Ay Savaşçısı Özlük Kristali 18.Bölüm

13228130_1178442205508135_300989183_n

18.Bölüm:
Doğan Güneşin Işıkları Tokyo’yu Sarıyor!
Ayzıt’ın Şok Edici Saldırısı!

Rising Sun Restourant kısa sürede Japonya’nın en işlek mekânı olmuştu. Bunun nedeni Kaan’ın güzel ve lezzetli yemekleri sayesinde olmuştu. Kaan’ın yardımcıları olan cadılar ise hamaratlıkları ile kısa sürede Kaan’ın gönlünü fethetmişlerdi.

Telulu ve Mimete bulaşıkları el ele yıkarken, Mimete’in gözleri ışıl ışıl parlıyordu. Bir yandan bulaşık yıkarken diğer yandan da Kaan’ı hayal ediyordu. Çünkü günden güne Kaan’a aşık olmuştu. Birden nazik ses tonuyla “Telulu! Ben galiba âşık oldum.” deyince Telulu duraksayıp Mimete’ni yüzüne uzun uzun baktı.

Telulu ciddi bir ses tonuyla “Mimete! Senin kime âşık olduğunu merak etmiyorum. Yıkanacak bir sürü bulaşık var. Oturup seninle çene çalacak kadar vaktim yok.” dedikten sonra elindeki işe devam etmişti.

Mimete, Telulu’nun verdiği tepkiyi umursamazca ve utangaç bir şekilde bir konuşmasına devam etmişti. “Telulu! Ben, ben Kaan’a günden güne aşık oluyorum.” deyince Telulu elindeki bulaşıkları yıkamayı bırakıp ona dönmüştü. Telulu kaşlarını çatarak “Mimete-Chan! Kaan’ın bundan haberi olursa…” dedikten sonra cümleni tamamlayacağı sırada Kaan içeriye girmişti.

Kulaklarına çalınan cümleye dikkat çeken Kaan ciddi bir ses tonuyla “Neyden haberim olacak ve neden cümleni tamamlamadın!” diyerek soru soran bakışlarını Telulu’ya çevirmişti. Telulu güleryüzlü bir şekilde “Kaan-Sama, hiç bir şey yok. Mimete kendi aramızda konuşuyorduk. Sürekli izinsiz gözümün önünden kayboluyor da, böyle yapmaması için uyarıcaktım.” diyerek soruyu akıllıca yanıtlamıştı.

Sailor Moon 10

Kaan ciddiyetini bozmadan “Mimete- Chan lütfen işlerini aksatmayın. Siz ne kadar düzenli çalışırsanız o kadar verim alırız. Telulu yoğunluk artmak üzere, sen benimle servise gel. Mimete sen de bulaşıkları yıkamaya devam et.” diyerek iş paylaşımı yapmıştı.İkisi aynı anda Kaan’nın verdiği görev planına sadık kalarak “Tamam” dedikten sonra Telulu elini yıkayıp bulaşık önlüğünü çıkararak Kaan’ı takip etmişti. Mimete ise Kaan’ın arkasından aşık aşık bakarken Telulu tarafından uyarılıp işinin başına dönmüştü.

Kaan ve Telulu, restorana gelen müşterilerle ilgilenmeye başlamışlardı. Yoğun günün akşamında restorana Rubeus, Koan, Beruche, Caleveras, Torazo Miyamoto (Ölü Ay Sirki’nin Kaplan Gözü’sü), Petz ve Sapphire gelmişti. Viluy’n onlarla ilgilenerek onlara oturabilecek bir yer ayarlamıştı. Daha sonra Beruche, etrafı izlerken gözü Kaan’a ilişmiş, ablaları ve eniştelerinden izin isteyip masadan kalkarak ve Kaan’a doğru yürümüştü. Beruche, nazik bir ses tonuyla “Bayım size bir şey sorabilir miyim?” diyerek Kaan’a seslenmişti.

Beruche’nin sesiyle arkasına dönen Kaan, onu görünce nazik bir şekilde “Tabiki. Size nasıl yardımcı olabilirim!” diyerek ona yaklaşmıştı.

Beruche ona doğru yürüyüp onun kulağına “Yarım saat sonra Tokyo Sahili’nde buluşur muyuz?” diye fısıldamıştı.

