Ano Hana; O Gün Gördüğümüz Çiçek

Anohana - 01 - Large 34

Çiçekler… Eğer bir yakınınız hasta ise ve ona bir çiçek göndermek istiyorsanız tercihiniz orkidedir.  Sevgiler gününün vazgeçilmezi kırmızı güller… Vefatlarda, anmalarda ise kırmızı karanfil tercih edilir. Peki, ama neden?  Çünkü çiçekler taşıdıkları anlamlarla adeta yeni bir iletişim dili oluştururlar. Çiçekler ve taşıdıkları bu anlamlar her kültürde kendine yer bulsa da Japonlar için çiçeklerin önemi oldukça fazladır. Hatta çiçeklerin dili diye adlandırabileceğimiz Hanakotoba adlı bir iletişim şekilleri bile var. Yani anlayacağınız onlar için çiçekler ve taşıdıkları anlamlar özel bir yere sahip. Mari Okada tarafından yazılıp Tatsuyuki Nagai tarafından yönetilen 2011 yılı yapımı Ano Hana adlı anime serisi de ‘Gelincik’ çiçeğinin sembolik anlamı üzerine temellendirilmiş. Peki, gelincik çiçeği neyi temsil eder? Gelincik çiçeği hüznün sembolüdür. Kavuşamayan âşıkları ve imkânsız aşkları temsil ettiği rivayet edilir. Hatta Japonlar gelincik çiçeği hakkında  ’Gelincik insan ömrü gibidir. Dünü vardır. Yaşamıştır. Bugünü vardır. Yaşıyordur. Ama yarını belli değildir’ der.  Buradan da anlaşılacağı üzere tam Japonca adı ‘Ano Hi Mita Hana no Namae o Bokutachi wa Mada Shiranai’ (O Gün Gördüğümüz Çiçeğin Adını Hala Hatırlamıyoruz) olan anime bir dram üzerine kurguludur.

42807_anohana_the_flower_we_saw_that_day

Kendi aralarında kullandıkları isimleri ile Jintan, Menma, Anaru, Yukiatsu, Tsuruko ve Poppo liderliğini Jinta’nın yaptığı altı kişilik bir arkadaş grubudur. Çocukluk yıllarında bir araya gelip kendilerini ‘Adalet Savaşçıları’ olarak adlandıran bu grup ormanlık bir yerde olan üstlerinde bir toplantı yaptıkları sırada,  Anaru grup lideri Jintan’na Menma’yı sevip sevmediğini sorar. Bunun üzerine çok utanan Jintan tam bir çocukluk yapıp Menma’nın yüzüne bakılacak bir kız olmadığını söyler. Menma bunları duyduğuna çok üzülse de yine de ağlamak yerine gülümser. Grubun mız mızı olmasına rağmen Menma’nın ağlamayıp gülmesi üzerine Jintan çok sinirlenir ve koşarak ormanın içine dalar.  Menma ise Jintan’ın onun hakkında söylediklerini önemsemeksizin Jintan’nın peşinden gider. Jintan söyledikleri için ve Menma’yı gerçekten üzdüğünü anladığı için daha o an pişman olur ve yarın ondan özür dileyemeye karar verir. Ama bunu yapmak için çok geç kalmıştır. Çünkü Menma Jintan’ın peşinden koşarken ormanın içinde ki bir dereye düşüp hayatını kaybeder.

Bu olayın üzerine gruptaki herkesin hayati tamamen değişir. Aradan tam on yıl geçmiştir. Grubun geri kalan üyeleri o olaydan beri birbiri ile doğru düzgün görüşmemektedir. Menma’nın vefatından en çok etkilenen de şüphesiz Jintan’dır. Bu sebeple liseye gitmemiş, bütün gün evde oturup bilgisayar oyunu oynayan asosyal bir insan olmuştur. Yukiatsu, Tsuruko iyi bir liseyi kazanırken Anaru ise ortalamanın altında bir liseye devam etmektedir.  Animenin ilerleyen bölümlerinde Poppo’nun da liseye gitmek yerine dünyayı gezmeye karar verip ülkeyi terk ettiğini öğreniyoruz. Jintan dışında herkes hayatına bir şekilde devam ediyor görünse de bu olayı hiç biri gerçek anlamda atlatamamıştır. Öte yandan bir yaz günü Jintan’ın Menma’nın hayaletini görmeye başlaması ile birlikte bu arkadaş grubu yeniden bir araya gelir.

