AWN: Hayao Miyazaki Röportajı

Hayao Miyazaki 1

Bir ‘Hayao Miyazaki’ Röportajı

Efsanevi Yönetmen ‘ Hayao Miyazaki’ çok tartışılan son filmi ‘ Rüzgâr Yükseliyor’ ( The Wind Rises’) hakkında konuştu.

Miyazaki üzerine yıllarca çok şey yazıldı. Yaptığı işleri beğenen insanlar ondan hep hürmetle söz etti. Karakterlerinin zenginliği, tasarımlarının güzelliği, hikâyelerinin altında yatan temaları, sürekli Japon gişe rekorları kıran filmlerinin karmaşıklığının altında yatan birer ipucuydu. Bu sayededir ki ‘ Ruhların Kaçışı’ (Spirited Away) filmi ile Akademi Ödülü’nü kazandı. Tüm bunlarla birlikte son yıllarda Miyazaki’nin emekliye ayrılacağı açıklanmıştı. Son dönemlerde olanları göz önünde bulundurduğumuzda bu durum kabul edilebilinirdi. Tüm bu söylenenlerin ardından ‘Rüzgâr Yükseliyor’ filmi oldukça dikkat çekti.

Hem hikâye hem de filmin yayınlanması ardından Japonya da ortaya çıkan tartışmalar sebebi ile ‘Rüzgar Yükseliyor’ bir çok yönüyle Miyazaki’nin diğer filmlerinden ayrılıyor. Uçak mühendisi olan Jiro Horikoshi’nin gerçek hayat hikâyesi üzerine temellendirilen ‘ Rüzgar Yükseliyor’ Kişisel bir zafer, trajedi ve ölümcül bir aşk hikayesini anlatırken aynı zamanda II. Dünya savaşı dönemi Japon halkının yaşamını da seyircisi ile buluşturuyor.

Miyazaki, Ülkesindeki karşılaşabileceği tüm zorluklara rağmen ‘ Rüzgar yükseliyor’ filmini yaptı. Geride bıraktığımız hafta Miyazaki ile, bu eşsiz filmi hangi yaptığına dair duygular ile yaptığını anlatan bir röportaj yapma onuruna eriştim.

Dan Sarto:  Niçin bu hikâyeyi anlatınız? Bu hikâyede sizin asıl dikkatinizi çeken ve hikâyenin manga ile animesini yaratacak kadar etkileyen şey nedir?

Hayao Miyazaki: İlk başlarda Manga çizmeyi bir hobi olarak görüyordum. Yapımcım Mr. Suziki çizimlerime bakıp ‘neden bunlarla ilgili bir film yapmıyorsun?’ diye sordu. Bu benim çıkış noktam oldu. İnsanların çocuklar için animasyon film yapmamamızdan dolayı çoğu kez ‘ Bu film başarısız olacak’ şeklindeki sözlerine hiç aldırmadım. Çünkü yaptığım filmin yetişkinler odaklı olmasını istiyordum. Dahası Ghibli Stüdyolarından kiraladığımız çalışanlar hikâye hakkında çok fazla şey bilmiyordu. Onlara hikâyeyi öğretmenin zor olacağını düşündüm. Ayrıca bu çok fazla zamanımı alacaktı. Zaten eski bir uçak çizmekte zor olacaktı. Ama Yapımcım ile görüşmelerimize devam etmemiz sonucunda bu çalışmalardan bir film yapma kararına varmıştık.

DS: Bu filmi yapmayı bu denli istemeniz altında yatan ve hikâye de sizi körükleyen, onu özel kılan şey neydi?

 HM: Çocukken, II. Dünya savaşının son yıllarını hatırlardım. Japonya’nın II. Dünya savaşına girmeden önceki dönemi ise benim ebeveynlerimin zamanıydı. Tüm bu zamanlar benim için gri bir toz bulutu gibi. Ne olduğunu bilmiyorum. O dönemler hakkında pek bir bilgim de yok. Jiro Horikoshi ve Hori Tatsuo oldukça ilgimi çeken iki kişiydi. İkisi de savaş zamanlarında çok acı şeyler yaşamıştı. Başlarına gelen tüm o trajedik olayları incelemeye devam ettikçe bu iki kişi hikâyemin kahramanı olmaya başladı.

DSBu filmi çocuklara hitap etmediği sebebiyle aldığınız olumsuz dönüşlerden, filmi yaptığınız bu güne, çocuklarında filminizden eğleneceğini düşündünüz mü? ya da film de yetişkinler için olduğu kadar çocuklar içinde bir mesaj var mı?

