Bilgi, Ezber ve Pratik: Japon Eğitim Sistemi ve Okul Yaşantısı

jaapan

Japonya’nın birçok alanda dünyanın birçok ülkesinden “ileride” olmasının nedeni elbette ki eğitimin sistemindeki farklarından kaynaklanıyor. Asya’da en büyük ikinci ekonomik güç olan Japonya’nın bu yapısını koruması için eğitim sistemini de sürekli güçlendirmeli ve güncel tutmalı. Bu güçlü yapısının altında elbette ki Hiroşima ve Nagazaki gibi vakaların bir daha yaşanmasına engel olmak gibi bariz nedenlerin yanı sıra hayat standartlarını sürekli yükseltmek de bariz bir gerçek. Japonya’nın II. Dünya savaşından bu kadar hızlı ve bu kadar etkili sonuçlarla çıkabilmesini; işte tam da bu otoriteye karşı saygıda kusur etmeyen öğrenciler yetiştiren, bilgiyi ve bilgi kullanımını önemseyen, ezberci ve pratik eğitim sistemlerine borçlular.

2015 yılında Pearson isimli bir eğitim kurumunun (Social Progress Imperative) yaptığı araştırmaya göre eğitimde en iyi 10 ülke arasında Güney Kore’den sonra ikinci olan Japonya, teknoloji tabanlı ve disiplinli eğitim yapısıyla bilgiyi çabuk özümseme ve aktif kullanabilmede oldukça yüksek sonuçlar çıkardı. Yine aynı rapora göre bu başarının nedeni ise eğitime harcanan paradan ziyade öğretmenlere verilen değerin diğer ülkelere göre çok daha yüksek olması ve eğitimi kültürlerinin en önemli parçası haline getirebilmiş olmaları olarak belirtiliyor.

Japonya’nın doğal kaynakları sınırlı olduğu için fen bilimlerine ve teknolojiye aşırı önem veriyorlar. Çünkü kendilerini geliştirebilecekleri ve dünyada söz sahibi olabilecekleri ender alanlardan bir tanesi olduğunun bilincindeler. Hatta bu bilinci teşvik etmek için yasalar çıkartıyor, uygulamaya koyuyorlar.

parents_day_at_eirfans_kindergarten

Şimdi bu eğitim sistemine biraz daha yakından bakalım; Japonya’da çocuklar altı yaşında ilkokula başlıyor ve ilkokulları altı yıl sürüyor. Japonlar ilkokulun asıl amacının yetiştirdikleri bireyin sosyal hayata uyum sağlayabilmesi için gerekli olan temel bilgileri verebildikleri ilk eğitim kurumu olarak görüyor ve değerlendiriyor. Tabii bu arada çocuğun insancıl yönünü geliştirmek de çok önemli. Üç dönem olan eğitim yılı festivaller gibi aktiviteler için ayrılan zaman da dahil olmak üzere toplan 240 gün sürüyor. Özel üniformaları olmayan ilkokulların birbirinden ayırt edilebilmeleri için şapka ya da fular gibi ayırt edici özellikler belirtilmesi isteniyor.

Bu altı yıldan sonra üç yıllık bir ortaokul süreci başlıyor. Amaç yine ilkokuldakine benzer, temel becerileri kazandırmak, kişiliği ve iletişim yönünü geliştirmek. Fakat özellikle ortaokuldan itibaren ezberci bir eğitime dayanan sistemleri olan Japonya’nın en büyük artısı öğretmenliğin oldukça fazla saygı duyulan bir meslek olması. Öte yandan ilkokulda oldukça disiplinli olan eğitimleri ortaokulda daha da disiplinli hale geliyor. Öğrencilerin dersleri zorlaşıyor ve sosyal aktivitelerinin çoğalması isteniyor.

japanese-classroom

Ortaokuldan sonra ise üç yıllık bir lise öğrenimi oluyor. Ücretsiz ve zorunlu olan ilkokul ve ortaokulun aksine, ücretli olan lise öğrenimine katılım da oldukça yüksek Japonya’da. Yine de eğitimin her bir katmanda daha da zorlaştığını belirtmeliyim. Japonya’daki öğrenciliğin temeline birazdan detaylı değineceğim şimdi biraz daha lise eğitimlerinin temelinden bahsetmek istiyorum; devlet liseleri ve özel liseleri olan Japonların eğitimleri de teknik ya da genel kültür olarak ayrılabiliyor. Yani Japonca, İngilizce, Fen Bilgisi, Matematik gibi dersler veren liselerin yanı sıra; tarım, ev ekonomisi, ticaret, deniz ürünleri gibi teknik bölümleri olan ve bu eğitimi veren teknik liseler de mevcut.

