Anime Müziklerinin Karanlık Dünyası: Kıyamet, İnsan ve Varoluş

Karanlık Anime Serileri

Dünyanın en büyük eğlence endüstrilerinden biri olan anime sektörü içinde barındırdığı çeşitlilik ve dünyaca hitap ettiği kitle bakımından Japonya sınırlarını aşmış önemli bir olgu. Amerika’nın Hollywood ve Hindistan’ın Bollywood sinema sektörü gibi büyük bir endüstri haline gelen Japon animasyon sektörü ‘’anime’’ sinemanın bu büyük yapıları gibi kendi içinde stüdyo sistemi geliştirmiş ve zamanla daha çok izleyiciye hitap etmek amacıyla alt türler oluşturmuş. Oluşturmaya da devam ediyor. Bu bakımdan her cins, inanış ve yaş grubuna hitap etmeyi başaran animeler gerek yapımları, gerek anlattıkları hikayeler ve gerekse içerisinde barındırdığı müzikleri-efektleri ile birçok izleyiciyi çekmeyi başarıyor.

Anime sektörü kendi içinde türlere ayrılırken bu türlerden kendi özel izleyicisini oluşturmuş bilim-kurgu, siberpunk ve post-apokaliptik gibi karanlık türdeki animeler yarattıkları evren bakımından kültürün-yaşanılan dünyanın arka sokaklarını ekranlara yansıtma açısından önemli rol üstleniyor. Bu animeler bir yandan dünyanın üzerindeki tehditleri, kıyamet sonrası senaryoyu yansıtırken öte yandan da insanların psikolojik savaşlarına, alt kültür öğelerine, keskin ideolojik yapıların erimesine ve bunun yerine başka sosyolojik olguların türemesine ışık tutması açısından önemli. Animelerde de bu karanlık ortam yaratılırken gerek görüntüler-efektler gerekse müzikler ile bu yaratılan evren beslenmekte. İzleyiciyi bu ortamın dışına kaçırmamak, onu hikaye ile bir bütün yapmada hiç kuşkusuz müzikler önemli yer tutuyor. Bu karanlık atmosferi yansıtan müzikler hikayeyi besleyerek insanlardan özdeşleşme ve arınma ‘’katarsis’’ duygusunu harekete geçiriyor. Bu açıdan anime müziklerinin bu etkide rolü yadsınamayacak derece de önemli.

Guilty Crown

Peki izleyicileri, yarattığı hikayelerle bir dünyadan öteki dünyaya getiren animelerin müziklerini kimler yapıyor? Aslında bu alanında karma bir çalışma olup, animelere başka hava katan müzikleri, özel stüdyolar, anime seslendirme sanatçıları ‘’seiyuular’’ ve özel müzik toplulukları-sanatçılar üretiyor. Bazen anime serisinde karakteri canlandıran seiyuulardan birisi opening veya ending müziklerini seslendirebilirken bu durum bazen de serinin yapımını üstlenen stüdyonun dışardan başka bir stüdyodan ses direktörlüğü anlamında destek alarak animeye müzikleri oluşturması ile olabiliyor. Bazen de bu iki durumun dışında Japonya’da çalışmalarını bu alanda yapan ‘’animeler için müzik üreten sanatçılar-gruplar’’ tarafından izleyiciyi etkileyen müzikler yaratırabiliyor.

Anime müziklerini üreten stüdyoları inceleyecek olursak karşımıza Aniplex, Dony Canyon, Techno Sound, Starchild Records, Rakuonsha, Avex Trax, HALF H.P STUDIO, Dax Production, Sony Music Entertaiment, Miracle Robo, Tritity Sound, Fuji Pasific Music Publishing, Lantis ve Glowisia gibi sektörün önemli stüdyoları çıkıyor. Bu arada az önce saydığımız bu stüdyolar yalnızca anime müziği üretmekle kalmayıp aynı zamanda anime serisi de üretmekte. Bunların içerisinden Guilty Crown, Darker Than Black, Jigoku Shoujo, Koutetsujou no Kabaneri ve Kizumonogatari gibi serilere imza atmış Aniplex ve Mirrai Nikki, Another ve Gangsta önemli işlere imza atan Lantis önemli yer tutuyor. Karanlık serilerin gözdelerinden olan Psycho-Pass serisinin müziklerinde rol alan Sony Music Entertaiment ve ilginç konusuyla öteki yaşam üzerinden insaniyeti sorgulatan Death Parade serisine müziksel anlamda imzasını atan Dax Production’un da yeri önemli.

