Ay Savaşçısı Özlük Kristali 17. Bölüm

13228130_1178442205508135_300989183_n

17.Bölüm:
Yeni İnsanlar ve Hayatlar!
Ateşin Güçlü Savaşçıları!

Türkiye’den Japonya’ya gelen Türk genci Kaan, Japonya’nın en işlek semtimde “Rising Sun Restourant (Yükselen Güneş’in Restoranı)” adında bir restoran açmıştı. Kısa sürede açılan bu restorana müşteriler akın akın etmişti. Çünkü Japonlar kardeş milletleri olan Türkiye Türkleri’nin konukseverliğini en iyi şekilde gördükleri için Türkiye’den gelen Kaan’ı bağırlarına basıp onun açtığı restoranı da işlek bir yer haline getirmişlerdi. Hele de Kaan’ın yaptığı Türk yemeklerinin kokusuna ve lezzetlerine hayran kalmışlardı.

Bir hafta geçmiş olmasına rağmen Kaan, açtığı restoranda kendine yardımcı olacak elemanlar bulamamıştı. İşin daha kötüsü bugün işleri nasıl atlacağını düşünüyordu. Çünkü bugün Sevgililer Günü’ydü.

Kaan kara kara düşünürken restoranın kapısı açıldı ve içeriye altı bayan girdi. Altısının da etraflarına yaydığı hissi tanıyordu. Daha önce yaşananlardan dolayı onların neden burada olduklarını merak etmişti. Kendi kendine “Acaba Firavun 90 neden geri döndü. Bu sefer ne için Dünya’ya saldırılacak. En iyisi akıllıca davranıp onların ağzından laf alıp böylece amaçlarını öğreneyim.” diye söylenerek çeneni okşadı.

Altı bayan arasından Eudial, Kaan’a elini uzatarak “Selam ben Eudial! Cama astığınız iş ilanı geldik.” demişti. Kaan, Eudial sesiyle başını kaldırınca kendisine uzatılan eli gördü ve daha sonra Eudial’ın elini sıkarak “Ben de Kaan Güler. Tanıştığımıza memnun oldu. İlana başvurunuz için teşekkur ederim. Öncelikle şartların konuşulması gerektiğini biliyorum ama bugün için formaliteleri es gecip direk işe başlamanızı rica ediyorum… Bugün malum Sevgililer Günü. Yoğun olacağım için sizi işe alacağım. Bugün bana yardım ederseniz başvurunuz değerlendirmiş olacağım ve bir haftalık deneme süresinden sonra sizden memnun kalırsam sizinle devam edeceğim.” dedi.

Kaan’ın söyledikleri hoşuna giden Eudial nazik ses tonuyla “Tamam” dedikten sonra Kaan’a tek tek arkadaşlarını tanıtmıştı. Kaan ise zaten onları başından beri biliyordu. Kaan yerinden kalkıp görev dağılımı yapmak için “Eudial ve Mimete restoranı süsleyecek, Viluy kasaya geçecek. Telulu benimle birlikte mutfakta yemekler hazırlayacak ve ikizler de masaları temizleyecek.” diyerek sözünü bitirmişti. Herkes üzerine düşen görevleri yerine getirmek için iş başına geçmişti. Yarım saat içinde bütün işler tamamlanmıştı.

Daha sonra Kaan ve cadılar, son düzeltmeleri yaptığı sırada Naru ve Jade, restorana gelmişti. Kaan, onların yanına gelerek ve onlarla ilgilenmişti. Kızlara cam kenarına da bir masa ayarlayarak.. “Hanımlar bu gün çok güzelsiniz.” diye sohbete başlamıştı. Naru ve Jade, Kaan’ın iltifatları karşısında çok memnun oldukları için gülümsemişlerdi. Naru gülümseyerek “Kaan-Sama sizde çok yakışıklısınız.” demişti. Kaan, Naru’nun iltifatı karşısında biraz utansada bunu onlara yansıtmadan “Kızlar bugün Sevgililer Günü ve bugün kız kıza mı kutlayacaksınız?” diye sözlerine devam etmişti.

