dreams and Madness 5

Peki, yahu neden animasyon?

Sinema büyük bir tutku şüphesiz ama animasyonu eşsiz kılan bir şey olmalı. İşte bu noktada Hayao Miyazaki bize şu cevabı veriyor.

(Bir basın toplantısından öncedir ve yüksekçe bir yerden şehre bakmaktadırlar)

‘ Sarmaşıkların üzerinde ki evi görüyor musun?  Bu çatıdan öbürüne atlarsan o mavi ve yeşil duvara çarparsın. Ardından boruya tırmanıp, üzerinden zıplarsın. Tekrar çatıya koşarak geçersin. Sonra nereye atlarsın? Bunları bir animasyonda yapabilirsin. Eğer elektrik tellerinde gezinebiliyorsan öbür tarafı da görebilirsin. Yukarıdan baktığınızda birçok şey size kendini gösterir. Belki beton bir duvar boyunca yarışırsınız. Birden bire bu sıkıcı şehriniz de büyülü bir film ortaya çıkar. Bu şekilde hayal görmek eğlenceli değil mi?  Hayallerin ötesinde bir yerlere gidebilirmişsin gibi geliyor. Belki de gidebilirsiniz…’

Sahi belki de gideriz?

Yazar: Yeter Şeko



20 Mart 1991 ‘de Yomra ‘da doğdu. 2010’da Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünden Haziran 2014’de mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sinema bölümünde Yüksek Lisans yapmıştır. Çalışmaları: Afrika ve Osmanlı Belgeseli projesinde yapımcı asistanlığı, Marmara Medya Merkezi Tasarım Birimi Öğrenci Koordinatörlüğü, İGİAD Gençlik Kurulu Koordinatörlüğü, Avrupa Rüyası Projesi sanat yönetmenliği yapmıştır.


  • Johnf433

    Some truly select blog posts on this web site , saved to fav. agdgdfadccec

Translate »