Ay Savaşçısı Özlük Kristali 19.Bölüm

13228130_1178442205508135_300989183_n

19.Bölüm:
Yeni Düşmanlar Kim?
Kralın Sürpriz Dönüşü!

Günler geçiyordu. Zaman, Minako’nun acısı yavaş yavaş dindirmiş. Sadece yalnız ve içe kapanık bir duruma gelmişti. Diğer yandan da Rei hamileliğinde beşinci ayı doldurup altıncı aydan gün almaya başlamıştı. Rei, bir yandan hamileliğin getirdiği hormonal değişikliklerle boğuşurken diğer yandan da Minako’yu da yalnız bırakmamıyordu. Evlatları olan Sayuri, Karai ve Yuichiro’nun psikolojisi bozulmasın diye Usagi’ye emanet etmişti.

Rei, Phobos ve Deimos, bahçe işleri ile uğraşırken Yuichiro içeride Minako’yla ilgileniyordu. Bir müddet sonra tapınağa Yuri, Cadin, Jade, Mikasa ve Cassandra gelmişti. Yuri, sakin bir ses tonuyla “Kızlar kolay gelsin. Rei müsait misin?” deyince Rei elindeki işi bırakıp onlarına yanına gelmişti.

Rei panikli bir şekilde “Müsaitim. Ne oldu Yuri?” diye sorgulayıcı bakışlarını Yuri’ye doğrultmuştu.

“Paniklenecek bir durum yok. Sadece yeni düşmanlar hakkında durum değerlendirme vakti geldi. Üç tane yeni düşmanımız var. Bu konuda bir fikir alış verişi yaparız diye gelmiştik.” diyerek Rei’yi rahatlatmaya çalışmıştı.

Yuri’nin açıklamasıyla biraz rahatlayan Rei “Tamam ben de şimdi bizim kızlara haberim veriyorum” deyip cebinden telefonu çıkarttı. Ancak Yuri onu durdurarak “Yolda gelirken kızlara haber verdik.” diyerek açıklamada bulunmuştu.

Rei sakın bir sesle “Yuri-Chan, Phobos sizi oturma odasına götürsün.” der demez Phobos elindeki süpürgeyi yere bırakıp onların yanına gelmiş ve Yuri ekibine oturma odasına kadar eşlik etmek için onlarla birlikte içeriye yönelmişti.

Rei de kızların gelişini bahçede beklemeye koyulmuşken Usagi, Ami, Makoto, Mamoru, Naru, Luna, Artemis ve Sayuri çıkagelmişti. Usagi kadim dostu Rei’ye sarılarak onu selamladıktan sonra sakin bir şekilde “Rei-Chan, Yuri grubu geldiler mi?” diyerek bilgi almak istemişti.

Rei “Geldiler ve Phobos onları oturma odasına götürdü.” dedikten sonra kızı Sayuri’ye sert bakarak “Kızım sen niye geldin.” diye sert bir çıkış yapmıştı. Bu sert çıkışını gören Usagi dayanamayarak araya girmiş, “Rei-Chan ona kızma! Ben onu getirdim. Beş aydır seni çok özledi. Benden onun üzülmesine dayanamadım” açıklamada bulunmuştu.

Sayuri “Anne seni çok özledim” diyerek annesi Rei’nin yanına yaklaşıp ona sarılarak ve daha sonra elini annesinin karnına dokundurarak “Anne, Kardeşim günden güne büyüyor.” diyerek sevgisini belli etmişti.

Rei, Sayuri’nin elini karnından çekerek “Kızım çabuk eline süpürgeyi al ve Deimos’a bahçe işlerine yardımcı ol!” deyince kızı Sayuri hiçbir şey demeden oradan ayrılıp Deimos’un yanına gelir ve eline süpürgeyi alıp ona yardımcı olmaya başlamıştı.

Usagi, Rei’n bu tavırına kızar ve kısık sesle ona “Rei-Chan bu soğukta kızına bahçeyi mi süpürteceksin?” demişti…Rei onun yanına gelir ve yavaşça Usagi’nin kulağına fısıldayarak “Usako-Chan, ben ona bu işi verdim ki biz içerde rahat rahat durum değerlendirmesini yapalım. O daha 12 yaşında, onun aklını karıştırmak istemiyorum şimdi.” diyerek açıklama yapmıştı. Ancak Usagi aynı kararlı ses tonuyla “Bu kadar sert olmana gerek yoktu.” diyerek karşılık vermişti.