 HM: Bir seferinde Stüdyoda çalışanlardan biri şöyle demişti; bu filmi izleyen çocuklar şimdi bir şey anlamasalar da bir gün gelecek muhakkak anlayacaklar. Onlar çok sonra izledikleri filmi hatırlayacaklar ve anlatılmak istenen şeyi anlayacaklar. Bende nedense bu çalışanımız ile aynı şekilde düşünüyorum. Hepimiz filmler yaparak kendi mezarımızı kazıyoruz  ( Güler)

DS: Bu filmi yaparken sizin ve stüdyo çalışanlarının karşılaştığı en büyük zorluk neydi?

HM: Her şeyden önce filmin geçtiği dönem günümüz dünyasından tamamen farklı. Aynı şekilde stüdyoda çalışan insanlarda o dönemde yaşayan insanlardan çok farklı. Japon insanın o dönemde, o yaşlarda sahip olduğu nezaketli davranış biçimleri, günümüzden çok farklı

Tatami’de nasıl oturulur, Kimonoda nasıl yürünür… Bunlar tamamen farklıydı. Yani bizim o dönemin yaşama tarzına dair detayları yeniden öğrenmemiz gerekiyordu. Bunları anlayabilmek için pek çok fotoğrafı inceledik. Uçakların dünyamızı daha az kirlettiği günleri düşlememiz gerekiyordu. İşte bu, filmi yaparken karşılaştığımız en büyük zorluktu.

Bana gelirsek, Biliyorsunuz, kırklı yaşlarıma girdim. Daha çocukken yaratmak istediğim şeyleri zaten yaratmıştım. Bir şekilde elde etmek istediğim başarıyı zaten elde etmiştim. Tüm bunlardan sonra benim için en zor olan şey film yapmak için iyi bir tema bulmaktı. Bu bir nevi karanlık bir oda da yürümeye benziyordu. Nereye gideceğimi bilmiyordum.

DS: Eminim ki şimdi soracağım soruyu, gerimizde bıraktığımız birkaç ay içerisinde 1000 kez duymuşsunuzdur. Bu soruyu soran 1001 kişi olduğumdan dolayı beni bağışlayın. Son zamanlarda Bu filmin sizin son filminiz olduğu ve emekliye ayrılacağınız hakkında şeyler okudum. Aynı zamanda bunun son filmiz olmadığı ve emekliye ayrılacağınız bilgisinin yalan olduğuna dair şeylerde okudum. Sonuç olarak ‘ Rüzgâr Yükseliyor’ son filminiz mi? Emekliye ayrılacağınıza dair söylentiler gerçek mi?

HM: Galiba bir daha basın toplantılarında emekliliğim hakkında konuşmamalıyım. Zaten yakınımdaki insanlar bu açıklamalarımı ciddiye almıyor ( güler). ‘Rüzgâr Yükseliyor’ filmini ‘ son filmim’ diye düşünerek yapmaya başlamadım. Bu sadece filmi bitirdikten sonra ‘ Tamam, bu benim son filmim olacak!’ şeklindeki söylemimdi.

DS: Filminiz Japonya’da pek çok tartışmaya yol açtı. Kimileri sizi ordu karşıtı, kimileri ise ordu yanlısı olarak itham etti. Üstelik filminiz ‘savaş uçağı tasarlayan bir adamın filmi’ şeklinde dikkatleri üstüne çekti. Ülkenizde hem liberal hem de muhafazakâr politikacılar tarafında eleştirildiniz. Bu filmi yapmaya karar verdiğinizde böyle bir tepki bekliyor muydunuz?

HM: Bir yönden böyle bir şey olacağını tahmin ediyordum, diğer yandan tüm bu karmaşıklık ve tartışmalar benim beklediğimden çok daha yüzeysel oldu. Şuan içinde olduğumuz durumla nasıl baş edeceğimizi düşündüm tabi, nasıl zor zamanlar geçireceğimizi…, ama dediğim gibi eleştireler benim beklediğim kadar derin olmadı.

Nükleer enerjinin kullanılması taraftarı değilim. Ama basın toplantısında Fukushima’da çalışan mühendislerin açıklamalarını dinlediğimde, Jiro Horikoshi’nin içindeki saflığı onlarda da gördüm. Bizim asıl problemimiz ise,  Uygarlığın bize dayatığı ‘evet’ ya da ‘hayır’ seçeneklerinden birine tabi olmadığımızı farklı bir yolunda olduğu gerçeğini görememek.

DS: Filminiz Japonya’da gişe rekorları kırdı. Ama Amerika da alması gereken daha çok yol var gibi duruyor. Aslında bunun bir sebebi de dublaj ve dağıtım sorunu. Ama daha şimdiden Amerikalı izleyicilerin karakterlerinizi ahlaki açıdan belirsiz buluyor. Yani filminizde ne iyiler daima iyi nede kötüler daima kötü. İzleyiciler ise karakterlerde siyah ve beyaz çizgiler, klasik bir ayrım görmek istiyor. Amerikan izleyicisinin filminizi gerçekten anladığını ve filminizde anlatmak istediğiniz şeyi görebildiklerini düşünüyor musunuz?