‘’Bilim-kurgu, siberpunk ve post-apokaliptik’’ anime türlerinin başarısının bir kısmını görselliğe ve konuya bağlarsak diğer bir kısmını da sahne müziklerine bağlamalıyız. Zira ost yani original soundtrack dediğimiz sahne müzikleri birçok anlamda animelerin tamamlayıcısı oluyor. Ele aldığımız karanlık türdeki anime müziklerini üreten stüdyolar haricinde “karanlık müzikler” yapan sanatçılarda yer almakta. Bu sanatçılar içerisinde EGOIST, ALI PROJECT, Nightmare, Kenji Kawai, Abo Takeshi, Yuki Kajiura, Kumiko Nama, Geinoh Yamashirogumi, Akira Senju, Yasuhara Takenashi, Yoshihiro Ike, Yutaka Yamada ve Hiroyuki Sawano ön plana çıkanlar.

Japon Müzisyenler

Bu sanatçılar genel anlamda karanlık-psikolojik önemli serilerin birçoğunda görev almaları bakımında müzikleri-çalışmaları da bu yönde istikrar göstermiş ve benzer çalışmalara imza atmışlar. Bu sanatçıların animelerdeki müziklerine dikkat ettiğinizde işleri arasındaki benzerlikleri de görebilirsiniz. Örneğin 2016 Bahar Döneminin başarılı animelerinden olan Koutetsujou no Kabaneri serisinin müzikleri Attack on Titan benzeri notalar taşıdığını (aslında benzer çok noktaları var) söyleyebiliriz. Zira iki serinin de müziklerin arkasındaki isim Hiroyuki Sawano. Sawano’nun Guilty Crown, Kill la Kill ve Aldonoah.Zero gibi başka önemli işleri de var tabii. Fakat dikkatli kulaklardan, benzer notaları kullandığını, yaratmak istediği karanlık dünya için kendine has bir yol oluşturup bu yolda ilerlediğini fark edecektir.  Bu şekilde kendine has bir yolu olan başka bir müzisyen daha var ki o da Yuki Kajiura. Kalafina isimli gotik-senfonik müzik grubuna da destek veren hatta birçok anime serisinde de birlikte çalışmış olan Kajiura’nın notalarında da karanlık ve senfonik altyapıyı hemen fark edeceksiniz. Fate/Zero, Kara no Kyoukai (tüm filmleri) ve Mahou Shoujo Madoka Magica gibi serilerinde bunu yolu görebilirsiniz. Kenji Kawai ise her ne kadar karanlık altyapılı olsa da, bazen daha yerel tınılarla karşımıza çıkıyor. Zaman zaman da doğu/orta doğu müziğine kayan notalar duyabiliyoruz. Ghost in the Shell film serisinin müziklerinde ve Fate/Stay Night (2006) gibi anime serilerini referans olarak gösterebiliriz Kawai için.  Öte yandan Fullmetal Alchemist: Brotherhood, Red Garden serilerinin müziklerine imza atan Akira Senju için biraz daha senfonik altyapısı olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle Fullmetal Alchemist: Brotherhood’daki muazzam notalarıyla aklımıza kazınmış bir isim Senju. Akira filminin müziklerini yapan Geinoh Yamashirogumi, Gantz, Jigoku Shoujo, Naruto Shippuuden, Fairy Tail gibi serilerin gotik müziklerine imza atan Yasuhara Takenashi ve Asura, Ergo Proxy, Dead Leaves gibi adından söz ettirmiş serilerin müziklerini Yoshihiro Ike ise alanında dikkat çeken başarılara imza atmış diğer müzisyenler. Bunun dışında Tokyo Ghoul serisinin karanlık müziklerini Yutaka Yamada son dönemde dikkat çeken isimlerden. Yugo Kanno ise Ajin ve Psycho-Pass gibi müziklerinin arkasında olduğu animelerde, daha çok elektronik altyapı tercih eden bir müzisyen.