Kızlar Usagi haklı dercesine başını onay vermişlerdi. İçeriye doğru yola koyulduklarında Artemis de bir adım öne çıkararak “Ben de Minako’ya gitmek istiyorum.” deyince Rei ona izin vermiş, Artemis de Rei’den aldığı izinle Minako’nun yanına gitmişti.

Bir müddet sonra Rei, elini Usagi’nin şişmiş karnına dokundu “Usako hamileliğin nasıl gidiyor? Bebeğe vereceğin isimler belli mi?” diyerek soru soran bakışlarla Usagi’ye bakıyordu. Usagi, elini Rei’nin elinin üstüne bırakıp gülümseyerek “Rei-Chan, yedinci ayının son günlerindeyim. Hamilelik çok iyi gidiyor. Annem, hamileliğimi öğrenir öğrenmez bize taşındı. O ile Mamo-Chan, benim iş yapmama asla izin vermiyor. Annem, senin üç evladına ve benimkilere de gül gibi bakıyor. Gelelim bebeğe… Erkek olursa Monticelle’nin Japonca karşılığı ve kız olursa da Olivina’nın Japonca karşılığı isim olarak vereceğim. Mamo-Chan’a sürprizim. Onun mutlu olmasını istiyorum. Ayrıca annem de Mamo-Chan’ı Shingo kadar çok seviyor.” demişti.

Rei, onun açıklanması karşısında çok mutlu olmuş bir şekilde “Mamoru’yu çok seviyorsun. Onun mutlu olması için elinden geleni yapıyorsun. Senin önünde saygıyla eğiliyorum. Ayrıca Ikuko Teyze’ye teşekkürlerimi ilet.” diyerek içindeki düşünceleri paylaşmıştı.

O sırada Haruka, Hotaru, Setsuna, Michiru ve Beruche de tapınağa gelmişlerdi. Haruka ile Usagi arasında tatlı tatlı atışmalar olmuştu. Diğerleri de onlara gülüyordu. Rei ikisine müdahale ettmişti. Sonra kızlar, Rei eşliğinde içeriye geçmişlerdi.

Rei ve kızlar, oturma odasına gelmişlerdi. Phobos, Yuri grubuna onlara yosun çayı ve pirinç kekleri ikram etmişti. Rei de o güzel manzarayı görünce çok mutlu olmuş ve sonrasında yavaşça Phobos’un yanına gelip kulağına eğilip “Diğer kızlara da ikramlar getir” diye fısıldayınca Phobos hiçbir şey demeden odadan çıkmıştı. Rei de kızlara oturmalarını söylemiş, Rei ise her üç grubunun karşılarında oturmuştu.

Herkes yerlerine yerleştikten sonra Yuri çayını masaya bırakıp “Rei ve kızlar burada toplanmamızın nedeni yeni düşmanlar hakkında durum değerlendirmesini yapmak için. Bizler geçen hafta kendi aramızda küçük bir durum değerlendirmesini yaptık. Sizlerle de fikir alışverişi yapmak istedik.” demişti.

Rei de sakin bir şekilde “Yuri, ekibinle yaptığın durum değerlendirmesini tek tek bizlere anlatır mısınız?” diyerek konuya girmişti. Yuri de memnun bir şekilde “Tabiiki de” dedikten sonra söz hakkını ilk önce Mikasa’ya vermişti.

Mikasa öncelikle Yuri’ye teşekkür ettikten sonra söze girmişti. “Naru’nun anlattığına göre; Tanha’nın kullandığı kara kristal, Karanlık Krallığı’nın gümüş kristali oluşturan gökkuşağı kristalleri bulmak için kullandığı kristaldı. Bence Tanha, Karanlık Krallığı’nın generallerinden biriydi. Kraliçe Metallia yeniden uyandıysa bu sefer neyin peşindedir.” deyince Naru, Mikasa’nın konuşmasını tasdikedercesine başını sallamıştı.

Cadin de söz hakkı alarak “Sanmam çünkü Tanha general olsaydı Nephrite onu hatırladı. Tanha bileklerinde bulunan kara bileklikleri unuttunuz. Bence Erlik Han yeniden uyandı ve kendine yardımcı seçmek için Kafdağı sakinlerinden üç ruhu daha kandırmış. Ya da Kaos yeniden güçlenmiş olabilir. Tanha da kurban olabilir.” Diyerek kendi düşüncesini aktarmıştı.

