Bastırılamayan Metafor | Tokyo Ghoul

Tokyo Ghoul

Bu yazımda sizlere sahip olduğum yan Facebook sayfamın da etkisi neticesinde Tokyo Ghoul adı verilen ve kısa bir sürede başarı yakalamış olan animeyi tanıtacağım. “Ghoul” kelimesini Türkçeye gulyabani veya hortlak olarak çevrilebiliriz. Genelde avlarının eti ile beslenebilen bu canlıların görünümleri insandan farksızdır. Konusundan kısaca bahsedip hemen ardından Anime hakkında ki düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım. Tür sınıflandırmasına sokacak olursak Aksiyon, Gerilim, Fantastik ve Dram diyebiliriz.

Konusuna kısaca değinecek olursak eğer Ana karakterimiz Ken Kaneki, kendi halinde bir öğrencidir. En yakın arkadaşı Hide ile birlikte gittiği bir kahve dükkanında bir kızdan hoşlanmaya başlar. Rize isimli bu kız ile Ken’ in ortak noktalarından biride edebiyattır. Ken, Rize’ yi evine bırakmak istemesiyle birlikte Rize’ nin isteği gerçekleşir. Karanlık dar bir sokaktan geçerken Rize için beslenme vakti çoktan gelmiştir. Olayın ciddiyetini anlayan Ken kaçmaya çalışsa da Rize’ nin Kagune adı verilen normal insanlarda bulunmayan uzuvları harekete geçer ve Ken’ in iç organlarını karıştırma edasıyla Ken’ e doğru ilerlemektedir. Ken, hayati şekilde yaralar almış ve kan kaybından kendinden geçmek üzeredir. Ansızın Rize’ nin üzerine düşen büyük bir inşaat demiri olayın akışını hatta Ken’ in kaderini ciddi bir şekilde değiştirmiştir. Hastanede gözlerini açan Ken, organlarının mahvolduğunu bildiği için oldukça şaşırır fakat Rize’ nin sahip olduğu organların kendisine nakil olduğunu öğrendikten sonra işin rengi değişir. Bu durumu kabullenmek istemeyen Ken’ in sürpriz kaderinin ilerleyişi, yufka yürekli karakterimiz için oldukça zor bir süreç olacaktır. Peki Kaneki Ken, içindeki Rize’ ye yenik düşüp etraftaki insanları tuzağına düşürerek mi beslenecek yoksa açlıktan ölmeyi göze alabilecek mi? Aynı zamanda insanlık için kendilerini Dünyayı Ghoullerden temizlemeye adamış bir teşkilatın karşısında durabilecek mi?

Tokyo Ghoul 1

Anime hakkında düşüncelerime gelecek olursak eğer, ilk bölümünden izleyiciyi etkisi adlına alabilen nadir animelerden. Bir çok anime duygu ağırlıklıdır fakat hiçbir animede ben işlenen duygunun bu denli anime içerisine katılabileceğini inanmazdım. Savaş sahneleri olurken bile seyirciye aktarılan duygu izleyicinin inanabilirlik seviyesini aşmakta. Sanki önce duygu içerikli bir anime yapılmış ardından diğer etkenler bu eserin üzerine serpiştirilmiş. Karakterlerin içerisinde bulunduğu durum seyirciyi de kendi içerisine çekmekte. Bunun yanı sıra animenin bir diğer artısı da ghoul olsun, insan olsun birçok farklı karakter barındırması. Normali, psikopatı, değişiği, sadece yaşamak isteyeni, tanrıyı oynayanı, intikam peşinde olanı, eğlencesine takılanı, kısacası ne ararsanız var. Ayrıca insanların ghoul’lara bakış açısı ve sebepleri, aynı şekilde ghoul’ların düşünceleri de güzel işlenmiş. Buda bize yapım ekibin içerisinde psikoloji alanında uzman insanların olduğunu kanıtlıyor. Bu kanıya varmamın sebebi karakterlerin kişiliklerin karakterlere dört dörtlük yedirilebilmesi. Hatta değişen karakter kişiliklerini yansıtmayı bile olağan üstü şekilde başarabilmişler. Tabi ki gözden kaçan ayrıntılarda mevcut. Animenin kendiyle çelişmesi bende bütün bu emeğe hakaret edilmiş düşüncesi uyandırıyor. Evet, Animenin kendi kendine hakaret ettiğini belirtiyorum. Ghoullerin hiçbir insan silahı ile yaralanamayacağını belirtmesine rağmen kırılan cam parçaları ile yaralanmaları oldukça saçma. Bıçak işlemeyen vücuda bir cam parçası nasıl zarar verebiliyor diye sorduruyor izleyiciye. Aynı zamanda sadece kahve içebilen bu ghouller için kahvenin nasıl yapıldığı aşikar herhalde. Kahve içebiliyorsa suyu da içebilmesi gerekmekte mantıken. Fakat bu detaylara pek değinilmemiş ne yazık ki. Buda benim düşüncemde animenin akışının devam edebilmesi için izleyicinin gözüne batırılmadan sunulan bir akış düzeltici. Aynı zamanda Tokyo Ghoul’daki problem iki farklı türün varoluş mücadelesinde şekilleniyor. İhtiyaçları sebebiyle birbirlerine düşman olan bu iki türün çatışmasını yarı insan yarı ghoul olan karakterimiz (Kaneki) kendi bedeninde yaşamaya başlıyor. Tokyo Ghoul belki de dünyada en iyi psikolojik çelişkileri irdeleyen yapım olduğunu söyleyebilirim.

