Çizgilerden Doğan Sonsuz Sevgi: Osamu Tezuka

Osamu Tezuka

II. Dünya Savaşı sonrası Japon mangalarında çok büyük değişiklik ve yenilikler meydana gelmiştir. Manganın günümüzdeki haline gelmesini sağlayan en büyük niteliklerden biri de: çizim yeteneklerinden ziyade mangakaların kendi yaratıcılıklarını kullanarak insanlığa vermek istedikleri önemli mesajları mangalar aracılığıyla anlatmayı tercih etmeleridir.

Bu fikrin öncülerinden biri de kuşkusuz Osamu Tezuka’dır. Asıl mesleği tıp doktorluğu olan Tezuka, savaş yıllarından önce, çocukluğundan beri canlılara, özellikle de böceklere çok ilgi duyuyordu. Her canlının korunması ve sevilmesi gerektiğini, sevginin ve barışın her derde deva olabileceğini düşünüyordu. Onun bu ilgi ve düşüncesi savaş sonrası daha da güçlendi, eskisine nazaran daha barışçıl ve canlı sevgisine daha fazla önem veren biri haline geldi. En nihayetinde Osaka Üniversitesi Tıp Fakültesindeki öğrenimini tamamlayan Osamu Tezuka, aldığı zor bir karardan sonra mangaka olma yolunda ilerlemiştir. Benimsediği sevgi ve barışı tüm dünyaya yaymayı amaçlayan Tezuka, pek çok ünlü eseri ile bunu başarabilmiştir.

Osamu Tezuka’nın sevgi dolu mesajlarını kurgulamış olduğu mangalarına nasıl gizlediğini her insan anlayamaz. Anlamak için insanda çok güçlü bir empati duygusunun yetişmiş olması gerekir. Tabi Tezuka’yı iyi tanımak da ikinci şartımız… Osamu Tezuka’nın kalbindeki o sonsuz sevgiyi, kurgularını da kullanarak sadece kağıt ve kalemle mangaya dönüştürebilme yeteneği kelimelerle anlatılamayacak kadar muhteşemdir. İyi bir manga okuyucusu, Tezuka’nın eserlerini okuduğunda çizgilerin ardında gizlenen sevgiyi hissedebilir ve verilen mesajı en iyi şekilde anlayabilir. Osamu Tezuka “Çalışmalarımda şu mesajı vermeye çalıştım: Bütün yaratıkları sevin! Canlı her şeyi sevin!” sözüyle bunu vurgulamıştır. Fakat eserlerinde sadece “canlı sevgisi” değil, “gerçek sevgi ve barışın” önemi de apaçık ortaya konulmuştur. Başka bir deyişle Tezuka’nın her eserinden bir ders çıkarmak mümkündür. İşte eserlerden bazı örnekler:

Tezuka

ASTRO BOY (TETSUWAN ATOM) “Modern bir Pinokyo masalı” olarak da tanımlayabileceğimiz bu hikâyede insanlar, robotları “sadece programlandıkları gibi hareket eden ve duyguları olmayan hizmet araçları” olarak görürler ve onları acımasızca kullanırlar. Kahramanımız Atom’un amacı bu düşünceyi çürütmek ve insanlar ile robotlar arasındaki sevgi bağını güçlendirmektir. Her iki taraf arasında barışı sağlamayı hedefleyen Atom, insan duygularına sahip bir robottur ve onun bu özelliğine”Omega Factor” denmektedir.

(NOT: Osamu Tezuka’nın yazmış olduğu orijinal hikâyeye göre Astro Boy’un”doğum tarihi” 7 Nisan 2003’tür, meraklısına duyurulur.)

PRINCESS KNIGHT (RIBBON NO KISHI) Bu hikâyenin kahramanı olarak tanıyacağımız Sapphire, şövalye olmayı kafasına koymuş bir prensestir. Gitmiş olduğu her yerde heyecanlı şövalyelik maceraları yaşayan Sapphire’in bu hikâyesi, okuyuculara “Görünüş aldatıcıdır.” mesajını vermeye çalışıyor. Başka bir deyişle: “Dış görünüşten ziyade iç görünüş daha önemlidir.” sözünü anlamamızı sağlıyor.

(NOT: Osamu Tezuka”Princess Knight” serisini çocukluğunda izlemiş olduğu Takarazuka Revue tiyatro gösterilerinden ilham alarak yapmıştır. Serinin animesi “ilk Shojo tarzı anime” olarak kabul edilir.)

LOST WORLD Türkçede”Kayıp Dünya” olarak isimlendirilen bu seride Japonya’nın II. Dünya Savaşı’ndaki durumu anlatılmaktadır. Çoğumuzun da bildiği üzere Osamu Tezuka, II. Dünya Savaşı’nı yaşamış Japonlardan biridir ve savaşın acımasızlığını bu seride en derin duygularla anlatabilmiştir.

Yazar: Aygün Coşkun



20 Mart 1991 ‘de Yomra ‘da doğdu. 2010’da Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünden Haziran 2014’de mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sinema bölümünde Yüksek Lisans yapmıştır. Çalışmaları: Afrika ve Osmanlı Belgeseli projesinde yapımcı asistanlığı, Marmara Medya Merkezi Tasarım Birimi Öğrenci Koordinatörlüğü, İGİAD Gençlik Kurulu Koordinatörlüğü, Avrupa Rüyası Projesi sanat yönetmenliği yapmıştır.


Translate »