Naru da kızlara dönerek. “Cadin’in konuşması bana mantıklı geldi. Öyleolsaydı Nephrite bana Tanha adında general olduğunu söylerdi.” diyerek Cadin’i onaylamıştı. Rei de sakin bir şekilde “Güzel! Yuri ve ekibi değerlendirmenize devam ediniz.” Diyerek diğer kızların düşüncelerini de merak ettiği göstermişti.

Cassandra da Rei ve kızlara dönüp “Mantık çerçevesinde bakarsak hem Mikasa hem de Cadin’in açıklaması pek tatmin edici gelmiyor çünkü Kai ve Ekibi’nin yendiği eski düşmanlar ile kurbanların geri dönmüş olacağını sanmıyorum.” diyerek kendi düşüncesini belirtmişti.

Yuri, kendinden emin bir şekilde “Cassandra’nın dediklerine katılıyorum. Düşmanımızın ya da daha doğrusu düşmanlarımızın kim olduğu konusunda bir kanıya varmak için onların bir kaç defa daha karşılaşmamız lazım.” deyince Rei ve kızlar şaşkın bir şekilde Yuri’ye bakakalmışlardı.

Şaşkınlığını üzerinde atan Rei, ciddi bir şekilde “Yanlış işitmediysem düşmanlarımız derken?” deyince Yuri söze devam edeceği sırada Cassandra söze girmişti. “Tanha’nın saldırısından sonra, Andarkan adında bir düşman beni hedef olarak seçmiş. Andarkan da Otezi gibi ateşi kullanan ve ateşe hükmeden bir düşmandı.” diyerek açıklamada bulunmuştu. Rei, Cassandra’nın bu açıklaması karşısında biraz şaşırdı ve bu yeni düşmanla savaşmak istese de hamile olduğunun farkındaydı.

Söz hakkı alan Mikasa da “Düşmanların en ilginci ise Ayzıt’tı” deyince Rei ve kızların şaşkınlıkları daha da artmıştı. Şaşkınlığını üzerinden atan Rei “Peki Ayzıt’ı ilginç kılan özellik nedir?” diyerek yeni düşman hakkında bilgi almak istemişti.

Jade “İşin aslı Minako’nun saldırısını kullanınca bizler şok olduk.” deyince Rei ve kızların şaşkınlıkları bir kat daha artmıştı. Yuri ve ekibi, beti benizleri solgun görünen kızlara şaşkın bir ifade ile bakakalmıştı.

Makoto şaşkın bir şekilde “Acaba Ayzıt, Lilith’in yeni formu mu?” deyince Yuri ve ekibi bahsi geçen Lilith’i merak etmişlerdi. Yuri meraklı bir şekilde “Peki bahsettiğiniz Lilith kim?” diyerek açıklama beklemeye başlamışlardı. Usagi söz alarak “Kaos tarafından Minako’nun korkularının ve nefretinin vücut bulmuş şeklidir. Minako’nun kara saçlı halidir.” diyerek açıklamada bulunmuştu.

Yuri ve ekibi bu açıklama karşısında mutlu olmuşlardı. Açıklama sonrasında Yuri söze girdi “Ayzıt, Minako’ya hiç benzemiyordu.” diyerek mutluluklarının sebebini belirtmişti.

Luna, durum değerlendirmesini aklında özetleyerek mutlak sonuca yaklaştığını anladığında çok mutlu olmuş ve mutlu bir şekilde “Tanha, Ayzıt ve Andarkan isimleri gibi size bir şeyler çağrıştırdı mı?” diyerek bakışları kendine çevirmişti.

Luna’nın sorusuyla ortalığı sessizlik kapladı ve herkes o sorunun yanıtını bulmak için düşünmeye başlamışlardı. Ami ise Luna’nın ne demek istediğini anlamış bir şekilde “Kızlar bu üç yeni düşmanlar, Erlik Han’la bağlantılı çünkü adları Türk Mitolojisi kökenlidir.” diyerek akıllardaki soruyu yanıtlamıştı.

Luna ciddi bir şekilde “Ami-Chan tam üzerine bastın.” deyince herkes biraz olsa da rahatlamıştı. Rei meraklı bir şekilde “Luna, üç yeni düşman karşı nasıl savaşacağız.” diyerek Luna’nın kendilerine savaş strateji vermesini bekliyordu.