ano-hana-2

Jintan başta gördüğü şeyin yalnızca bir halüsinasyon olduğuna inanır.  Gördüğü şey için “Birden önümde belirip saçma sapan şeyler söyleyen yaz buharım, halüsinasyonum…” der. Gel gelelim ki Jintan’ın halüsinasyon olduğunu düşündüğü Menma artık küçük bir çocuk değildir. Tıpkı onlar gibi büyümüş ergenlik çağında bir genç kız olmuştur. Önce Poppo ile yolları kesişen Jintan bu durumu ona anlattığında ise hiç beklemediği bir tepki alır Poppo Menma’nın bir halüsinasyon değil bir hayalet olduğunu ve mutlaka bu dünyada yarım kalmış bir dileğinin olduğunu ve bu sebeple diğer tarafa geçemediğini iddia eder. Bunun üzerine Menma’nın yarım kalan dileğini bulup gerçekleştirmek için tüm ekip yeniden bir araya gelir ve çalışmaya başlar. Böylelikle bir kez daha bir araya gelen Adalet Savaşçıları bir yandan Menma’nın dileğini gerçekleştirmek için çabalarken diğer yandan geçmişleri ile hesaplaşıp Menma’nın öldüğü gün yaşanan ve karanlıkta kalan tüm noktaları aydınlatırlar.

‘Yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı?’

maxresdefault

Herhalde Nazım Hikmet’in Tahir ile Zühre Meselesi adlı şiirinde geçen bu dizeler Ano Hana anime serisin deki karmaşık ilişki ağının en özet halidir. Niye mi? Kabaca anlatmak gerekirse Anaru Jintan’a aşıktır. Jintan Menma’ya, şükür Menma’da Jintan’ı sevmektedir. Diğer taraftan Yukiatsu Menma’ya karşı hisler beslerken Tsuruko da Yukiatsu’dan hoşlanmaktadır. Bu durumda Poppo tüm bu aşk meşk meselelerinden uzak kalırken doğru kombinasyonu tutturabilen tek çift Jintan ve Menma ise maalesef ki kavuşma ihtimalinden çok uzaktadır.

Duyguları işin içine girdiğinde grubun bütün üyeleri Menma’nın dileğini yerine getirmek yerine kendi çıkarları için çalışmaya başladığında ise sonunda herkes eteğinde ki taşları dökmek durumunda kalacaktır. Jintan Menma’nın dileğinin gerçekleşmesi ve öbür dünyaya geçmesi durumunda onu bir daha göremeyeceğini bildiğinden Menma’nın dileğini gerçekleştirmeyip Menma’yla dünya da çarpıkta olsa bir ilişki yaşamak ister. Anaru hayaleti bile olsa Menma’nın Jintan’a ondan daha yakın olmasını istemediğinden onu bir an önce gönderme peşindedir. Yukiatsu Menma’nın sadece Jintan tarafından görülebiliyor olması fikrine daha fazla katlanmadığından ‘ ben göremiyorsam Jintan da göremesin’ fikriyle Menma’nın gitmesi taraftarıdır. Tsuruko ise Menma’nın hayaleti ortalıkta olduğu sürece Jintan’ın yalnızca Menma’yı seveceğini bu durumda Anaru ile Jintan arasında hiçbir zaman bir şeyler olma ihtimali olmayacağından Anaru’nun Yukiatsu ile birşeyler yaşayacağını ve kendisinin Yukiatsu için hiçbir zaman bir seçenek olamayacağını düşündüğü için Menma’nın dileğini gerçekleştirmek istemektedir. Poppo’ya gelince o ise Menma’nın dereye düştüğü gün onu görmüş ve kurtarmaya gitmemiştir. O da bu vicdan azabından kurtulmak için Menma’yı göndermeye çalışmaktadır. Yani kimse Menma’nın iki dünya arasına sıkışmış bir hayat yaşadığını ve bir an önce onun iyiliği için diğer tarafa geçmesi için çalışmamaktadır. Ki nitekim bu duygularla çalıştıklarında da Menma’nın dileğini gerçekleşemeyecektir. Ne zaman herkes tüm kalbiyle Menma’nın iyiliğini istediğinde Menma öbür dünyaya geçebilecektir.

Menma ve Gümüş Koi

ano-hana-2

Başta da belirtildiği üzere Ano Hana animesi gelincik çiçeği metaforu üzerine kurulmuş. Öte yandan tıpkı gelincik çiçeğinin kısacık hayatı gibi 11 bölüme sığdırılmış bu hikaye içinde bir metafor daha barındırıyor. Gümüş Koi balığı. Yani aslında bizim bildiğimiz ‘Sazan Balığı’. Asya insanı için Koi balığını diğerlerinden ayıran bazı noktalar var. ‘Koi, akıntının tersine doğru yüzmesiyle bilinen bir tatlı su balığıdır. Akıntıya karşı yüzdüğü halde son derece zarif olan koi, Uzak Doğulular için hayatta başarıyı ve azmi simgeler.