Kaan aldığı teklif sonrasında şaşkına dönmüştü. Beruche ile kişisel olarak tanımıyordu ve bu durumdan anlam çıkarmaya çalışıyordu. Ciddi bir şekilde ve kısık bir sesle “Elbette Beruche-Senpai” deyince Beruche onun yanında ayrılıp masasına geri dönmüştü.

Masasına geri dönen Beruche,apar topar eşyalarını toplayınca Koan merakla bir şekilde “Beruche-San, nerden erken kalkıyorsun? Kötü bir şey mi oldu?” diyerek meraklı bakışlarını ona yönlendirmişti. Beruche ise sakin bir şekilde gülümseyerek  “Mikasa beni aradı. Onun yanına gideceğim. Evini düzenleyecek. Benim de ona yardım etmemi istedi”
diyerek herkesi selamlamış, sonrasında yanlarından ayrılıp restoran kapısına doğru yürümüştü..

Beruche’nin restorandan ayrılmasının üzerinde belli bir zaman geçmişti. Kaan; Beruche’nin buluşma nedenini iyice merak etmeye başlamıştı. Kaan sakin bir ses tonuyla “Viluy sen ve Telulu ile birlikte restoranla ve müşterilerle ilgilenin. Ben de bankaya uğrayacağım. Bankada işlerim biter bitmez burada olurum.” diyerek buluşma yerine varmak için yola koyulmuştu…

Sailor Moon 11

Tokyo Sahili’ne gelen Beruche, buz tutmuş denize bakarak kendi kendine “Üzgünüm Efendi Kai! Size verdiğim sözü tutmayacağım. Kaan’la Minako konusunda hesaplaşacağım.” diyerek kafasında yapacağı konuşmaya karar vermeye çalışıyordu.

Bir müddet sonra Kaan da sahile gelmişti. Ciddi bir ses tonuyla “Beruche-Senpai! Beni neden buraya çağırdınız” diye seslenerek geldiği Beruche’ye duyurmuştu.. Beruche, arkasına dönünce Kaan’ı fark etmişti. Soğuk esen rüzgar örgülü saçını savurmuş ve gözlerindeki öfke daha net belli olmuştu. Beruche kaşını çatarak “Seni buraya çağırmamın nedeni, Hazar Denizi sahilinde Minako’yla öpüştüğünüzü görmüştüm. Bunun bir açıklaması var mı?” diyerek geliş amacını ortaya koymuştu.

Kaan ise onun bu tavrını almaya çalışırken diğer yanda gülümseyerek “İyi de Minako’yu öpmüş olmamın açıklamasını neden sana yapayım. Bu seni neden ilgilendirsin ki? ” diyerek Beruce’nın asıl amacını öğrenmeye çalışıyordu.

Beruche sesini yükselterek “Evet gözümüze battı çünkü Minako, Prensimiz Demande’ye âşıktı. Sana onu neden öptüğünü soruyorum.” diyerek hiddetine engel olamamıştı.

Beruche’nin sert çıkışını önce gülerek karşılık vermişti. Daha sonra ciddi bir şekilde “Bunu sana açıklama gerek olmasa da sana açıklayacağım. O beni öptü çünkü beni eski eşi Kai Suzuke’ye çok benzetmişti. O beni öperken sanki benim için zaman donmuştu. Çünkü o hayallerimi süsleyen kadının ta kendisiydi.” diyerek Beruce’nin anlamasını sağlamaya çalışmıştı.

Kaan’ın açıklamasıyla şaşıran Beruche, onun yüzüne dikkatli baktıktan sonra “Kaan-Senpai haklı olabilirsin. Ancak Minako’dan uzak duracaksın. Prens Demande’nin üzülmesini istemiyorum.”

Kaan gülümseyerek “Bence bunun kararını vermesi gereken Minako. Senin demenle bir şeyler yapmayacak değilim. Hem Esmeraude, Demande’ye aşık. Prensiniz Esmeraude’ye haksızlık etmiyor mu?” kendi düşüncesini ona belirtmişti.

