Ay Savaşçısı Özlük Kristali 23. Bölüm

Ay Savaşçısı Özlük Kristali

AY SAVAŞÇISI: ÖZLÜK KRİSTALİ

23.Bölüm: Zoisite Geçmişiyle Yüzleşiyor! Festivalin Aşk Çekiciliği Konseri!

“Havayı yeniden hissedebilmek… Saçımı okşayan bu ılık meltem…Göklem yeniden geldi. Ben geldim. Işığı yeniden görmeye kaderimden kaçmaya geldim. Kiraz çiçekleri her yanı süslüyor. Festival her yeri donatmış. İnsanlar coşku içerisinde etrafta koşturuyorlar. Yeni bir başlangıç diyor kiraz çiçekleri. Benim de bir şansım olmalı ne pahasına olursa olsun. O büyük parıltıyı bulmalıyım. Beni hapseden karanlığa karşı koymalıyım.” diyen sesle uykusundan sıçratmıştı Zoisite. Sonra etrafını şaşkın bir şekilde seyrederken kendi kendine “Gördüğüm bu rüya neyin nesidir.” diye söylenmişti. O sırada uyanan Kunzite gözleri açıp Zoisite’yi beti benzi solmuş bir şekilde görünce oturup “Ne oldu. Niye erken uyandın. Neden betin benzin solgun” diye sormuştu…

Zoisite, başını Kunzite’ın göğsüne yaslayıp gördüğü kabusu ona anlatınca Kunzite tedirgin oldu çünkü Zoisite, geçmişini öğrenmesi an meselesi olmuştu. Sonra Kunzite onun saçını okşayıp “Gördüğün kabus gerçekleşmez çünkü kafana bir şey takmışsın. Kafanı rahatlat. Bugün Sakura Festivali var ve ona odaklan.” diye onu sakinleştirip onu başından öpmüştü.

Başını Kunzite’in göğsünden kaldırdıktan sonra eliyle onun yanağını okşayıp “Haklısın. İyi ki de yanımdasın. Sen olmasaydın ben ne yapardım. Bu arada festivalde Yeni Kraliçe Serenity olacağım. Festivalın en güzel kadını olacağım.” dedikten sonra onun dudağından öpmüştü.

Kunzite kendi kendine “Geçmişini öğrenmeyeceksin. Seni kaybetmek istemiyorum.” diyen söylendikten Zoisite’nin öpüşmesine karşılık vermişti. İki aşığın tatlı öpüşmesi, insanların içini ısıtan bir şaheser gibi göz kamaştırmıştı. İkisi her iki reenkarnelerinde çok acılar çekmiştiler ve artık onların mutlu olma zamanları gelmişti.

Daha sonra Zoisite, duşa girmek için yataktan çıkıp ayaklanmıştı. Bunu fırsat bilen Kunzite, başucundaki telefonu alıp Kai’ye Zoisite’in gördüğü rüyayı ileti yoluyla anlatmıştı. Bir dakika geçmeden Kai’den “Yarım saat sonra sizdeyim. Duruma el koyuyorum.” diye ileti gelmişti. Kunzite da gelen iletiyle rahatladı ve yataktan kalkıp Sakura Festivali için Kral Endymion kostümünü giydikten sonra aşağıya inmişti.

Duştan çıkan Zoisite, saçlarını kuruttuktan sonra Yeni Kraliçe Serenity kıyafetini giymişti. Daha sonra gözgünün karşına geçip tacı taktıktan sonra Yeni Kraliçe Serenity makyajını yapmaya başlamıştı. O sırada gözgünün içine geçen Andarkan, Zoisite’in erkek formuna bürünmüş bir şekilde gözgüde yansıması belirlenmişti.

“Vay be benim dişi halim çok güzelmiş.” Bu sesi işiten Zoisite, gözgüye bakınca gözgüde özüne çok benzeyen ve general kıyafetli görüntü görmüştü. Şaşkın bir şekilde gözgüdeki görüntüye “Rüyada işittiğim sesin sahibi sen misin?” deyince gözgüdeki görüntü başını sallayınca şok üstüne şok geçirmişti.