sailor moon

Naru, ise Sevgililer Günü unuttuğu için çok mahcuptu çünkü Nephrite hediye alamamıştı. Konuyu geçiştirmek için cevap vermeyerek yönünü cama çevirerek ve dışarıda yağan karı izleyemeye koyulmuştu. Jade de gülümseyerek “Benim erkek arkadaşım olmadığı için sıkıntı yok.” demişti. Kaan, Naru’nun morali bozulduğunu görünce konuyu dağıtıp gülümseyerek “Bir isteğiniz var mı?” demişti. “Şimdilik yok efendim” diyen Jade’ye karşılık olarak gülümseyen Kaan da onların yanında ayrılarak kasaya geçmişti.

Jade de Naru’yla ilgilenip moralini düzeltmeye çalışıyordu. Jade’nin neşeli hali Naru’nun keyfini yerine getirmişti. Bir müddet sonra Nephrite elinde kızıl güller demeti ve yanında koyu konur saçlı, gri (çal) gözlü, kumral tenli ve güler yüzlü biriyle restorana girmişti. Jade onları görünce neşeli bir şekilde yerinde kalmıştı çünkü Nephrite’nin bugünün Sevgililer günü olduğunu unutmamış hem de eli boş bir şekilde gelmemişti.

Jade eliyle Naru’nun omzunu tutarak “Naru-Chan sana bir sürprizim var. Şimdi arkana bak.” diyerek gülümsemişti. Naru da onu kırmamak adına arkasına bakınca elindeki kızıl gül demetiyle Nephrite’yi görmüş ve mutlu bir şekilde “Nephrite! Aşkım! Sevgililer Günü’nü unutmadın.” deyip ayağa kalkarak ona koşmuştu. Onun yanına gelip ona sımsıkı sarılan Naru’nun bu tatlı halleri Nephrite’i çok mutlu ettmişti. Diğer eliyle kendisine sarılan Naru’nun başını okşayarak “Naru-Chan! Seni dünyalar kadar çok seviyorum. Seninle ilk kez Sevgililer Günü’nü kutlayacağım çünkü mutluyum” deyip gülümsemişti. Naru da Nephrite’den bu güzel sözleri işitince çok mutlu olmuştu.

sailor moon 1

Naru sarılmayı bırakıp onun elinden kızıl gül demetini alıp onu Jade ile oturduğu masaya götürmüştü. Nephrite ile birlikte gelen kardeşi de onların peşinde giderek masanın başında beklemeye koyulmuştu. Nephrite’nin kardeşi sakin bir ses tonuyla “Galiba kimse beni tanıtmayacak.” demişti. Kardeşinin veryansınıyla Nephrite, onu unuttuğunun farkına varmıştı.

Kardeşine dönüp “Pardon kusuruma bakma” dedikten sonra Naru ve Jade’ye kardeşini görseterek “Bu benim 20 yaşındaki kardeşim Basalt. İsmi Habeş dilinde ‘Demir barındıran taş’ demek.” diyerek onu tanıtmıştı. Jade, kendini Basalt’a tanıtırken Naru, Nephrite’ye “Basalt bunca zaman nerdeydi. Birden bire nasıl ortaya çıktı.” diyerek meraklı bakışlarını ona yöneltmişti. Nephrite “Orası sır! Zamanı geldiğinde öğreneceksiniz.” diyerek Nephrite, kardeşinin sırtını sıvazlamıştı. Naru da ilk kez Nephrite ondan bir şeyler sakladığı için belli etmese de biraz huysuzlanmıştı.

Bu arada Jade de ilk görüşte Basalt’tan hoşlanmıştı. Ona hayran hayran bakarak Naru ile daha önce yaptığı konuşmayı hatırlamıştı. “Naru! yoksa Basalt, bana ayarlayacağını kişi mi?” diyerek pat diye aklındakini söylemiş Basalt ise bu duruma gülümseyerek karşılık vermişti. “Bilemem.” diyen Naru, gülmeye başlayınca Jade utanmış, Basalt bunu görünce kendini gülmekten alıkoyamamıştı.