Beruche, Kaan’ın sorusuna yanıt vermemişti. Kaan’ın haklı olduğunu anlamıştı. Tam söz girecekken telefonu titrediğini fark etmiş, çantasından telefonu çıkartarak gelen iletiye dikkat kesilmişti. Telefona yazan “MIKASA KINO” yazsını görünce bunun acil bir ileti olduğunu anlayarak iletiyi okumaya başlamıştı. “Beruche neredeysen acele gel. Fuji-Hakone-Izu Millî Parkı’ndayız. Bu sefer yeni bir düşman beliriverdi ve hedefi de grubumuzun lideri Yuri…” yazan iletiyi dikkatlice okumuştu. Beruche, Mikasa’nın iletisini okuduktan sonra durumdan haber vermeden oradan ayrılırken Kaan onun arkasında seslenmiş “Soruma yanıt vermedin.” diyerek yanıt almayı beklemişti.

Beruche arkasına bakmadan “İşim çıktı. Kusuruma bakmayınız” diyerek soruyu yanıtsız bırakıp yoluna koyulmuştu.

Kaan da sakince “Tamam” dedikten sonra buz tutmuş denize bakarak biraz önce Beruche’nin hatırlattığı Minako’yla ilk öpüşmesini düşünerek gülümsemişti.

Sailor Moon 12

İzu yarımadası, etraflı ağaçla çevirili ortasında bir göleti olan büyük bir alandır. Kışın burası çok güzel olur. Etrafı örten kar örtüsü ve buz tutmuş gölet, adeta insanlara görsel bir şölen yaratmış gibi bir hava verir.

Yuri ve ekibi, buraya hem gezmeye hem de kafa dağıtmaya gelmişlerdi. Ama akıllarında hep “Yeni düşmanlar kimdir? Neden bizler onların hedefleri oluyoruz” gibi sorular yankılanıyordu. Kızlar yeni düşmanlar konusunda çok az bir bilgiye sahiplerdi.

Buz tutmuş göletin yanına gelen Yuri, başını kaldırıp gökyüzüne bakıp kendi kendine “Kai-Sama! Neden daha Dünya’ya gelmedin. Aylar oldu. Yeni düşmanlar konusunda pek bir bilgiye sahip değiliz. Burada olsaydın bizlere yeni düşmanlar konusunda ne yapacağımızı ve nasıl onları alt edeceğimizi söylerdin.” diyerek içinde yankılanan serzenişi
yüreğinde yankılanmıştı.

Bir müddet sonra Yuri’nin durgun olduğunu hisseden Jade sakin bir şekilde “Yuri-Chan! Neden suskun ve durgunsun. Gökyüzüne neden bakıyorsun. İyi misin?” onun aklından geçenleri öğrenmeye çalışmıştı.

Yuri ise Jade’nin sorusu ile kendine gelmişti. Arkasına bakıp ona gülümseyerek “Jade-Chan, gayet iyiyim.” dedikten sonra kızlara dönmüştü. Mikasa bir adım öne çıkarak “Yuri bizi buraya niçin getirdin” diye sormuş. Yuri onlara yürüyerek “Kızlar evde otura otura sıkıldık. Biraz burada takıldıktan sonra Hakone Tapınağı’na gideceğiz.” diyerek aklındaki planı ortaya koymuştu.

Bu huzurlu anı bozmak istercesine “Kimse burdan gitmeyecek.” diyen bir ses işitilmişti. Sesin ardından çıkan buz çatlama sesiyle Yuri arkasına bakmıştı. Arkasındaki  buz göletin yüzeyinde çatlak bir oluşmuştu… Boşluktan çıkan kara kalpler bulutu gökyüzüne doğru yükselmişti.

Kara kalpler bulutu kaybolduktan sonra beliriveren kadın düşman, uzun boylu ve ince beli ile zarafetini adeta herkese göstermişti. Gece kadar siyah kısa saçlarına toka ile tutturmuş olduğu gümüş hilal tokasıyla gecenin güzelliğini üzerine kıyafet gibi giymişti. Göbeğini açıkta bırakan koyu mor elbisesi ve dizlerine kadar çizmesini, ay yıldız kolyesi ile taçlandırmıştı. Büyük parlak gözleri ise dolunay gibi parıldıyordu.

