Bir an Evvel Türkçe’ye Çevrilmesini Umduğumuz 5 Japon Edebiyatı Başyapıtı – II

Bir önceki yazımızda Japon edebiyatında bir an evvel okumak istediğimiz başyapıtlardan bir seçme sunmuştum. Ancak oradaki kitaplar, 1970 senesi öncesinde yazılmış eserlerdi. Burada ise çağdaş Japon edebiyatından en çok beklediklerimizden yalnızca beş tanesini seçtim. Japon edebiyatı konusunda sevindirici gelişmelerin olduğu ülkemizde, umarız çeviri çalışmaları hız kazanır ve daha çok eseri, daha kısa zamanda okuma fırsatı buluruz.

2017’nin Japon edebiyatıyla dolu bir sene olması dileklerimizle!

1 – BEDTIME EYES – Amy Yamada

 (Orijinal ismi: Beddotaimu Aizu / Tarihi: 1985)

Amy Yamada,  Japonya’nın yeni nesil gençlerinden biri olarak büyüdü. Ulusal refah ortamında yetişen, o dönemin bütün gençlerinde olduğu gibi Yamada’da da; geleneksel Japon aile yapısına uymayan bir bireysellik, içe kapanma ve kendini farklı açılardan keşfetme merakı görülmekteydi; bunu edebiyatında dışa vurdu. Eserlerinde cinselliği anlatmanın yanında cinsel bir dil kullandı; hatta bu yüzden genellikle hedonizmle ilişkilendirildi.  “Bedtime Eyes” tüm tabuları yerle bir etmiş ve muhafazakar edebiyatın nüfuzlu olduğu bir döneme bomba gibi düşmüştür. Japon insanının çekimser ve utangaç tavrına karşın Yamada’nın karakterleri, cinsellikten cesurca konuşmuş, Beat erkeklerinin üslubunu kadın karakterlerine uyarlamıştır. İngilizce çevirisinden sonra dünyada da çok ses getiren “Bedtime Eyes” umarız yakın zamanda Türkçeye de çevrilir.

2 – PIERCING – Ryu Murakami

(Orijinal ismi: Piasshingu / Tarihi: 1994)

Ryu Murakami uzun zamandır, çevrilmemesini anlayamadığımız isimler listesinin başında. Önemli yazarın sadece bu romanı değil, birçok romanı çeviri sırasında olmalı. Yayıncıların bütün ilgisi diğer Murakami’ye dönmüş, Ryu’ya da aynı soyadını paylaştığı arkadaşının laneti çökmüş gibi bir durum var. Haruki’nin talihi, Ryu’nun kadersizliği oldu. Hâlbuki Amerika ve Avrupa’da Ryu kendi okuyucu kitlesini yaratmış, en çok okunan Japon yazarların başında gelmekte; ancak şimdiye kadar Türkçeye üç önemli romanı çevrildi. Şuan da bir tanesi (Gecenin Dibi) hariç, diğerlerinin (Şeffaf Mavi, Emanet Dolabı Bebekleri) baskısını bulmak imkansız. “Piercing”te de aşinası olduğumuz, anlatmayı sevdiği yeraltı Japonya’sına sokuyor bizi yazar. Kan ve korku, uyuşturucu ve seks; çarpıcı, travmatik karakterler yine başrolde. Bunları Ryu Murakami işleyince ortaya neredeyse sempatik bir sonuç çıkıyor. Romanın en kötü karakteriyle bile özdeşleşmeden kaçamıyor okuyucu. Umarız “Piercing” yakın zamanda çevrilir; arkasından da “Audition”, “From Fatherland, With Love” gibi diğer kitapları gelir.

3 – KANGAROO NOTEBOOK – Kobo Abe

(Orijinal ismi: Kangaru Noto / Tarihi: 1991)

Çağdaş Japon Edebiyatı’nın babalarından olan Abe, Türkçe okuma fırsatı bulduğumuz, tüm zamanların en iyi romanlarından biri olan “Kumların Kadını”nın da yazarı. Türkçede “Kutu Adam” romanı da basılan Abe’nin bir an evvel Türkçeye çevrilmesini umduğumuz birbirinden ilginç, özgün, başyapıt romanları bulunmakta. Bunların başında “The Face of Another”, “The Ruined Map” ve “Kangaroo Notebook” geliyor. “Kangaroo Notebook”ta Murakami’nin feyz aldığı, rengarenk, fazlasıyla acayip; imgelerle örülmüş bir dünya önümüze seriliyor ve olaylarla kurgu hiç nefes aldırmıyor. Aklımıza gelebilecek her türlü tuhaflığı, kendince kurgulayan Kobo Abe, tartışmasız bir yazarlık örneği sunuyor. “Kangaroo Notebook”u umarız 2017 içinde Türkçede okuma fırsatına sahip oluruz.

 

4 – THE CHANGELING – Kenzaburo Oe

(Orijinal ismi: Torikae ko (Chenjiringu) / Tarihi: 2000)

Kenzaburo Oe Japonya’ya ikinci Nobel Edebiyat Ödülünü getirdiğinden beri, hem ülkesinde hem de tüm dünyada ayrı bir ilgiyle okunmakta. Özellikle İngilizcede, Oe üzerinden yola çıkılarak yazılmış birçok Çağdaş Japon Edebiyatı araştırma kitabı bulunur. Kenzaburo Oe, eleştirmenler tarafından nir nevi milat olarak kabul edilmiştir diyebiliriz. Ancak birçok önemli eseri olan ve 82 yaşında hala yazan Kenzaburo Oe’nin Türkçede neden bu kadar az kitabı var bilmiyoruz. “The Changeling” bir üçlemenin ilk kitabı. Goro isimli bir film yapımcısının intiharı üzerine gelişen olayları ele alan üçlemenin bu ilk kitabı aynı zamanda Kenzaburo Oe’nin bir ayağı Batıda olan romanları içerisinde, en sevileni oldu. İngiltere ve Amerika’da çok başarılı olan roman; yazara birçok ödül de kazandırdı. Umarız yakın zamanda bizde Goro‘nun intiharı sonrası gelişen olayları yakından izleme fırsatı buluruz.

5 – SNAKES AND EARRINGS – Hitomi Kanehara

(Orijinal ismi: Hebi ni Piasu / Tarihi: 2003)

Hitomi Kanehara Japon edebiyatının en genç kadın yazarlarından biri. Lise yıllarından itibaren edebi bir kaygıyla geliştirdiği yazın dilinin ilk meyvesi olan “Snakes and Earrings”; Ryu Murakami tarafından Akutagawa Ödüllerinde değerlendirildi ve ödüllendirildi. O zaman henüz 21 yaşında olan yazar bir anda önemli satış rakamlarına ulaştı ve hem eleştirmenler hem de halk tarafından baş tacı edildi. Ryu Murakami’de görmeye alışık olduğumuz Japon yeraltı dünyasını, bu kez gencecik bir kızın gözünden deneyimle fırsatını buluyoruz. Anlattıkları bir yandan okuyanı şok ederken, bir yandan da yalnızca edebiyatın sağlayabileceği zevki veriyor. Üç karakterin etrafında gelişen olaylar kahramanların birbirlerini tükettikleri bir şekilde son buluyor. Kaneo Minato’nun sunduğu okuma zevkine benzer bir tecrübe sunan Kanehara, yakın zamanda okumak istediklerimiz arasında başı çekenlerden biri olarak kendine yer buluyor.