Aya Kito I Bin Damla Gözyaşı

“Şu anda derin üzüntüler içindeyim. Izdıraplarla dolu… Ruhsal olarak da bedensel olarak da… Gerçek şu ki aslında bir adım kaldı aklımı kaçırmama. Sürekli ağlayan karga artık kahkahalarla gülecek duruma geldi, o derece yani.”

Aya Kito on dört yaşında, hayata umutla bakan, mutlu bir genç kızdı. Japonya’da, ailesiyle standart bir hayat yaşıyor ve geleceği için planlar yapıyordu. Ancak on dört yaşının içinde hızla zayıfladığını fark etti. Bir gün okula giderken dizlerinin bağı çözüldü ve yere düşüp, yaralandı. Zamanla yürüyüşü yavaşladı ve hayatını normal bir şekilde devam ettirememeye başladı. Herkes gibi değildi artık. Ender rastlanan, ölümcül bir hastalığa yakalanmıştı. Ailesinden ve evinden uzak, bitmek bilmeyen hastane dönemleri bu zamanlarda başladı. Kaldırabileceğinin üzerinde testlere sokulmaya başlandı. Her şey Aya için korkunç bir hızla berbatlaşıyordu ve en zoru hayat hala devam ediyordu.

Bu öykü, 23 Mayıs 1988’de spino-sereballar ataksi hastalığından dolayı bu dünyadan ayrılan Aya Kito’nun hayatının korkunç döneminin başlangıcının kısa bir özeti. Kurmaca bir karakterin öyküsü değil, gerçek bir genç kızın hikayesi. Öldüğünde yirmi üç yaşındaydı Aya ve geriye hastalığı boyunca yazdığı, yer yer ağlatan, yer yer de umuduna hayran bırakan satırlarla dolu bir günlük bıraktı. Bu günlük Aya’nın ölümünden iki sene önce, benzer şeyleri yaşayanlara ‘yalnız değilsiniz’ diyebilmek ve tedavisi bulunmamış hastalıklara dikkat çekmek  amacıyla 1986’da, Aya’nın annesi tarafından Japonya’da yayımlandı. Çıktığı günden itibaren senelerce Japonya’da önemli bir okuyucu kitlesine ulaşan ‘Bin Damla Gözyaşı’ aynı zamanda değer arz eden tıbbi bir hatırat olarak değerlendirildi. Edebiyat tarihinde Macar yazar Frigyes Karinthy’in yazdığı ‘Kafatasımın Etrafında Yolculuk’ gibi önemli tıbbi edebi hatıratlar yazılmış olsa da, hastalığın kişi üzerindeki yıkımına paralel bir şekilde aşama aşama anlatan ilk metinlerden biri olarak tarihe geçti.

2005 senesine gelindiğinde günlük, Fuji Televizyon tarafından on bir bölümlük bir dizi olarak hazırlandı ve bu dizi dünyada da ilgi görerek Aya Kito’nun günlüğünün başa dillere çevrilmesine olanak sağladı. 2007 senesinde İngilizceye çevrilen günlük o günden itibaren dünyanın birçok ülkesinde yayımlandı. Ülkemizde ise İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri başlatmış oldukları ‘Leyla’dan Sonra’ projesi kapsamında bu eseri Türkçeye kazandırarak Türkiye’de de bu konuda bir farkındalık yaratmak istediler. Bu amaç doğrultusunda Prof.Dr.Ümmühan Çiftçi, günlüğü Japonca’dan Türkçe’ye çevirerek okumamıza olanak sağladı.

‘Bin Damla Gözyaşı’ bir gazete sayfasında denk gelip okuduğumuz, içimizi acıtan o kısaca bahsedilmiş olaylardan birinin içine balıklama dalmışız hissiyatı yaratıyor. Sayfalar ilerledikçe Aya’nın çaresizliği katlanarak üzerimize çullanıyor ve okuyucunun elini kolunu bağlıyor.

Peki nedir bu spino-serebellar ataksi hastalığı? Kitapta açıklandığı üzere beyincik ve omurilikteki hücrelerin dejenere olması sonucu ortaya çıkan nörolojik bir hastalıktır. Genel olarak yürüme, konuşma, hareketlerde zamanlama ve koordinasyon; bununla beraber solunum ve kalp rahatsızlıkları gibi ölümcül problemlere yol açmaktadır.

Kitabın sonunda Aya’nın annesi ve doktorunun da görüşlerine yer verilmiş ve Aya’nın fotoğrafları konulmuş. Bu eklerle Aya’nın durumu ve hastalığı daha belirgin hatlarla çizilmiş.

Bu tarz kitapları kurmaca dahi olsa okumak zordur. ‘Bin Damla Gözyaşı’ ise duygusal sertliğiyle çok zor bir metin. Ama bize uğramamış dahi olsa bu tarz hastalıkları yaşayan insanlarla duygudaşlık kurmak ve onları anlamak için bulunmaz bir hazine.

“Artık daha fazla ne kadar para yiyici ve insanlara zahmet veren bir çocuk olacağım, bilmiyorum. Hepinizden çok özür diliyorum.”

*Bu yazı Japon Sineması E-dergisinin 12.sayısında yayınlanmıştır. dergiyi okumak için tıklayınız.




Translate »