Bu sırada Kaan, restoran ile ilgilenirken Viluy, Kaan’ın yanına gelerek “Kuru temizlemede elbisemi alamam gerekiyor. İzin verirseniz gidebilir miyim?” diyerek Kaan’dan izin alarak restorandan ayrılmıştı.

Siparişlerini veren Naru ve arkadaşları kaldıkları yerden mutlu mesut sohbetlerini ediyordu. Bir müddet sonra Jade, telefonun sesini fark etmiş ve telefonunu çantasından çıkartmıştı. İleti Yuri-Chan’dan gelmişti.

YURI CHIE: “Jade-Chan neredeysen gel. Tokyo Kulesi’nin önündeyiz. Yeni bir düşman göründü ve hedefi de Cassandra’dı…”

Jade, Yuri’den gelen ileti okuduktan sonra aceleyle toparlamaya başlamıştı. Onun bu aceleci tavırları herkesin dikkatini geçmişti ki Naru “Jade-Chan! Neden hemen kalkıyorsun. Kimden ileti geldi.” diyerek durumunu sorgulamaya başlamıştı.

Jade ortamdaki neşeyi bozmamak istercesine sakin bir ses tonuyla “Naru-Chan, bankadan ileti geldi. Bursumla ilgili bir sıkıntı var. Onu hemen halletmeye gidiyorum.” dedikten sonra Naru’yu öpmüş, sonra restoran kapısına doğru yönelmişti.

Kapıdan çıkarken son kez arkansına bakıp onların mutlu hallerini seyrederken kendi kendine “Naru-Chan! Beni bağışla. Senden durumu saklamamın nedeni Sevgililer Günü’nün kâbus olmasını istemem. Biricik aşkınla ilk Sevgililer Günü kutluyorsun. Ömür boyu mutlu ol! Kimse senin mutluluğunu bozmasına asla izin veremem.” diyerek aklından geçirmiş ve sonrasında restorandan çıkmıştı.

sailor moon 3

Tokyo Kulesi’nin önünde buluşan Mikasa, Cadin, Yuri ve Cassandra, bir hafta önce ortaya çıkan Tanha adındaki yeni düşmanın kim olduğunu hakkında kendi aralarında durum değerlendirmesini yapıyorlardı.

Mikasa sakin bir ses tonuyla “Naru’nun anlattığına göre; Tanha’nın kullandığı kara kristal, Karanlık Krallığı’nın gümüş kristali oluşturan gökkuşağı kristalleri bulmak için kullandığı kristalın aynısıydı. Bence Tanha, Karanlık Krallığı’nın generallerinden biriydi. Kraliçe Metalia yeniden uyandıysa bu sefer neyin peşindedir bende merak ediyorum.” demişti.

Mikasa’nın açıklamasıyla tatmin olmayan Cadin, ona dönerek “Sanmam çünkü Tanha general olsaydı Nephrite onu isiminden hatırlardı. Ayrıca Tanha’nın bileklerinde bulunan kara bileklikleri unuttunuz. Bence Erlik Han yeniden uyanmış ve kendine yardımcı seçmek için Kafdağı sakinlerinden üç ruhu daha kandırmış olabilir. Ya da Kaos’ta yeniden güçlenmiş olabilir. Tanha da kurban olabilir.” diyerek düşüncelerini paylaşmıştı.

Cassandra da her ikisine dönüp “Mantık çerçevesinde bakarsak ikiniz açıklaması pek tatmin edici gelmiyor, çünkü Kai ve ekibi’nin yendiği eski düşmanların ve kurbanların geri dönmüş olacağını sanmıyorum.” diyerek aklındakileri paylaşmıştı.