“Evet benim çünkü Güneş Prensi Kai sana haksızlık etti. Cinsiyetini değiştirip yeniden doğmanı sağlayarak evren yasalarına karşı çıktı” diyen gözgüdeki yansıma, Zoisite’in aklını yıkmaya çalışmıştı.

Şaşkınlığını üzerinde atan Zoisite, kaşını çatarak “Kai-sama evren yasalarına karşı çıkamaz. Ayrıca kendimi bildim bileli kadınım ve Kunzite’ye delicesine aşığım.” deyince gözgüdeki yansıma “yalan” dercesine başını sallamıştı.

“Peki o zaman sana göstereceğim görüntülerden sonra fikrin aynı kalırsa demek ki yalan söylüyorum.” diyen yansıma kaybolunca gözgüde alev yükselmişti ve daha sonra alevler kaybolduktan sonra görüntüler oluşmuştu. Zoisite de pür dikkatle izlemeye başlamıştı. Gözgüdeki görüntüleri; Zoisite’in Altın Krallığı’na gelişi ve daha sonra Monticelle tarafında Prens Endymion’un korumasına atanması, Prens Endymion koruması iken Prenses Serenity’i koruyan kızlardan Angele (Ami) ile aşk yaşaması, Kraliçe Beryl tarafından beyni yıkandıktan sonra onun ordusunda yer alıp Gümüş Binyıl Krallığı’na saldırması, Dünya’da yeniden reenkarne olup Kraliçe Beryl boyundurluğunda insanlarına sebepsiz yere zarar verişi, Kunzite ile arasında geçen ilk yasak ilişki, Beryl tarafından öldürülmesini izleyen Zoisite şaşkın ve beyninden vurulmuş halde iki eliyle oval gözgüyü tutmuştu.

Gözgüde tekrar yansıma belirlenmiş ve sinsice “Ne diyorsun. Eski hayatını yani tek ben olmak istiyor musun? İlk aşkın Angele ile kavuşmak ister misin?” diyerek Zoisite’in beyni yıkamaya çalışmıştı.

Kafası allak bullak olan Zoisite’in bir yanı eski yaşantısı diğer yanı da kadın olarak Kunzite ile aşk yaşamayı istemişti. Gözgüdeki yansıma yavaş yavaş kötü tarafa çekmeye çalışmıştı.

Birden kapı açılınca kafası karışık olan Zoisite, kapı tarafına baktı ve kapıda duran Kai’yi görünce ayağa kalkmıştı. Kapıda duran Kai odaya girdi ve Zoisite’ye doğru yürümüştü. Kai, Zoisite’in yüzünde hesap soran ifadeyi okumuştu “Gözgüde gördüklerin hepsi senin geçmişin. Erkek haline dönmen için kötü tarafa geçmene gerek yok. Erkek haline dönsen de Angele daha doğru Ami Mizuno evli olduğu için onu geri kazanamazsın. Sana soruyorum. Eski halin mi yoksa bu halin mi?”

deyince Zoisite’in şaşkınlıktan gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Sonra dizlerinin üstüne düşüp kendi kendine “Erkek halime dönsem Kunzite’yi ve karnımda taşıdığım bebeği kaybedeceğim. Ami mi Kunzite mi? Kalbim Kunzite için çarpıyor. Ben bu halimi çok seviyorum. Sevdiğim adama balalar doğurabiliyorum.” diye söyledikten sonra ayağa kalkıp kararlı bir şekilde “Kai-Sama, geçmişim artık geçmişte kaldı. Karnımdaki bebek ve Kunzite’den vazgeçemem.”

Kai, Zoisite’in verdiği karar doğrultusunda  elini havaya kaldırarak sessizce “İlahi Müdahale…” diye söylendikten sonra parmağını şıklatmıştı ve Zoisite, gözgüde gördüğü geçmişini unutmuştu. O sırada gözgünün içinde saklanan Andarkan istediğini elde edemeyince çok sinirli bir şekilde kaybolmuştu. Zoisite, Kai eşliğinde inmişti. Geçmiş küleğine kapılıp güzel hayatından olamamıştı. Kunzite’la çok güzel giden beş aylık evliliği ve bu evliliğin ilk meyvesi olan karnındaki iki aylık bebeği sayesinde geleceği yeniden inşa olmuştu.

