Animelerde Anlatı Türleri

Barakamon

Japonya’nın dünyaya açılan kapılarından biri olan animeler, Japon kültürünün temelini oluşturan mahşer, festival ve ağıt temalarına dayanmaktadır. Animelerin konuları güncel ve geçici akımlardan, tarih, din, felsefe ve toplumdan esinlenerek kültürünün tüm yönlerini yansıtmaktadır. Bu sebeple animeler Japon kültürünün bir yansıması olup içlerinde kültürü başkalarına öğreten kodlar barındırmaktadır.

Ghibli Prenses Momonoke Nausicaa

Mahşer
Araştırmacı Naiper, anime anlatı türlerini mahşer, festival ve ağıt temaları kapsamında ele alınması gerektiğini belirtmiştir. Her kültürde en çok kullanılan ve bir beklenti olan mahşer, en çok kullanılan tema olmuştur. Dünyayı tehdit eden uzaylı istilaları, dünyaya çarpan dev göktaşı, dünya kaynaklarının sonuna yaklaşması, büyük felaketler mahşerin beslendiği konulardan bazıları olmuştur. Japon animelerinde en çok kullanılan mahşer teması ise atom bombasının bıraktığı izlerin ele alındığı öykülerdir. Hemen hemen birçok animede insanlar yok olmanın eşiğine gelmiştir ve kimi zaman canavar ile kimi zaman salgın hastalıklarla mücadele etmektedirler. Ve bu animelerin bir çoğunda büyük imha patlamaları atom bombasının patlama sahnesini tasvir eden biçimdedir.

Hadashi No Gen

Mahşer teması genelde dünyanın yıkımına ve bu yıkımın arkasındaki sebeplere odaklanır. Miyazaki, Rüzgarlı Vadi ve Prenses Momonoke filmlerinde, dünyanın yıkımına sebep olan unsura odaklanır. Yine Nakazawa’nın Hadashi no Gen adlı filminde atom bombasının Japon toplumu üzerinde yarattığı yıkım konu alınırken bunun arkasında yatan sebeplere de eleştirel olarak mercek tutar.

Grave of the Fireflies

Benzer konuyu ele alan Isao Takahata’nın Ateşböceklerinin Mezarı filminde de atom bombasının yıkımı konu alınır ama Hadashi no Gen filminden farkı ise bunun arkasındaki sebepleri sorgulamamasıdır. Takahata, bizlere dramı sadece Japonların gözünden sunarken Nakazawa, yıkımı tarafsızca ele alır.

Anime Festival

Festival
Japon toplumda geleneksel ve modern olarak yaşatılmaya devam eden festival ‘matsuri’’ geleneği animelerinde en çok kullandığı temalardan biri olmuştur. Japon dininin ve sosyal yaşamının bir parçası olan festival, karnaval hissinin, ölümün, yenilenmenin ve değişimin uyandırdığı duyguyu temsil etmektedir. Bu festivaller cinsiyet ayrımlarının ve sosyal statülerin aşıldığı ve kısa süre için herkesin birbirine eşit olduğu ritüellerdir.

Hotarubi no Mori e

Festival anlatısı, manga ve anime sanatçılarının sistemin aksayan taraflarını eleştirdikleri önemli bir temadır. Japon gençlerin hayatında önemli yer tutan zorlu okul hayatı, sınav maratonu, sıkı okul disiplini ve kariyer savaşının yer aldığı shoujo ve shounen manga-animelerin komedi türlerinde festival teması kullanılarak bu durumlar eleştirilmektedir. Ve festivaller insanları maddi hayattan kopararak insanın insanla ilişkisini, insanın doğayla ilişkisini yeniden kurmaktadır. Bu bakımdan arınmış bir mistik ortam yaratmaktadırlar.   

Basilisk Anime

Ağıt
Daha çok Japon kültürünün, şiirin ve kabuki tiyatrosunun bir parçası olan lirik (ağıtsal) yapı animelerinde beslendiği bir tema olmuştur. Biraz nostalji biraz da melankoli içeren şiirsel anlatı barındıran bağların yok olması ve ölümü hissettiren bu anlatı, geleneksel ve bireysel bağların yok olmasına duyulan endişe veya üzüntüyü dile getirmektedir.

Japon sinemasında Yasujiro Ozu’nun filmlerinde, Japon edebiyatında da Kawabata Yasunari’nin eserlerinde hissedilen bu anlatı, içerisinde yas tutma hissinin barındırarak Japon kültüründeki faniliğin güzelliğine, aşka, gençliğe, güzelliğin gelip geçiciliğine ve kopan bağlardan kalan buruk hissi aktarmaktadır.

Prenses Momonoke Shishigami

Animelerde ağıt temasının en güzel gözlemlendiği sahnelere örnek verecek olursak Prenses Momonoke’nin ay ışığı altında parlayan ormanda Shishigami’nin gece büründüğü halini görme sahnesi ve yine Rüzgarlı Vadi filmindeki Nausicaa’nın dev bir ohmu kabuğunun üzerinde yatarken gökten yağan zehirli sporların düşüşünü izlediği sahnelerdir. İzleyici bu sahnelerde dingin müziğin etkisiyle insan ve doğa arasındaki bağı hisseder ve kendisini ağıtın akışı içerisinde bulur.

Shingeki No Kyojin

Ağıt teması kaybolmaya yüz tutan insanlığa, modernleşmeyi, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan doğa gibi konuların anlatımında öne çıkmaktadır. Daha çok macera ve komedi türlerinde işlenen ağıt teması silinmekte olan kültürel öğelere dair bir yas tutma görevi görmektedir. Örnek olarak insan duygularının önüne geçen Ninja kültürüne ağıtsal bir bakış sunan Basilisk animesindeki Oboro ve Gennosuke’nin ayrılık sahnesi ve Shingeki no Kyojinde Eren, Mikasa ve Armin’in dış dünyaya (doğaya) olan merakının dile getirildiği nehir kenarındaki konuşması bunun güzel örneklerinden biridir.

Yazar: Gökhan Kuloğlu



20 Mart 1991 ‘de Yomra ‘da doğdu. 2010’da Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünden Haziran 2014’de mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sinema bölümünde Yüksek Lisans yapmıştır. Çalışmaları: Afrika ve Osmanlı Belgeseli projesinde yapımcı asistanlığı, Marmara Medya Merkezi Tasarım Birimi Öğrenci Koordinatörlüğü, İGİAD Gençlik Kurulu Koordinatörlüğü, Avrupa Rüyası Projesi sanat yönetmenliği yapmıştır.


Translate »