Lise hayatlarının genellikle son yılında yoğun bir şekilde üniversiteye hazırlanan öğrencileri iki aşamalı bir üniversite sınavı bekliyor. Birinci sınav olan, ülke genelindeki barajı referans alan sınavı geçen öğrenciler istedikleri alana göre ikinci aşamadaki sınava (girmek istedikleri üniversitelerin yaptığı sınava) giriyorlar. Ve aldıkları sonuçlara göre üniversiteye girip giremeyecekleri belirleniyor. Özel üniversitelerin eğitimlerindeki kalite bilinse de, Japonlar genellikle (devlet büyükler orada okudukları için) öncelikli olarak Kyoto ya da Tokyo Üniversitesi gibi devlet üniversitelerini seçiyor.

dscf2753

Öğrenciliği biraz daha irdelediğimizde ise karşımıza ilginç şeyler çıkıyor. Özellikle ortaokul ve lise üniformalarındaki -çantalarına kadar- uygulanan standart çizgi hemen dikkat çekiyor. Diğer taraftan okullarda hademe olmaması dikkat çeken bir başka özellik. Öğrenciler yerleri, tahtayı, masalarını hatta tuvaletlerini bile kendisi temizliyor. Öğrenciler yemeklerini de genellikle sınıfta ve kendi masalarında yiyor. Evden getirilen yemeklerini ya da sınıftaki yemek sorumlusunun yaptığı yemeği hep birlikte sınıfta yiyorlar. İsraf gibi bir şeyi kabul edilemez buldukları için de tabakları tertemiz oluyor genellikle.

Bir başka ilginç özellik olarak Japonların yedek öğretmeni olmadığını söylemek yanlış olmaz sanırım. Mesela sınıf öğretmeni o gün bir şekilde okula gelemiyorsa tüm günü öğretmensiz geçiriyor öğrenciler. Eğitimcilerin öğrencilerin sessiz duracağına, ders çalışıp soru çözeceğine inançları tam oluyor genellikle.

Sasumata dedikleri bir de güvenlik aletleri bulunuyor mesela okullarda. Bugün Japonya’daki hemen hemen her okulun duvarında asılı olan ve eski bir samuray silahından uyarlanarak hazırlanmış olan sasumata saldırganlara karşı kullanılabilecekleri, saldırganı safdışı edebilecek bir alet. Öte yandan kulüp aktiviteleri öğrenciler için çok önemli. Yaz tatillerinde bile (ara tatillerinde demek daha doğru olur sanırım zira yıllık eğitimlerinin üç dönem olduğunu yukarıda belirtmiştim) okula geliyorlar ve aktivitelerine katılıyor öğrenciler.

Fakat günümüzde bu sistemin handikapları ve bazı olumsuz özellikleri de yok değil. Örneğin öğretmenlerin en büyük endişelerinden birisi, öğrencilerin gerçek hayat tecrübelerinin yetersiz kalışı denilebilir. Zira Japonya teknoloji anlamında çok gelişmiş bir ülke ve günümüzde sanal gerçeklik oldukça yaygın bir kullanım alanı buluyor kendisine. Bunu önlemek ve öğrencilerin hayat tecrübelerini artırmak adına daha çok deney ve kulüp aktivitesi düzenleyen okullar sıklıkla karşımıza çıkıyor. Öğretmenlerin toplumda ekstra saygı görmesinin nedenlerinden birisi de bu olsa gerek. Öğrencilerini her anlamda destekleyen öğretmenler ders saatleri önemli olmaksızın sabah 8’den akşam 5’e kadar okulda olmak zorundalar. Fakat öğretmenlerin ilgileri zaman zaman öğrenciler üzerinde baskıya ve beklentiyi yükseltmeye neden olabiliyor. İşte bu yüzden Japonya’da okullarda görülen şiddet eylemleri de azımsanmayacak kadar var diyebiliriz. Yine de kıyaslama yapıldığında öğrencilerin derslerden şikayetleri batılı ülkelere göre çok daha az olduğu gözlemlenebiliyor.

p11-education-a-20131230

“Bilgi önemlidir, fakat daha önemli olan şey; bilginin uygulamalı olarak kullanılabilmesidir.” cümlesi ile Japonların eğitime bakışlarını özetleyebiliriz. Öğrettikleri bilginin günlük hayatta kullanılmasını da bekledikleri için sadece teorik bilgileri vermekle kalmıyorlar, kulüp aktiviteleri gibi alanları ile öğrencilere fiziksel aktivite alanı da sağlıyorlar. Bu şekilde teori ve uygulamayı aynı anda götürüp mükemmel kombinasyonu uygulamayı başarıyorlar.

Eğitim sistemi ne kadar başarılı gözükürse gözüksün Japonya’nın da eksikleri olduğunu son 20 yıldaki ekonomik durgunluktan anlayabiliyoruz. İşte bu yüzden de geçtiğimiz yıl Finlandiya ile birlikte Japonya da eğitim sisteminde bir değişikliğe gitti ve 60 yıldır uyguladığı ezberci sistemi değiştirmeye yönelik adım attı. Amaç düşünceyi daha da özgürleştirmek ve dünyaya uyum sağlamak. Liselerdeki eğitimi değiştirip pilot bölgelerde okullar açan Japonlar “Özel Global Liseler” dedikleri eğitim kurumlarında dünya ile daha çok iç içe olan bir eğitim anlayışı güdüyor. Lider vasfı olan öğrenci yetiştirip sosyal becerileri daha güçlü bir nesil hedefleyen Japonlar, Özel Global Liseler’de ikili eğitim (iki öğretmenin olduğu sınıflar) ve çapraz müfredat dedikleri eğitimleri uyguluyor. Yani yavaş yavaş örnek öğrencinin tanımını “sessiz ve otoriteye saygı duyan”dan “özgür düşünen, lider ve sosyal” şeklinde değiştirmeye çalıştıklarını söylemek yanlış olmaz sanırım. Bu değişimin nasıl sonuçlar doğuracağını ise uzun vadede göreceğiz.

Kaynak: eğitimpedia , eğiticibilgi , mentalfloss , Youtube


bazen hayatımın kalanını sadece anime/dizi/film izleyerek geçirmek istediğim doğrudur.