                      ****

Göklemin verdiği mutluluk her yerde belirmiş balalar oyunlarına gençler ise sevgilileri ile birlikte milli parklara akın etmişlerdi. Chibi Usa ve KoUsagi, İzu yarımadasını dolaşırken koyu muhabbet dalmışlardı. Çok yoruldukları için göletin yanında bulunan bankta oturmuşlardı.

“Chibi Usa-Chan, çok mutluyum! Kardeşimizin bebekliğini göreceğiz.” diyen KoUsagi, Chibi Usa’nın yüzüne mutlu gülümsemişti. “Evet. Bende senin gibi çok mutluyum Ko-Chan!” diyen Chibi Usa, KoUsagi’nin yanağını okşamıştı. KoUsagi meraklı gözlerle “Chibi Usa-Chan peki geçmişlerimiz, kardeşimizin bebekliğini görecek mi? Peki nasıl?” diye sormuştu. Chibi Usa, kızkardeşinin yanağını okşayarak “Tabiiki de ablacığım.Zamanında ben de Chibi Mamo ile birlikte geçmişe geldik. İkimizin geçmişi kaybolunca Puu bize şu açıklamada bulundu; Gelecekten gelen insanlar geçmişe gelince geçmişlerinin kaybolmasının nedeni geçmiş ve gelecek aynı ırmakta akmaz çünkü evren yasaları, zamanda yaklaşmanın önüne geçmek için buna izin vermez.” deyince KoUsagi anlamışçasına başını sallamıştı.

“Anladım. Peki an insanları veya geçmiş insanlara geleceğe yolculuk yapıyor mu?” diyen KoUsagi, kafasına takılan ikinci soruyu sormuştu.

“Tabiki de ama gelecekte uzun kalmaları yasaktır. Bunun da nedeni zamanda yaklaşmayı durdurmaktadır. Zaman da yaklaşma tabiri; zaman hızlı akıp hemen geleceğini gelmesi demektir.”

“Anladım.”

İki kardeş, evren ve zaman konusundaki konuşmalarıyla koyu bir muhabbete daldıkları için yanına yaklaşan gölgeyi fark etmediler.

“Hey kızlar nasılsınız?”

Bu sesle ortalığı saran sessizlik bozulmuştu. Chibi Usa, KoUsagi’nin arkasında duran Peruru’yu görünce ayağa ona doğru yürüyünce KoUsagi’nin dikkati de çekti ve arkasına bakınca Peruru gördü.

“Senin görmek ne güzel Peruru. Yoksa gelecekte olumsuz bir gelişme mi oldu.” diyen Chibi Usa, Peruru’nun burda oluşunu sormuştu.

“Hayır gelecekte olumsuz bir gelişme olmadı. Buraya gelmemin nedeni…” diyen Peruru sözünü tamamlamadan utançtan yanakları kızarmış bir şekilde başını önüne eğince Chibi Usa, onun geçmişe gelme nedeni anladığı için gülümsemişti.

Chibi Usa, “Peruru, senin geçmişe gelme nedeni kızkardeşim KoUsagi’ye beslediği aşkı ona ilan etmek için.” diye pat söyleyince Peruru daha çok utanmış ve utançtan yüzü kızarmıştı. İşittiklerine hem sevinen hem de şaşıran KoUsagi kızgın bir şekilde  “Abla!” diyerek ayağa kalkmıştı.

Chibi Usa kıkırdaya kıkırdaya gülerek oradan uzaklaşmıştı. Amacı davonları yalnız bırakmaktı. KoUsagi onun arkasında “Abla geri dön. Bu konu hakkında bir açıklanma yap!” diye bağırmıştı.

Daha sonra Peruru’ya dönüp banka oturmaya davet etmişti. Peruru, onun davetini geri çevirmemişti ve onunla banka oturmuştu.

KoUsagi, gözlerini ondan kaçırarak “Bana aşık olman imkansızdı. Hala ablama aşıksın. Onu tanıyınca Karabasan Kraliçesi Badiane’e karşı çıktın. Ablam seni arkadaşı gibi çok sevdi.”