Mikasa söze başlayacağı sırada Yuri, kendinden emin bir şekilde “Cassandra’nın dediklerine katılıyorum. Düşmanımızın ya da daha doğrusu düşmanlarımızın kim olduğu konusunda bir kanıya varmak için daha çok zaman var. Şimdiden bir tahmin yürütmek zor.” diyerek konuşmayı sonlandırmıştı.

sailor moon 2

İşte bu sırada gökyüzünden gelen sesle irkildiler. “Sana katılıyorum Yuri. Dediklerinizin hiçbiri de doğru değildi. Çok yakında bizleri tanıyacaksınız.” diyerek korkunç bir kahkaha duyulmuştu. Birden sesin ve ani sıcaklığı geldiği yöne yani gökyüzüne bakan Yuri ve ekibi; gökyüzünde bir alev topunu görmğşlerdi. Alev topunun ısısı kulenin önündeki karlar eritmişti. Daha sonra alev top kaybolurken yapılı vücutlu, alev gibi yanan saçları, ateş kızılı gözleri ve elinde meş’ale (yola) olan bir genç belirlenivermişti.

Şaşkınlığını üzerinde atan Yuri, gökyüzündeki gence bakarak “Sen de kimsin?” diyerek gökyüzüne doğru bağırmıştı. Gökyüzünden aşağıya inen genç, alaycı bir kahkaha atarak “Ben Andarkan, ateşin en güçlü prensiyim. Cassandra’nın bedenindeki Öküz (Ox) Zoodyak Taşı almayan geldim” diyerek Cassandra’yı işaret etmişti.

Andarkan’ın yanıtı karşısında Mikasa ve Cassandra çok şaşırmış, Cadin ise bir adım öne çıkıp sert bir şekilde “Ateşin güçlü prensiymiş ha! Otezi de ateşin güzeller güzeli kraliçesiydi. Sen de onun gibi bizlere yenilip eski haline döneceksin” diyerek Andarakan’a gözdağı vermişti. O sırada Yuri de Andarkan’a çaktırmadan telefonundan Jade’ye ileti attı.

Andarkan, “Otezi” adını duyunca birden duraksadı ve hiçbir şey demedi. Daha sonra kahkaha atarak “Dediğiniz Otezi’den de daha güçlüyüm” diyerek karşılık vermişti. Yuri de arkadaşlarına dönüp dönüşüm için hazır mıyız? dercesine başını sallamıştı. Arkadaşları da “hazırız” anlamına başını sallayarak karşılık vermişlerdi.

Sonra Yuri ve grubu ceplerinden dönüşüm broşlarını çıkartıp havaya kaldırarak;
Yuri “Eris’in Galaktik Gücü!”
Cadin “Amphitre’nin Galaktik Gücü!”
Cassandra “Makemake’nin Galaktik Gücü!”
Mikasa “Marduk’un Galaktik Gücü!”

sailor moon 4

Hepsi aynı anda “Harekete Geç!” deyince galaktik savaşçılara dönüşmeye başlamışlardı. Onların dönüşümlerini izleyen Andarkan, şaşkınlıkla onları izlemişti. Dönüşümleri tamamlanınca Andarkan şaşkın bir şekilde onlara “Sizler normal insanlar değilsiniz. Peki kimsiniz!” diyerek meraklı bakışlarla sorusuna cevap beklemişti.

Yuri ve ekibi “Bizler! Evren’de adaleti sağlayan cüce gezegen ve asteroid savaşçılarıyız. Seni Güneş Dizimi adına cezalandıracağız.” Andarkan’ın soruna cevap vermişlerdi. Birden Andarkan kahkahalar atarak “Beni mi cezalandıracaksınız. O zaman ilk saldırı sizindir.” diyerek kızları kışkırtmıştı.

Cassandra kendinden emin bir ses tonuyla “Kızlar, Andarkan ile ben savaşacağım.” dedikten sonra Andarkan’ın karşısına geçmişti. Yuri, Mikasa ve Cadin bir şey diyememişti. Cassandra’yı kimse kararından döndüremeyeceğini biliyordu. Cassandra, Andarkan’a sert bakarak “Makemake! Büyük Volkan Patlaması!” diyerek saldırısını ona göndermişti.

