Arkadaşlıktan Öte Bir Macera | Mai Mai Miracle

Mai Mai Miracle veya Mai Mai Shinko to Sennen olarak da bilinen anime filmi, alışılmışlığın dışında, ilk olarak ülkesi Japonya’da değil İsviçre’de Locarno Uluslararası Film Festivali’nde gösterilmiştir. Hikaye olarak ise Sei Shonagn’un The Pillow Book adlı eserinden ilham almıştır.

Anime filmi bizleri 1955 Japonya’sına, Yamaguchi bölgesinde yer alan bir kasabaya götürüyor. Dokuz yaşındaki minik Shinko Aoki köklü bir aileden gelmektedir ve kendisine göre çevresinde bin yıl önce yaşanmış dünya ile bağlantı kurabilmektedir. Günün birinde Shinko’nun okuluna Kiriko adında, taa Tokyo’dan taşınan bir kız gelir. Kiriko doğal olarak adapte olmakta zorlanır. Sonuçta Tokyo gibi çok büyük ve kalabalık bir şehirden yanında adeta köy gibi kalan yeni bir yere taşınmıştır. Shinko, yeni kız Kiriko ile yakınlaşmaya başlar ve arkadaşlık kurarlar. Shinko, Kiriko’yu dünyasına davet eder ve bin yıl öncesine dayanan bir maceraya götürür.

Mai Mai Miracle bir yandan izleyicisine büyülü bir macera sunarken bir taraftan da insan ilişkileri ile arkadaşlığa yoğunlaşan bir anime. Shinko’nun hayat tarzı olsun, Kiriko’nun şehirli kız olarak ilgi çekmesi bir hayli gerçekçilik katıyor. Mesela Shinko’nun birçok arkadaşı okula yalınayak giderken Kiriko’nun renkli kalemlere sahip olup ilgi çekmesi hoş bir ayrıntı. Doğal olarak Kiriko’nun adeta bir yabancı gibi muamele görmesi Shinko’nun da dikkatini çeker ve ona yakınlaşmak ister. İki sevimli karakter yakınlaşır ve Shinko, Kiriko’ya kendisine dedesinin bin yıl öncesine dayanan hikayeleri anlatmaya başlar. İşte tam burada anime gerçekçilikten uzaklaşıp daha fantastik – tarihi elementlere bürünüyor. Shinko’nun bin yıl önce yaşamış bir prensesin varlığına inanması ve hatta onunla arkadaşlık kurmak istemesi, Shinko’nun prensesle duygular aracılığı ile iletişime geçtiğini iddia etmesi ve bizlere acaba gerçekten mi yoksa küçük bir kızın hayal gücü mü diye merak ettirmesi animeyi zengin kılıyor. Hele ki karakterlerin dokuz yaşında çocuklar olması sayesinde yarattıkları enerjik hava animeye ayrı bir bağlanmanızı sağlıyor.

Animenin en güçlü yanını karakterler oluşturuyor. İçerik olarak zengin lakin bu zenginliği eğer sağlam karakterleriniz yoksa aktarmanız çok zor. Karakteristik özelliklerin yanında karakterlerin çizimlerdeki gerçekçiliği de burada devreye giriyor. Animeye izlerken küçük kasaba havasını gerçekten soluyorsunuz. Burnu akan çocuklardan, yalınayak koşturanlardan, Shinko’nun öğretmeninden ailesine kadar herkes yaşadığı coğrafyaya göre uyumlu. Tabi kasabanın çizimlerini de göz ardı etmemek lazım. Kasabanın güzelliği ve dinginliği renkler ile çok iyi aktarılıyor.  Müziklerin de önemi büyük elbette. Biraz da çocuklara hitap ettiği için kullanılan çocuksu tınılar animeye sıcak bir hava katmış. Shinko’nun seslendirmesi ise hem iyi hem kötü. İyi çünkü biraz erkek gibi davranan Shinko’nun hal ve hareketlerine renk katıyor. Kötü çünkü bu ses tonunun biraz daha dokuz yaşında bir çocuğun sesine benzemesi gerektiği kanaatindeyim.

Birçok festivalde çeşitli kategorilerden aday olan Mai Mai Miracle, Belçika’da iki ödül, Kanada’dan bir ödül ve ülkesinde de Japan Media Arts Festivali’nden bir ödül almasını başarmıştır. Bu ödüllü anime filminin yönetmeni Küçük Cadı Kiki (Kiki’s Delivery Service) filminde Hayao Miyazaki’nin ekibinde çalışan ve bir başka ünlü Black Lagoon animesinde yazar – yönetmen rolünü üstlenen Sunao Katabuchi. Stüdyo olarak ise filmin arkasında köklü Madhouse bulunuyor.

93 dakika süren Mai Mai Miracle oldukça başarılı ve sıcak bir anime filmi. İki arkadaşın dostluğu, insan ilişkileri, hayal dünyası derken bir çırpıda geçiveriyor. Dolayısıyla anime severlerin kaçırmaması gereken bir eser olduğu görüşündeyim.




Translate »