Peruru gülümseyip eliyle KoUsagi’nin yanağını okşayarak “Dediklerinin hepsi doğrudur. Badiane yok olunca ben de Elysion’a gidip orda Helios’un yardımcı oldum. Ablanla birlikte geldiğin günü ilk görüşte sana aşık oldum. Bir türlü sana açılamadım. Seni seviyorum.” dedikten sonra ona yaklaştı ve onun dudağında öpüşmüştü. KoUsagi de onu öpüşmesine karşılık vermişti. İkisi dakikalarca öpüşmüştü. Boşuna “En güzel düşlerin Ay’ı” denilmiyor…

Andarkan, KoUsagi ile Peruru’ya bakıp “Vay vay romantik aşıklara bir bak! Sonunda seni buldum Hōō daha doğru Kristal Tokyo’nun ikinci veliaht prensesi KoUsagi Chiba!” deyip kahkaha atmıştı.

Andarkan’ın kahkahaları ile romantik hava bozulmuştu. KoUsagi, karşısında duran Andarkan’a kaşını çatarak “Bu ne saçmalık ya! Benim adım Hōō değil. Ben Kristal Tokyo’nun veliaht prensesi KoUsagi Chiba!” deyince Peruru, KoUsagi’nin baktığı yere bakıp Andarkan’ı görünce KoUsagi’nin başına dertte olduğunu anlamıştı.

“Andarkan! Bu kıza zarar vermene engel olacağım! Ondan önce benimle dövüşeceksin!” dedikten sonra Peruru KoUsagi’nin önüne geçti.

“Sen de kimsin?” dedi şaşkın bir şekilde Andarkan.

“Ben rüyalardan sorumlu periyim. Adım Peruru.”

Andarkan alaycı bir üslupla “Git oradan bücür insan!” dedikten sonra elindeki meşaleyi fırlatmıştı.

KoUsagi ise dehşetle gözlerini kapatmış korkuyla beklemişti. Tam bu sırada zaman durmuş gibi oldu ve Peruru, iki avucunu doğrultunca avuçlarından türlü türlü kelebekler çıkıvermişti. Bu kelebekler hızlıca gelen meşaleyi yok edince Andarkan hem şaşmıştı hem de sinirlenmişti.

Aşırı derecede sinirlenen Andarkan, avuçlarını Peruru ve KoUsagi’ye doğrultup avuçlarından çıkan kara küleklerle Peruru’yu KoUsagi’nin önünden başka yöne fırlatmıştı. Peruru’yu önünde göremeyen KoUsagi deyim yerindeyse şaşkınlık geçirirken Andarkan da saldırısı başarılı olduğunu görünce sinsice gülümsemişti.

Durumdan memnun olan Andarkan gülümsedikten sonra elini havaya kaldırınca kara kristal belirivermişti. O sırada kendini KoUsagi’nin çarpazında bulan Peruru, KoUsagi’ye bakıp “Kahretsin! Seni koruyamadım. Beni bağışla!” diye söylenmişti.

Ortaya çıkan kara kristali alıp KoUsagi’ye doğrultunca kristalden çıkan kara ışık halkaları KoUsagi’nin etrafını sarmış ve hareket edemez hale getirmişti ve KoUsagi, acı acı bağırmaya başlamıştı.

Andarkan parmağını şıklatınca KoUsagi’nin göğsünden beşgen şekli Horoz Zoodyak Taşı ortaya çıkmıştı. Horoz Zoodyak Taşı hızlıca Andarkan’a yaklaşırken diğer de yanda Peruru, KoUsagi diyerek ağlamaya başlamıştı. Birden zoodyak taşına doğru hızlıca yol alan kızıl gül, Andarkan’ı şaşırtmıştı ve kızıl gülün geldiğini yöne bakınca kızıl gülde zoodyak taşına isabet etmişti.

Daha sonra tekrar önüne bakan Andarkan, kızıl gül ve zoodyak taşını yerde görmüştü. Zoodyak taşına doğru giderken o sırada Smokinli Şövalye, hızlıca onun önünde geçip yerdeki zoodyak taşını alınca Andarkan da şaşırmıştı.

Bunu fırsat bilen Smokinli Sövalye, sağ elini Andarkan’a doğrultup “Smokin Duman Bombacısı!” diye bağırınca sağ elinin içinde çıkan bembeyaz ışık huzmesi, Andarkan’a doğru hızla gitmişti.