Yuri ve ekibi gökyüzündeki yeni kıza şaşkın şaşkın baka kalmışlardı. Yuri şaşkınlığını üzerinde attıktan sonra “Sen kimsin? Neden bize engel oluyorsun?” diyerek bu tehlikeli yabancının kim olduğunu öğrenmek istemişti.

Kadın düşman, usulca onlara karşısına geçmek için yere indi ve şeytani bir gülümseyle “Ben aşkın ve güzelliğin biricik prensesi Ayzıt’ım. Yuri Chie’nin bedenindeki Kaplan Zoodyak Taşı’nı almaya geldim.” diyerek asıl amacını belirtmişti.

Yuri kaşlarını çatarak “Bu kolay olmayacak. Ben Yuri Chie! Asla kolay kolay teslim olmam.” dedikten sonra arkasına dönüp ekibine “Hazır mıyız?” dercesine başını salladı. Ekibi de “Hazırız” dercesine aynı onay vermişlerdi.

Yuri ve ekibi, dönüşüm broşlarını ceplerinde çıkartıp havaya kaldırdıklarında ve dönüşüm zamanı başlamıştı. Dönüşümler tamamlayınca Yuri ekibi Galaktik savaşçılara dönüştüler. Bu sırada kızlarla yeni tanışan Ayzıt da onların dönüşümlerini şaşkın bir şekilde izlemişti.

Ayzıt, şeytani kahkahasını attıktan sonra “Oooo Samanyolu Gökadası’nın basit ve vasat savaşçıları! Sizleri yenmek çok kolay olacak.” dediği sırada Yuri, ileri atılmıştı.

Yuri alaycı bir gülümsenin ardında “O kadar ukalaca konuşma! Bizleri de hafife alma!” dedikten sonra arkadaşlarına başıyla ortak saldırıya hazırlanın işareti vermişti. Ekibi de aynı şekilde “Hazırız” diyerek savaş yerlerini almışlardı.

Yuri ekibi aynı anda “Samanyolu Galaksisi’nin Dev Asteroid Yağmuru!” dedikten sonra ellerini düşmana doğru uzatınca avuçlarında irili ufaklık asteroid parçaları belirmişti ve bunları Ayzıt’a doğru yöneltmişlerdi.

Sailor Moon 13

Ayzıt kendisine doğru gelen irili ufaklık asteroid parçalarını zorlukla görünmez kalkanıyla yok etmişti. Çünkü “Samanyolu Galaksisinin Dev Asteroid Yağmuru!” saldırısını daha güçlü kılan, gruba Marduk ve Amphitrite Savaşçıları’nı dahil olumuştu.

Cadin “Mikasa ve Jade gelin bu düşmanı üçlü saldırı kombinasyonu ile cezalandıralım” diyerek yeni savaş hamlesini belirlemişti.

Jade ve Mikasa “Tamam” dedikten sonra Cadin’in yanına gelip “Hazırız” der demez Cadin elini havaya kaldırmıştı. Cadin’in elinde Su Kaleydoskopu belirmiş ve bu Su Kaleydoskopu’nu Ayzıt’a doğrultmuştu. Jade ve Mikasa, Cadin’in Su Kaleydoskopu’nu tutan elini güçleri ile yardım etmek için sıkıca tutmuşlardı.

Cadin “Amphitrite! Opal Denizin Dönen Irmağı!”
Jade “Haumea! Çiçek Tozu İllüzyonu!”
Mikasa “Marduk! Cehennemin Şimşekleri!”

Kızlar güçlü savaş sözlerini tamamladıklarında, Cadin’in elindeki Su Kaleydoskop’tan parlak ve göğün üç koyu tonundan oluşup etrafında dönen ırmak çıkıp düşmana doğru yola almaya başlamıştı. Dönen ırmağın etrafında çiçek tozu serpilmiş kara şimşekler vardı. Ayzıt kendisine doğru gelen saldırıyı görünmez kalkanıyla güç bela yok ederek kıl payı kurtulmuştu.

Ayzıt iyice sinirlenmiş ve yumruğunu sıkıp “İyice uzadı bu iş!” dedikten sonra Kara tüslü (renkli) Sev Beni Zincirleriyle Mikasa, Jade, Cassandra ve Cadin’i bağlayıp havaya doğru savurmuştu. Dördü havada zincirler ile bağlı olmasına mı yoksa Ayzıt’ın Minako saldırısını bire bir kullanmasına mı şaşırsınlar bilememişlerdi.