Andarkan, kendine doğru saldırıya elindeki meş’aleyi fırlatarak karşılık vermişti. Fırlatılan meş’ale, saldırının yönünü Cassandra’ya çevirmişti. Andarkan sanki zafer kazanmışçasına sinsice gülümsemişti.

“Sana kolay teslim olmam Andarkan!” diye bağıran Cassandra daha sonra ellerini havaya kaldırıp “Makemake! Yanan Lavların Girdabı!” der demez hızlı dönen lav topları belirlenivermişti. Daha sonra hızlıca dönen lav topları, lavdan bir girdap oluşturmuştu. Cassandra, oluşan lav girdabını Andarkan’a fırlatmıştı.

Andarken kendisine doğru gelen saldırıya görünmez kalkanıyla karşılık vermiş, saldırı da kalkanı toslayıp yok olmuştu. Andarkan kahkahalar atarak “Ateşin güçlü prensiyim. Beni yenmezsiniz.” diyerek zafer çığlıkları atmıştı.

Bu duruma fazla dayanamayan Mikasa, bir adım öne çıkıp kendinden biri şeklinde “Yıldırımın düştüğü yerde alevler yükselir.” dedikten sonra işaret parmağını havaya kaldırıp “Marduk! Cehennem Yıldızı’nın Yıldırım Fırtınası!” diye bağırınca gökyüzünde oluşan bulutlardan gelen kara yıldırımlar, onun işaret parmağında toplanmıştı. Sonra işaret parmağını Andarkan doğrultunca parmakta biriken kara yıldırımlar Andarkan’a doğru yol almaya başlamıştı.. Andarkan da kendine doğru gelen kara yıldırımları görünce elindeki meş’aleyi kara yıldırımlara doğru fırlatsada, fırlatılan meş’ale, kara yıldırımlara isabet edince yanarak yok olmuştu.

Meş’alenin yanarak yok olduğunu gören Andarkan çok sinirlenir ve kendini görünmez kalkanla korumuştu. Görmez kalkana isabet eden kara yıldırımlar yok olmuş, daha sonra Andarkan, avuçlarını onlara doğrultup avuçlarından çıkan kara küleklerle Mikasa’yı geri püskürtmüştü.

sailor moon5

Cassandra’yı gruptan ayordığını gören Andarkan, elinde tekrar beliren meş’aleyi ona doğru fırlatmıştı. Fırlattığı meş’ale, Cassandra’nın etrafında hızlıca dönerek alevden çember oluşturup onu hapsetmişti.

Yuri ve ekibi bu durum karşısında şaşkınlık bir şekilde “Cassandra!!! Hayırrrrrr!!!” diyerek onu uyarmaya çalışmışlardı. Durumdan memnun olan Andarkan gülümsedikten sonra elini havaya kaldırınca kara kristal belirivermişti.

Ortaya çıkan kara kristali alıp Cassandra’ya doğrultunca kristalden çıkan kara ışık halkaları Cassandra’nın etrafını sarmış ve hareket edemez hale getirmişti. Cassandra acı acı bağırmaya başlamıştı.

Andarkan parmağını şıklatınca Cassandra’nın göğsünden pentagon şekli Öküz (Ox) Zoodyak Taşı ortaya çıkmıştı. Ox Zoodyak Taşı hızlıca Andarkan’a yaklaşırken diğer de yanda Yuri, Cadin ve Mikasa ise Cassandra diyerek ağlamaya başlamıştı.

Ox Zoodyak Taşı elde eden Andarkan, baygın bir şekilde yere düşen Cassandra’ya bakarak “Uyan Hakukatu! Buradaki bütün savaşçıları yok et!” deyince baygın Cassandra’nın bedeni parlamaya başlamıştı. Andarkan da bunu fırsat bilerek kaybolmuştu. Kızlar da durumu şaşkın gözlerle izlemekteydi.

Parıltılar sönüverince beyaz dişi öküze benzeyen, bilge ve kimerik bir yaratık beliriverdi. Bu yaratığın; ikişer tane yan taraflarında bir çift de başında olmak üzere altı tane boynuzu ve dokuz tane gözü vardı.