Tokyo Ghoul 2

Görsel düzeyinden bahsedecek olursak efectlere bolca yer verilmiş ve karakter çizimleri oldukça oturaklı. Gerçi renkli saçlar kavramı bu animede de mevcut ne yazı ki. Ama bu durum bile hoş bir görüntü oluşturuyor Tokyo Ghoul için. Animede litrelerce kan ve kopan uzuvlar görmemiz mümkün. Genellikle sansürlenmiş olsalar da yeri geliyor kimin kanı nereye sıçramış, kimin kolu nereye uçmuş belli olmuyor. Dövüş sahneleri oldukça başarılı ve bahsettiğim gibi karakterlerin kan revan içinde kalması ayrı bir hava katıyor. Animede büyük payı olan müziklerinden de bahsetmeden edemeyeceğim. Açılış ve kapanış openingleri oldukça enfes. Hatta müzik anlayışınızı kökten değiştirebilir. İçerisinde bolca duygu bulunduran bu anime de sürekli dolu olan gözlerinizdeki yaşı beklide yüzünüzden sıcakça akıtan müziklerinin ta kendisidir.

İçerik olarak oldukça detaya sahip olan Tokyo Ghoul için uzun ama yetersiz bir inceleme olarak görüyorum ben bu yazımı. Eklenen bütün içeriklerin birbirleriyle bağlantılı olması konuyu derinlemesine vermemize bir engel. Belki buda animeyi izlemeniz için bir sebep olabilir. Et yeme ve açlık metaforları, anime’ye yeni başlayanlar için ağır gelebilir ancak ruhunda bastıramadığı arzular besleyen herkese tanıdık gelen iç hesaplaşmalara farklı açıdan yaklaşıldığı da bir gerçek. Kişisel gelişim için bile izlenebilecek olan Tokyo Ghoul’u eğer hala izlemediyseniz bir an önce izleyenler arasına terfi etmeniz gerekmekte. İçinizdeki kişinin kim olduğunu öğrenmek istiyor musunuz? Söyle bana, söyle bana benim içimdeki kişi kim…

Tokyo Ghoul 1. Sezon Trailer

Tokyo Ghoul√A 2. Sezon Trailer

Tokyo Ghoul: RE 3. Sezon Trailer

*Bu yazı ortak çalışma yaptığımız AnimeXtra adresinde yayınlanmıştır. 




  • Tamara

    tokyo ghoul mükemmel başlayıp maalesef ki aynı kalitede devam edememiş bir seri. senaristler mangadan ayrılıp kafalarına göre iş yapmaya çalışınca güzelim animenin de için etmiş oldular. fakat 3. sezon ile tekrar mangaya döneceklerini duydum, umarım ilk sezondaki muhteşemliğe geri döner seri, hiç edecekler diye gerçekten korkuyorum.

  • BATU-KUN

    2. sezon berbattı 🙁 sadece son iki bölüm güzeldi. 3. sezonda güzel olur inş. Mangası güzel

Translate »