Şaşkınlığını üzerinden atan Andarkan, kendisine doğru hızla yaklaşan bembeyaz ışık huzmesini görünce görünmez kalkanını devreye sokmuştu.Işık huzmesi de görünmez kalkana çarpıp yok oldu. Smokin Şövalye saldırısını başarısızlıkla sonuçlandığını görünce üzüldü.

Başarılı savunmasından Andarkan, gitmeden önce yerdeki baygın KoUsagi’ye bakıp “Uyan Hōō! Burdaki herkesi yok et!” diye bağırmıştı.

“KoUsagi, Hōō denilen yokaiye dönüşmeyecek!”

Andarkan, işittiği sesle karşına bakınca Setsuna, Haruka, Cassandra, Mikasa, Sayuri, Jade, Cadin ve Yuri’yi görmüştü. Andarkan, sert ve sinirli bir şekilde yumruğunu sıkıp “Nasıl yani? Biri bana bunu açıklasın!!!” diye bağırmıştı.

“Tabiiki de ben!” diyen Setsuna bir adım öne çıktıktan sonra “Kousagi’nin bedenindeki zoodyak taşının içindeki yokai gümüş kristali etkisiyle yok olmuş. Onun için Kousagi yokaiye dönüşmedi. Kraliyet soyu, yakınlarındaki kötülükleri yok ediyor. Raion yıllardır Horoz yokaisi arıyordu. Bu bilgiyi ancak ben biliyorum.” diye çarpıcı açıklanma yapmıştı.

Bu açıklanma, Mamoru ve Peruru’yu mutlu ederken diğer yanda Andarkan’ı öfkeden deliye dönmüştü çünkü ikinci kez başarısız olmuştu. Yumruğu sıkıp “Kahretsin yine başarısız oldum. Bunun acısını sizden çıkartacağım. Sizlere kapattırdığım zoodyak taşlarını geri alacağım.” diye bağırdıktan sonra gözden kaybolmuştu.

Haruka, onun arkasında alaycı bir şekilde “Elinden geleni ardına koyma ateşin uçuk prensi! Bir dahaki sefere kimse seni elimden alamayacak.” diye bağırmıştı.

                     *****

Bu yıl Sakura Festivali’ne Juuban Parkı ev sahiplik etmişti. Sahne ışıkları etrafı tüslendirmişti. Müzik insanları daha da coşturmuştu ve sonunda Minako, hayranı olduğu Mimete (sahne adı Mimi Hanyu) ile aynı sahneyi paylaşmıştı. Onlara kemanıyla Michiru ve piyanosuyla Cadin eşlik etmişti.

Minako mutlu bir şekilde Mimete’ye bakıp “Çook mutluyum! Seninle aynı sahneyi paylaştığım için çook heyecanlıyım” dedikten sonra gülümsemişti.

Mimete, ona bakıp “Hayranım olduğunu bilseydi Kaan’a hiç aşık olmazdım. Beni bağışla Minako! Bu festivalden sonra senin için sessizce çekip gideceğim.” diye söylenmişti. Daha sonra “Ben de seninle aynı sahneyi paylaştığım için hem çook mutluyum hem de çook heyecanlıyım.” dedikten sonra Minako’nun elini tutmuştu.

Minako da Mimete’den aldığı yanıtla çok mutlu olmuş ve seyircilere dönüp “Evet bu yıl ki Sakura Festivali’nde bize sahneye çıkma şerefi veren Tokyo Belediye Başkanı’na çok teşekkür ederiz. Bugün hayranım olduğu Mimi Hanyu ile aynı sahneyi birlikte paylaşacağım. Konserimize Aşkın Gücü (The Power Of Love) şarkısıyla başlayacağım. Sizlerde bizimle birlikte tempolu olarak eşlik ediniz.” dedikten Mimete ile ilk şarkıya başlamıştı. İnsanlar çığlıklar ile eşlik etmişti ve iki sanatçıya da hayranlıklarını sunmuştular. Bu yıl konseptin doğrultusunda hayranı olduğu Kai Suzuke’nin kostümünü  giyen Kaan, Minako’nun güzel sesini dinlemesine ilk kez tanık olmuştu. Kaan’ın bu heyecanı gözlerinden resmen okunmuştu.