Luna kaşını çatarak ayrıntılı bir şekilde uzun uzun düşündükten sonra “Andarkan’a karşı Ateş Savaşçıları (Rei, Cassandra, Haruka, Mikasa), Ayzıt’a karşı İç Gezegen Savaşçıları (Ami, Minako, Naru, Usagi, Makoto) ve Tanha’ya karşı da Dış Gezegen Savaşçıları (Michiru, Hotaru, Setsuna, Beruche) savaşacaklar. Cadin, Yuri ve Jade ise arkadaşlarınıza yardım edeceksiniz.” deyince kızlar bu akıllara yatkın planı benimsemişlerdi.

Ancak Rei sakın bir ses tonuyla “Her şey iyi güzelde, Minako savaşmak için daha hazır değil. Usagi hamileliğinin son aylarında. Ben ise hem hamileyim hem de Minako ile ilgileniyorum.” diyerek aklındaki soruyu Luna’ya doğrultmuştu.

Luna ise kendinden emin bir ifade ile “O zaman senin yerine kızın Sayuri savaşsın. Hem de kendini geliştirmiş olur.” demişti. Rei, Luna’nın önerisi işitince gönlü razı olmadı çünkü kızı daha on iki yaşındaydı. On iki yaşındaki bir kız, yeni düşmanlara karşı nasıl savaşacak diye düşünen Rei, üzgün bir ses tonuyla “Sayuri, düşmanlarla savaşabilecek yaşta değil.” demişti.

Luna, Rei’ye yanıt vereceği sırada Usagi söze girerek “Rei-Chan öyle düşünme! Gelecekteki Chibi Usa, Sayuri’den üç dört daha küçüktü ve bizlere katıldı. Zaman zaman tehlikeli durumlar yaşasak ta kendini geliştirdi ve bize yardımcı oldu. Hem herkes yanında olacak. ” diyerek içini rahatlatmaya çalışmıştı.

“Usagi haklı.” dedi Luna. Rei de Chibi Usa’nın onlara katıldığı günleri hatırlayınca hak vermiş, anne yüreği katlanamasa da kızın gelişimi için tamam dercesine başını sallamıştı.

Durum değerlendirmesi bittikten ve uzun uzunaya muhabbet ettikten Bir müddet sonra Cadin, acil bir işi olduğunu söyledikten sonra tapınaktan erken ayrılmıştı. Aradan uzun zaman geçmesine rağmen hala koyu muhabbet sayesinde dünyadan bağlantıları kopmuştu. Bir müddet sonra Rei, Cadin’in başını dertte olduğuna dair bir öngörü görmüştü. Bunu kızlarla paylaşarak Ami’den Cadin’in yerini tespit etmesini istemişti. Cadin’in Liman yolunda olduğunu öğrendikten sonra Yuri, Jade, Usagi, Michiru, Hotaru, Setsuna ve Beruche alelacele toparlanarak kalkıp tapınaktan ayrılmışlardı…

****

Limana gelen Cadin, saatine baktığında ilk dersi kaçırdığını anlamış ve kendine çok sinirlenmişti. Bir yandan üç haftadır ortaya çıkan düşmanlar diğer yandan yoğun okul programı onu çaresiz bırakmış gibi hissetmişti. Liman yolunda yürürken kara kara düşünmeye başlamıştı. Bir müddet sonra karşısında Tanha beliriverdi ve alaycı bir üslupla “Ooooo! Kurbanım kendi eliyle avucuma düşmüştü.”

Tanha’nın alaycı girişini duyan Cadin, başını kaldırınca karşısında onu görmüştü. Kendine kendine “Bu savaşı tek başıma kazanamam. En azından onula dövüşerek onu oyalayım ki kızlar yardımıma tam zaman yetişecektir.” diye aklından geçirdi. Sonra kaşlarını çatarak “Bendeki Zodyak taşı alman için beni yenmelisin.” diyerek onu kışkırtmaya çalışmıştı.

Tanha, Cadin’in aklında geçenleri okumuştu. Sonra bunu bozuntuya vermeden, bu kadar cesur ve istekli kızın teklifini geri çevirmek aptallık olur diye düşünmüştü. Gözlerini kısarak ciddi bir ses tonuyla “Tamam” diyerek Cadin’e karşılık vermişti.