Hakutaku uyanarak ve etrafa saldırmaya başlamıştı. Mikasa ve Cadin bu durumu karşısında çok şaşırmışlardı. Gördükleri canavar hakkında pek bir bilgileri yoktu.

Yuri bir adım öne çıkarak “Bu bir dişi Hakutaku. Japon dilinde beyaz bataklık demektir. Hakutaku, diğer yokailer gibi Özlük Kristali tarafında zoodyak taşlarına hapsolmuştu. Cassandra da dişi bir Hakutaku’nun yeniden vücut bulmuş hali” diyerek açıklamasını tamamlamıştı. Yuri’nin verdiği açıklamayla Cadin iyice şaşırmıştı. Mikasa da Hakukatu adındaki yokai bilgilerini hatırlayabilmişti.

Yuri Hakuta’nın karşısına dikilip, kaşlarını çatarak “Seni kurtaracağız Cassandra!” demişti. Daha sonra Yuri bağırarak “Eris! Zümrüt Kırbacı!” der demez onu etrafında yeşil kırbaçlar ortaya çıkmıştı. Yuri iki başparmağını havaya kaldırınca kırbaçlar, onun başparmaklarında toplanmıştı. Daha sonra Yuri, başparmaklarını Hakukatu’ya doğrultunca kırbaçlar, yaratığa doğru hızlıca yol almaya başlamıştı.

sailor moon 6

Hakutaku kendine doğru gelen iki kırbacı, boynuzlarıyla sağ sola savurduktan sonra boynuzlarını sivrileştirip Yuri’nin üzerine doğru hışımla koşmaya başlamıştı. Bu sırada “Tau Ceti Yıldızı! Mozaikli Göktaşı Dansı!” kelimeleri duyulduktan sonra Tokyo Kulesi’nin tepesinde gelen saldırı, Hakutaku geri püskürtmüştü. Kızlar da saldırının geldiği yöne yani Tokyo Kulesi’ne tepsine bakmışlardı. Kulenin tepesinde duran gölge savaşçıyı görmüşlerdi. Gölge savaşçı onların kendisini fark ettiğinde yine kaybolmuştu.

Sırtüstü yere serilen Hakutaku yeniden ayakları üzerine kalkıp tekrar saldırmaya hazırlanmıştı. Yuri ve ekibinin üzerine yürümeye başlamıştı. Tam da Cadin saldırısını yapacağı sırada… “Haumea! Çiçek Tozu İllüzyonu!” denilir denmez Hakutaku’nun etrafında çiçek tozlarından oluşan kalkan oluşmuştu.

Bu kalkan sayesinde Cassandra bir normal haline bürünüyor bir de Hakutaku haline bürünüyordu. Yuri ve ekibi çaprazında Usagi ve Jade’yi görmüşlerdi. Jade gülümseyerek “Kızlar biraz geciktim kusuruma bakmayın.” konuşamaya başlamıştı.

Yuri ve ekibi aynı anında bağırarak “Geç oldu ama tam isabetli oldu saldırın.” Jade gülümseyerek “Şimdi iltifatların sırası değil önceliğimiz Cassandra’yı kurtarmak.” dedikten sonra Usagi’ye dönüp “Sıra sen de Ay Savaşçısı!” diyerek sırasını Usagi’ye bırakmıştı.

Usagi “Gümüş Ay! Güçlü Kristal Öpücüğü!” saldırısını kullanarak, Hakutaku’yu da eski formu olan Cassandra’ya dönüştürdü. Eski haline dönen Cassandra, dizlerinin üzerine düşmüştü.

Ortalık durulduktan sonra Yuri ve ekibi evlerine dönmüşleri. Ancak hepsinin akıllarında “Düşmanların neden ilk hedefiyiz. Önceki hayatlarımızda neden yokaiyiz.” gibi sorular yankılanmaya başlamıştı. Bu soruların yanıtları ileri ki zamanlarda öğrenilebilecekti…

Bölüm Sonu




Translate »