Yuri ile baş başa kalan Ayzıt, şeytani kahkahasını attıktan sonra elini havaya kaldırınca kara kristal kendini göstermişti. Ayzıt, Kara Kristali’ni Yuri’ye doğru doğrultunca kristalden çıkan kara ışık halkaları Yuri’nin etrafını sarmış ve Yuri şaşkınlığını üzerinde atıp acı acı bağırmaya başlamıştı. Ayzıt parmağını şıklatınca Yuri’nin göğsünden pentagon şekli Kaplan Zoodyak Taşı belirmişti.

Kendisine doğru gelen Kaplan Zoodyak Taşı’nı alan Ayzıt, sevinçli bir kahkaha atmıştı. Havada zincirlerle bağlanmış bir şekilde asılı olan Mikasa, Jade, Cassandra ve Cadin ise olaya sadece seyirci kalmışlardı.

Sailor Moon 14

Baygın bir şekilde yığılan Yuri’ye bakan Ayzıt, kahkaha atarak “Uyan Baketora! Burdaki herkesi yok et” dedikten sonra kaybolunca kızları bağlayan zincirlerde yok olmuş, Jade, Cassandra, Cadin ve Mikasa hızlıca yere çakılmışlardı. Az yarayla kurtulan kızlar, başlarını kaldırıp Yuri’ye dikkat kesmişlerdi. Yuri’nin parlayan bedeni yavaş
yavaş şekil değiştirip sıradan bir kaplana dönüştü.

Bir müddet sonra uyanan kaplan yavaş yavaş büyüdükten sonra arka ayakları üstünde yürümeye başlamıştı. İnsan gibi yürüyen kaplanı gören Mikasa arkadaşlarına bakıp “Bu bir yokai!… Ve adı da Baketora yani Kaplan canavardır.” deyince Cassandra ve diğer kızlar karşılaştıkları şey karşısında şaşkınlıktan dona kalmışlardı.

Cassandra “Baketora’yı nasıl yeneceğim biliyorum.” dedikten sonra “Makemake! Büyük Volkan Patlaması!” der dermez saldırısını Baketora’ya göndermişti. Baketora kurnaz ve nankör olduğu için gelecek saldırıyı tahmin edip volkanik saldırıyı pençesiyle başka yöne göndermişti. Cassandra, saldırısının başarısız sonuçlandığı için şaşırmıştı.
Baketora, şaşkın bir şekilde donup kalan Cassandra üzerine doğru geleceği sırada birden “Nemesis! Berrak Buzul Yağmuru!” sesi ile herkes irkilmişlerdi. Yuri’nin ekibi, sesinin geldiği yöne bakınca Ay ve Nemesis savaşçılarını görmüşlerdi. O sırada irili ufaklı buzul parçaları Baketora’ya doğru yol almıştı. Buzul parçaları, Baketora’ya isabet edince Baketora donup kalmıştı.

Yuri ekibi aynı anda “Zamanlanma iyi oldu Beruche-Chan!” diye bağırdılar ve Beruche onlara tatlı gülümsedikten sonra “Kızlar, Baketora’yı görünce onu nasıl saf dışı edeceğimi anladım” dedikten sonra Ay Savaşçısı’na bakıp “Sıra sende Usagi-Chan!” deyince Usagi, Baketora’nın yanına doğru yürümeye başlamıştı.

Usagi “Gümüş Ay! Güçlü Kristal Öpücüğü!” saldırısını kullanarak Baketora da eski formu olan Yuri’ye dönüştürmüştü. Bir müddet sonra kendine gelen Yuri ayağa kalkıp silkelendi. Bu şaşırtıcı saldırılar sonrasında şaşıran arkadaşlarına bakarak “Kızlar haftaya Rei’nin tapınağında buluşup yeni durumlar hakkında durum değerlendirmesini yapacağız.” diyerek durumun vehametini ortaya koymuştu.

Yuri bir konuda karar alınca herkes onun kararına karşı gelmezlerdi. Çünkü Yuri kararlı biri olduğunu herkes biliyordu.

Bölüm Sonu!