Cadin, cebinden dönüşüm broşu çıkartıp hava kaldırıp “Amphitrite’nin Galaktik Gücü! Harekete Geç!” diye bağırınca dönüşüm başlamıştı. Dönüşüm tamamlanınca Cadin, Galaktik Amphitrite Savaşçısı haline bürünmüştü.

Cadin ile Tanha, liman yolunda kıran kırana dövüşmeye başlamıştı. Cadin, dövüş tekniğiyle Tanha’yı şaşırtmaya başlamış ve bu dövüş teknikleri sayesinde Tanha ona karşı üstünlük kuramamış gibi duruyordu. Kıran kırana dövüşen Tanha ile Cadin iyice yorulmuştu. İkisi biraz dinlendikten sonra Cadin, “Opal Denizin Dönen Irmağı!” saldırısını kullansa da Tanha bu saldırıyı görünmez kalkanla yok
etmişti.

Tanha şeytani kahkahasını attıktan sonra saldırıyla geçerken birden “Orda dur!” sesiyle duraksamıştı. Cadin ise arkasına bakmıştı. Arkasında Yuri, Jade, Usagi, Michiru, Hotaru, Setsuna ve Beruche’yi görmüştü. Onlara bakarak kendi kendine “Kızlar sizlere çok teşekkür ederim.” diye içinden geçirdikten sonra ciddi bir ses tonuyla “Beruche ve Michiru, gelin Tanha’yı suyla cezalandıralım. Suyun gücü, kadere dâhil değildir.” deyince Beruche ve Michiru, onun yanına gelmiş, “Hazırız” dercesine başlarına sallamışlardı.

Cadin elini havaya kaldırır. Cadin’in elinde Su Kaleydoskopu ortaya çıkmıştı. Sonra Su Kaleydoskopu’nu Tanha’ya doğrultmuş ve Beruche ve Michiru, Cadin’in Su Kaleydoskopu’nu tutan elini tutarak güçlerini birleştirmişlerdi.

Cadin “Amphitrite! Opal Denizin Dönen Irmağı!”

Michiru “Neptün! Derin Batış”

Beruche “Nemesis! Berrak Buzul Yağmuru!”

Cümleleri biter bitmez, Cadin’in elindeki Su Kaleydoskop’tan etrafı sarmal dönen su hortumu olan buzdan Neptün deniz küresi çıkıvermişti. Bu üç saldırı hızlıca Tanha’ya doğru yol almış, Tanha da kendine doğru gelen üçlü saldırıyı önlemek için bileğini havaya kaldırınca görünmez kalkan devreye girmişti.

Bu üç saldırı, görünmez kalkanı kırıp Tanha’nın omuzunu teğet geçince Tanha çok sinirlenmişti. “Sizi ciddiye almakla fazla zaman kaybı yaşadım.” deyip gözleri parlayınca etrafı hareketsizleştiren bir hava hakim olmuştu. Tanha, bu saldırıyla Cadin’i kendine doğru çekti ve sonra Kara Kristalle onun bedenideki Tavşan Zoodyak Taşı çıkartmıştı.Tavşan Zoodyak Taşı’nı elden eden Tanha, sevinçten şeytani kahkahasını atarken Cadin baygın bir şekilde yere düşmüş, Yuri, Jade, Usagi, Michiru, Hotaru, Setsuna ve Beruche ise çaresiz bir şekilde “Cadin!!!” diye hıçkırıklara boğulmuşlardı.

Tanha, elindeki zoodyak taşını sıkıştırıp Cadin’e bakıp “Uyan Kawausagi! Burdaki herkesi yok et!” dedikten sonra gözden kaybolmuştu. Bir müddet sonra yerdeki baygın Cadin’in bedeni parlamaya başlamış, Cadin’in parlayan bedeni yavaş yavaş şekil değiştirmişti. Anatomik yapısı lacivert tüylü tavşana benzemesinin yanında perdeli ve başparmağı olmayan, ellerini ve ayaklarını kullanarak yüzen Kawausagiye yani Nehir Tavşanı’na dönüşmüştü. Kawausagi’ler, zeki bir yokailerden biriydiler. İnsan etiyle beslenir, ayrıca upuzun iki tavşan dişine sahiptiler. Birden Kawausagi gözlerini açarak önünde duran Beruche ve Michiru’ye saldırmaya başlamıştı.