Çin mitolojisine göre; akıntısı en güçlü nehir olan Yangtze Nehri’nde akıntıya karşı yüzebilen ve nehrin kaynağına kadar ulaşabilen koiler ejderhaya dönüşmektedirler. Yine benzer bir mantık ile bu ejderhaya dönüşüm hikâyesi koi balığının başarı ve azmi simgelemesine neden olmaktadır.

Hatta koi balığı dövmesi yaptıran kişi bu dövmenin ona şans getireceğine ve hayatta hep başarılı olacağına inanır”.

Ano Hana’ animesinde ise Koi bir nevi Menma ile özdeşmektedir.  Dokuzuncu bölümde Menma tek başına dolaşırken derede yakıntıya karşı yüzen gümüş bir koi balığı görür ve ona yakından bakmak ister. Bu sebeple eve geç kalan Menma’yı aramaya çıkan Jintan, onu yeniden dere kenarında görünce önceden yaşadıkları aklına gelir ve Menma’yı bir daha kaybedeceği korkusuyla kendini tepenin başından aşağı bırakır. O sırada aralarında geçen diyalog şu şekildedir;

Menma ( ağlayarak endişeyle)- Jintan! Senin ölmeni kesinlikle istemiyorum!

Jintan- Bu da ne demek şimdi sen de ölü değil misin?

Menma tıpkı o Koi balığı gibi gümüş renkte saçlara sahiptir. Öte yandan ölmüş olmasına rağmen hayatayken gerçekleştiremediği dileği için öldükten sonra bile çaba göstermektedir. Menma’nın bir türlü tamamlayamadığı dileği ise manidardır. Ağır ve ölümcül hastalığından dolayı hastanede yatan Jintan’nın annesi Menma’ya küçük Jintan’nın her şeyden kaçtığını ve tüm insanı duyguları yaşamayı red ettiğini hatta hiç ağlamadığını söylemiştir. Bu sebepten dolayı Jintan için çok üzülmektedir. Bunları duyan Menma ise Jintan’ın annesine Jintan’ı ağlatacağına dair söz verir. Ama Menma bunu gerçekleştiremeden vefat etmiştir. Final bölümünde Menma’nın sadece Jintan’nı değil tüm arkadaşları ile izleyen herkesi hüngür hüngür ağlatığını düşünürsek tıpkı bir Koi balığı gibi nehrin kaynağına kadar ulaştığını söyleyebiliriz. Ama maalesef ki Menma bir ejderhaya dönüşmek yerine öte dünyalara göç etmiştir.

beautiful_day_zakat_devocka_menma_anohana_hd-wallpaper-1151379

“Biz her geçen gün büyüyoruz. Mevsimler değiştikçe yolun kenarında açan çiçekler de değişiyor. O mevsim de açan çiçeğin adı neydi acaba ?  Hafif hafif dalgalanırdı. Burnuna yaklaştırırsan yeşillin ve güneşin kokusunu alırdın. O koku yavaş yavaş kayboluyor. Bizler her gün büyüyoruz ama o çiçek kesinlikle bir yerlerde tomurcuklanıyor. Evet, bizler her zaman o çiçeğin dileğini yerine getireceğiz.”

Bunlar Jintan’ın animenin sonunda izleyiciye söylediği şeyler.’ Bizler her gün büyüyoruz ama o çiçek kesinlikle bir yerlerde tomurcuklanıyor’ Menma reankarne olarak yeniden dünyaya geleceğini bu yüzden bir an önce öbür dünyaya gitmek istediğini söylüyordu. Yani Jintan ve grubun geri kalanı hayatlarına yeni bir sayfa açabilmişlerdi. Menma ise bir yerlerde yepyeni bir hayata başlıyordu.

Herkes hikâyeden kendi payına düşeni alır derler. Bana gelince bence hikâyenin avaz avaz bağırdığı şey şuydu.

“ Hissettiklerinden korkma! Yaşa ve sev!  En önemlisi de eğer birini “ evlenmek tarzında bir sevmekle” seviyorsan bunu ona söylemek için yarını bekleme kim bilir belki de o beklediğin yarın senin kapını hiç çalmaya da bilir, o zaman durma ve acele et!”

 Yazar; Yeter Şeko

*Bu yazı Japon Sinema Dergisinin 7. sayısında yayınlanmıştır. Dergideki diğer yazıları okumak için tıklayınız.




Translate »