HM: Amerikalılar birçok yönden filmimi farklı anladılar. Asla keskin çizgileri olan, kolayca anlaşılan bir film yapmak istemedim. Filmde çokça karışık ve zor şeyler var. Dahası hikâyenin kendisi de oldukça zor ve karmaşık. Bu sebeple film ve karakterler hakkında ilk bakışta bir hükme varmak kolay değil. Amerika Birleşik devleti tarafından böyle bir filmin izlenmesi soylu bir davranış, bu beni çok mutlu etti. Biliyorsunuz bu Japon yapımı bir film, ve ikinci dünya savaşında savaştığımız ülke ise Amerika’ydı. Bu sebeple filmi izlediğiniz için minnettarım.

DS: Filmin yaratılış sürecinde sizi özelikle etkileyen ve memnun eden bir kısım var mı?

HM: Beni en çok memnun eden şey çalışanlarımın iyi işler çıkardığı zamanlardı. Bir resim ya da sahne iyi çizildiğinde çok mutlu oluyordum.

DS: Büyük animasyon stüdyolarının kendi hikâyeleri için yeteri kadar riski göze aldığını düşünüyor musunuz?

HM: kendi tecrübelerimden yola çıkacak olursam; stüdyonuzu çok büyütmemelisiniz. Sizin birkaç film yapmaya ihtiyacınız var. Yapımcımda benimle aynı fikirde olurdu şüpheniz. Çok fazla film yapmak sizi çok yoğun bir durum içerisine sokar. Mütevazı kalmaya çalışmak gerek. Aslında, Ghibli Studyo’su çok büyüdü. Bence 100 çalışan idealdi. Ne zamanki bilgisayarları kullanmaya başladık çalışan sayımızda artmaya başladı. Büyümekten başka bir seçeneğimizde yoktu zaten. Daha fazla insan çalıştırdığınızda daha çok paraya ihtiyacınız olur, e haliyle o paranın kazanılması içinde daha çok film yapmanız gerekir…

İngiltere’deyken Aardman Animation Stüdyosu’ndan arkadaşlarım ile buluştuğumda onlardan duyduğum; İki kişiyle, garajda animasyon yaptıkları günlere geri dönmeyi ne kadar çok istedikleriydi.

DS: Bilgisayarları stüdyolarında kullandığınızdan beri hiç üç boyutlu çizim yapmayı denediniz mi?

HM: Ben sadece iki boyutlu animeler çizebiliyorum. Benim diğer bir seçenek yok. Daha akıllı telefon nasıl kullanılır bilmiyorum.

DS: Dönüp tüm kariyerinize baktığınızda, yaptığınız çizimlere, aralarından ‘favorim’ diye bileceğiniz bir iş var mı?

HM: Evet birkaç tane var. Her şeyden önce ben bir animatörüm. Çok sevdiğim birkaç tane çizimim var. Aslında, favori işlerim yönetmenliğe geçmeden önce kalmalar. Animatör olarak çalışmak çok eğlenceliydi. Bir yönetmen bireysel değil daha genel düşünmeli bu sebeple yönetmenlik oldukça zor.

DS: Bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsunuz, yani emekliliğiniz de?

HM: Her gün yaptığım şeyleri yapmaya devam edeceğim. Ghibli müzesinde bir sergi yapma projesi var, dahası sadece bu müzede görebileceğiniz kısa filmlerde olacak. Bir de hobi olarak manga yapmaya devam edeceğim. Yani her zamanki gibi yoğun olacağım.

DS: Son olarak genç meslektaşlarınıza tavsiye etmek istediğiniz bir şey var mı?

HM: Başkalarının açtığı yoldan yürümeyin, kendi yolunuzu çizmek için çabalayın!

Çevirilen Kaynak: AWN.com / Röportaj: Dan Sarto

Çeviren Yazar: YETER ŞEKO



20 Mart 1991 ‘de Yomra ‘da doğdu. 2010’da Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünden Haziran 2014’de mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sinema bölümünde Yüksek Lisans yapmıştır. Çalışmaları: Afrika ve Osmanlı Belgeseli projesinde yapımcı asistanlığı, Marmara Medya Merkezi Tasarım Birimi Öğrenci Koordinatörlüğü, İGİAD Gençlik Kurulu Koordinatörlüğü, Avrupa Rüyası Projesi sanat yönetmenliği yapmıştır.


Translate »