O sırada Setsuna açıklama yapacakken Jade söze girerek “Yokailer hakkındaki detaylı bilgileri daha sonra öğreniriz. Olaya erken müdahale edip Kawausagi’yi etkisizleştireceğim.” dedikten sonra işaret parmağını Kawausagi’ye doğrultup “Haumea! Çiçek Tozu İllüzyonu!” diye bağırınca işaret parmağında çıkan çiçek tozları hızlıca Kawausagi’ye
doğru yol almıştı. Kawausagi’ye yaklaşan çiçek tozları, onun bedenini sarınca bir insan formuna bürünüyor bir de Kawausagi formuna bürünüyordu.

Saldırısı isabetli olan Jade çok sevindi ve sevinçli bir şekilde “Sıra sen de Ay Savaşçısı!” deyince Usagi, Kawausagi’nin yanına koşmuştu. Kawausagi’nin yanına gelen Usagi “Gümüş Ay! Güçlü Kristal Öpücüğü!” saldırısını kullanarak, Kawausagi’yi da eski formu olan Cadin’e dönüştürmüştü. Eski haline dönen Cadin, dizlerinin üzerine düşmüştü.

*****

Akşam olmuş… Setsuna ve ekibi yorucu bir savaşı geride bırakmıştı. Setsuna evine gelmişti. İçeriye girince her yer Kai kokuyordu çünkü Kai’yi çok özlemişti. Setsuna dinlemek için kanepesine oturmuş ve ayaklarını masanın üzerine koymuştu. Gözlerini kapatan Setsuna, uzun ve yorucu günü düşünürken kendi kendine “Kai geri dön artık!” diyerek söylenirken kapı zili çalmıştı.

Kapı ziliyle yerinde sıçrayan Setsuna’nın içine bir korku salınmıştı. Kendi kendine “Acaba Rei ve Usagi’nin başına kötü bir şey geldi mi?” diye söylenirken yerinden kalkıp kapıya doğru yürümüştü. İçindeki korku daha da büyümüştü. Kapının yanına gelen Setsuna, önce derin bir nefes aldı sonrasında kapıyı açınca şok olmuştu. Kai, Kairi, Asahi ve Taiyoji, Setsuna’yı görünce “Sürpriz” diye bağırarak onu
şaşırtmışlardı.

O an Setsuna’nın içindeki korkunun yerini şaşkınlık ve mutluluk almıştı. Şoku alttan Setsuna, Kai’ye sımsıkı sarılıp ağlamaya başlamış, Kai de onu sakinleştirmeye çalışmıştı. Balalar da Setsuna ve Kai’nin etrafına dolanıp onları sarmalamışlardı.

Bir müddet sonra Setsuna sakinleşmişti. Kai onun saçını okşayarak “Aşkım temeli döndüm. Ama ben çok yorgunum erken yatacağım. Sen de balaları yatırırsın. Bu arada Naru’nun toyuna kadar geldiğimizi diğerlerine sakin söyleme! Toyda onlara sürpriz yapacağız.” deyince Setsuna başını sallayarak onay vermişti. Kai onun dudaktan öptükten sonra önden yukarıya çıkmıştı. Setsuna da balaları içeriye alıp kapıyı kapatmış sonra balaları da alıp birlikte yukarıya çıkmıştı. Onlarla odalarında hasret gidermiş, balaları odaya yerleştirip onları yatırmıştı.

Balaları yatıran Setsuna, yatak odasına geldi ve uyuyan Kai’nin başucuna oturup onun doya doya özlemle seyretmiş, sonra eliyle Kai’nin saçını yavaş yavaş okşamaya başlamıştı. Okşarken kendi kendine “Kai, neden Kairi’yi annesinden mahrum ettin. Senin aklında neler geçiyor? Senin Minako ile geçmişin beni hiç üzmüyor çünkü onunla ortak bir parçan yani kızın Kairi var. Kairi, ana baba sevgisini aynı anda tatmalı çünkü onun psikolojisi herşeyden önce gelir.” diye söylenmişti.

Bölüm Sonu!



20 Mart 1991 ‘de Yomra ‘da doğdu. 2010’da Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünden Haziran 2014’de mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sinema bölümünde Yüksek Lisans yapmıştır. Çalışmaları: Afrika ve Osmanlı Belgeseli projesinde yapımcı asistanlığı, Marmara Medya Merkezi Tasarım Birimi Öğrenci Koordinatörlüğü, İGİAD Gençlik Kurulu Koordinatörlüğü, Avrupa Rüyası Projesi sanat yönetmenliği yapmıştır.


Translate »