“Evet sayın seyircilerimiz, konserimiz tüm hızla devam ederken sahneye Rei Hino Kumada’ya çağırıyoruz. Alkışlar!” diyen Minako, sahneye Rei’yi çağırmıştı. Sahneye gelen Rei, karnı burnunda olmasına rağmen çok şık görünmüştü.

“Sayın seyirciler, hamileliğimden dolayı sahneye kısa süreliğine ara vermiştim. Başkanımız, bu festival için konser teklifi edince çok mutlu oldum. İyi ki de onu kırmadım ve sahneye çıktım.” diyen Rei, seyircilerin coşkusuyla çok sevinmişti.

“İkinci şarkımız Ayın İntikamı (Moon Revenge) ile konserimize devam ediyoruz. Aynı tempoyla eşlik etmeye devam edin.” diyen Minako şarkıya giriş yapmıştı. Mimete ve Rei ise ona vokalistlik etmişti. Bu şarkı, Minako’ya Kaan ile ilk öpüşmesini hatırlatırken Mimete’e ise Kaan’la ilk tanışmasını hatırlatmıştı.

“Aşkını Arıyorum (Negareboroshi He)”, “Arkadaşımın Aşkı (Todokanu Omoi)”, “Asla Kaybetmeyeceğim (Makenai)”, “Aşkın Savaşçıları (Ai no Senshi)”, “Seninle Birlikte Olmak İstiyorum (Watashi-tachi ni Naritakute)” ve “Ayın İhtişamı (Moon Pride)” şarkılarla konser şahane gitmişti. Konser sonrası Minako, Rei ve Mimete kuliste dinlenirken kızlar tebrik etmek için kızlar kulise gelmişti.

“Bu konserin yıldızları Minako ve Mimete idi. Sesleri birbirine çok uyumluydu.” diyen Usagi’nin amacı da Rei’yi kızdırmaktı.

Usagi’nin cümlesini ciddiye alan Rei, kaşını çatarak “U-sa-giiii! Sen benim kötü olduğunu mu ima ediyorsun. Her zamanki gibi çok düşüncesizsin.” diye bağırmıştı.

Usagi ağlamaklı ifadesi ile “Rei çok kabasın. Senin sesinin karga sesi gibi olduğu için kulaklarımı tırmalıyor. Doğruyu söylemek zoruna mı gitti.” diyerek Rei’ye meydan okumuştu.

“U-sa-giiii! Seni parçalayacağım.” diyen Rei sinirli bir şekilde Usagi’nin üzerine doğru giderken Ami araya girdi.

“Kızlaaaar kavganızı lütfen başka zamana saklayın. Bugünü ve festivalin tadını çıkaralım. Sen, Minako ve Mimete harikaydı. Bu arada Rei, sen Usagi’nin şakacı yanını bilmiyorsun.” diyen Ami, arkadaşlarını sakinleştirmeye çalışmıştı.

O sırada Mimete kıkırda kıkırda gülünce Rei ve Usagi birden sakinleşip Mimete’e bakmışlardı. Rei sakin bir şekilde “Neden gülüyorsun. Ortada bir komik şey mi var.” deyince Mimete gülmesini kesmişti.

“Arkadaşlığınız verdiği enerji beni neşelendirdi. Arkadaşlığınızı imreniyorum. Keşke ben de arkadaşlarımla tatlı atışmalara girişsem…” demişti Mimete.

Rei ve Usagi, Mimete’in konuşmasıyla duygulandılar. “Sen de bizim arkadaşımızsın” deyip ona sarılmıştılar. O sırada kulise Kaan gelmişti. Rei, Minako ve Mimete tebrik eden Kaan, Minako yanına geldi. “Bugün çok güzeldin. Sana sürprizim var.” deyince kızlar pür dikkatle Kaan’a bakmıştı.

Sonra Kaan, dizlerinin üzerine çöküp “Minako benimle evlenir misin? Hayatımın kadını ol! Seninle ömrümü geçirmek istiyorum.” dedikten sonra tektaşı ona uzatmıştı. Minako bu teklif karşına şaşkına uğrarken Mimete de gözleri dolmuş bir şekli donup kalmıştı. Mimete bu aşkında vazgeçecek mi? Peki Minako’nun yanıtı ne olacaktı?

-Bölüm Sonu…