Büyülü Kızların Grotesk Dünyası | Mahou Shoujo Madoka☆Magica

mahou-shoujo-madoka%e2%98%86magica

2011 yılı yapımı olan Mahou Shoujo Madoka☆Magica ya da diğer bir ismiyle Puella Magi Madoka Magica senaryosunu Gen Urobuchi’nin yazdığı, yönetmenliğini Akiyuki Shinbou‘nun yaptığı ve tema müziklerinin Yuki Kajiura‘nın elinde çıktığı bir seri. Gen Urobuchi’ye olan hayranlığımı şuradaki yazımda bahsetmiştim. O yüzden hemen anime detayına geçiyorum; 12 bölüm süren yapımın herhangi bir OVA ya da ekstra bölümü yok. Fakat seri bittikten sonra yayınlanan üç filmi var. İlk iki film, serinin özeti niteliğinde fakat üçüncü film serinin devamına yönelik hazırlanmış ve sonraki hikayeyi anlatıyor.

Seiyuu kadrosuna bakalım biraz o zaman; asıl karakterimiz olan ve hikayenin etrafında geçtiği Madoka‘nın seslendirmesini Aoi Yuuki yapıyor. Kendisini bu yıl Boku dake ga Inai Machi‘de Kayo olarak dinlemiştik. Daha önce ise Gosick‘de Victorique ya da Owari no Seraph‘da Krul olarak dinlemiş olabilirsiniz. Bir diğer önemli karakterimiz olan Homura‘yı Chiwa Saito seslendiriyor. Bakemonogatari serilerinde Hitagi karakteri en bilinen işi diyebilirim. Madoka’nın yakın arkadaşlarından olan Sayaka‘yı Eri Kitamura seslendiriyor. Onun en bilinen işleri arasında ise Fairy Tail‘de Cana ve Aquarius var. Hikayeye birkaç bölüm sonra katılan Sakura karakterini Ai Nonaka canlandırıyor. Bir diğer önemli karakterimiz olan Mami’yi ise Kaori Mizuhashi sesiyle hayat veriyor.

mahou-shoujo-madoka%e2%98%86magica-1

Daha önce şurada bu animeyi Gen Urobuchi’nin en iyi işi olarak kısaca tanıtmıştım. Fakat ayrıntılı bir tanıtım gerektiğini düşündüm. Zira yapım belli kriterleri nedeniyle biraz underrated kalmış. Türüne baktığınız zaman karşınıza büyü, fantastik, shoujo gibi maddelerle karşılaşıyorsunuz. Ama seri sadece bundan ibaret değil aynı zamanda psikolojik gerilim ve dram gibi türlere de örnek olabilen seri daha izlemeye başlamadan “tüm bu türlerin harmanı bir seri nasıl olur ki acaba?”yı düşündürerek izleyicinin kafasını karıştırmayı başarıyor. İşte bu yüzden de geri plana atılabiliyor.

Konusuna bakalım o zaman biraz: Madoka Kaname arkadaşlarıyla vakit geçirmeyi ve okulunu seven ailesiyle problemi olmayan -hatta annesiyle fazla iyi geçinen- sıradan bir ortaokul öğrencisidir. Bir gece rüyasında siyah saçlı bir kızı savaşırken görür, ertesi gün ise o kız sınıfına nakil öğrenci olarak gelmiştir. Nakil öğrenci olan Homura Akemi ise Madoka’yı uyarır “şu anki hayatından memnun musun? aileni ve arkadaşlarını önemsiyor musun? O zaman olduğun gibi kalmalısın” der. Kafası karışan Madoka’nın kısa bir süre sonra yolu garip bir hayvan olan -ve normal insanların göremediği- Kyuubey ile kesişir. Ve artık dünyada büyünün gerçek olduğunu, cadıların insanların yaşam enerjilerini aldığını ve onları ölüme sürüklediğini fakat cadıları durdurmak için büyülü kızların olduğunu öğrenir. Kendisini bir anda büyülü bir dünyada bulan Madoka bundan sonra, daha önce hiç görmediği şeyler görecek ve hayatı tahmin edilemez yönde değişecektir.

mahou-shoujo-madoka%e2%98%86magica-2

Başlangıçta büyü ve shoujo’nun bütün pozitif yönleri olan renkli ve neşeli çizimleri taşıyan seri bölüm bölüm daha karanlık, daha gerilimli ve daha depresif bir hal alıyor. Yani “beyaz” başlayan seri gittikçe “siyah”laşıyor. Zaten serinin en büyük artısı da bu oluyor, sizi büyülü kızların neşeli dünyası bekliyor zannederken tamamen farklı bir şekilde karanlık bir dünyada buluyorsunuz kendinizi. Yani drama yönü biraz ağır. Zaten bu yüzden de sona doğru baya depresif bir hal alıyor yapım. Özellikle filminde bu depresif tutum tavan yapıyor diyebilirim. Bunda anlatımın payı çok büyük elbette. Birçok bölümün büyük bir kısmı grotesk ve sürreal anlatımla geçiyor. Ve bu anlatım izleyiciyi çok fazla etkiliyor. Bölümlerin kendi içindeki hikayeleri ise ayrıca takdir edilmeli. Gen Urobuchi yine farkını hissettirecek plot twist’ler ve trajik sonlar hazırlamış seyircisine.

Seri kendi içinde ciddi çelişkileri olmamakla birlikte kafalarda soru işareti de bırakmıyor değil maalesef. Filminden sonra bile kafamı kurcalayan birkaç şey kaldığını belirtmeliyim. Yine de serinin tutarlı olduğu bir çok nokta var. Zaten hikayenin ayaklarının yere basmasını da bu “tutarlılık” sağlıyor. Yani eksik kısımları biraz görmezden gelmek gerekebiliyor.

mahou-shoujo-madoka%e2%98%86magica-3

Çizimlere ise ayrıca dikkat edilmeli. “Gerçekçi” olmamakla birlikte -ki amacın bu olduğunu sanmıyorum- karakter çizimler ve arkaplanlar, grotesk anlatımlar izleyici algısına başarılı bir şekilde hitap ediyor. Arkaplan tasarımlarını hazırlayan Masato Shibata ve Kazuhiro Itou hangi kafayla bunları yaptılar bilmiyorum ama başarılı ve dikkate değer bir iş ortaya çıkarmışlar. Her ne kadar karakter tasarımları zayıf kalsa da grotesk dünyalarında çok da sırıtmıyor bence. Müzikleri de fazlasıyla dikkate değer. Açılış jeneriğini söyleyen ClariS‘in Connect şarkısı kısmen eğlenceli iken kapanış jeneriğini söyleyen Kalafina, senfonik notalar barındıran Magia şarkısı ile kısmen daha karanlık bir ortam oluşturuyor. Serinin tema müziklerini yapan Yuki Kajiura ise -Fate/Zero ve Sword Art Online’da olduğu gibi- burada da çok iyi bir iş çıkarmış.

Fakat şunu da belirtmeliyim ki bu grotesk ve sürreal dünya herkese hitap etmeyebilir. Kıyıda-köşede kalmasının bir nedeni de bu olan seriyi, farklılıklara açık iseniz izlemenizi öneririm, yine de tanıtımına bir göz atmaktan zarar gelmez;

*Bu yazı ortak çalışma yaptığımız www.birdizihaber.com adresinde yayınlanmıştır.



bazen hayatımın kalanını sadece anime/dizi/film izleyerek geçirmek istediğim doğrudur.


Translate »