SeinsGate, Zetsuen no Tempest, Kana Hanazawa, Abo Takeshi

Karanlık-psikolojik anime serilerinin en önemli örneklerini ele alarak müzik sanatçılarını inceleyecek olursak; Steins;Gate serisinin unutulmaz müziği ‘’Believe me’’ parçasına imza atan Abo Takeshi, Elfen Lied anime serisinin efsane opening parçası ‘’Lillium’’a hayat veren Kumiko Nama dikkat çeken isimler. Guilty Crown, Kill la Kill, Koutetsujou no Kabaneri ve Attack on Titan gibi animelerin ost albümlerinde en az bir Almanca şarkısı bulunan Cyua ise yukarıda bahsettiğimiz Hiroyuki Sawano ile birlikte çalışan bir şarkıcı. Japon olmasına rağmen mükemmel bir Almanca ile söylediği şarkılar ise oldukça başarılı. Yine yukarıda ismini geçirdiğimiz Yuki Kajiura destekli Kalafina grubu ise, anime müzikleri dışında da albümleri olan bir grup. Aldnoah.Zero açılış jeneriği şarkıları “Heavenly Blue” son dönemdeki işleri olsa da, asıl dikkat çeken çalışmaları Mahou Shoujo Madoka Magica kapanış şarkısı “Magia” ve Kara no Kyoukai filmleri için çıkardıkları “Seventh Heaven” albümleri olmuştur. Bu sanatçıların yanında aslında seiyuu olan ama Darker Than Black ve Zetsuen no Tempest serilerinin opening ve ending müziklerini de seslendiren Kana Hanazawa gibi ses sanatçıları da var.

Perfect Blue

Karanlık temalı animelerin kendilerine has müzisyenleri ve grupları olduğunu söyleyebileceğimiz gibi, müzik yönetmenleri olduğunu da söyleyebiliriz. Zira nerede hangi norayı kullanacağını bilen bir müzisyenin animedeki önemi, hangi notayı hangi sahnede kullanacağını bilen ses yönetmenleri sayesinde ortaya çıkar aslında. Bu alanda en dikkat çeken kişilerin başında Ajin, Sidonia no Kishi, Another, Fate/Zero, Ghost in the Shell: Arise, Psycho-Pass gibi animelerin ses yönetmenliğini yapmış bir isim olan Yoshikazu Iwanami geliyor. Sadece anime değil, bazı Amerika menşeili çizgi filmlerin Japonya yayınında yer alan bölümlerin ses yönetmenliği de yapmış bir isim olan Iwanami’nin bir çok işinin karanlık temalı olduğu hemen dikkatimizi çekti. Hatta cyber-punk ve post-apokaliptik animelerinin çokluğu da gözlerden kaçmıyor. FMA: Brotherhood, Guilty Crown, Koutetsujou no Kabaneri, Metropolis, Perfect Blue, Shingeki no Kyojin gibi başka efsane animelerin ses yönetmenliği ise Masafumi Mima’ya ait. Fakat Mima’nın romantik-dramatik animelerde de sıklıkla ses yönetmenliği yaptığını görüyoruz. Yamada Chiaki ise Clannad, Death Note, Black Jack gibi serilerin arkasındaki deha.

The Gazette

Karanlık, siberpunk ve post-apokaliptik animelerimizin müzikal altyapısı böyle fakat Japonya’da karanlık müzik dalgası denilen bir akım da mevcut. 80’lerde ilk örneklerini gördüğümüz akımın son zamanlarda popülerleştiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Visual kei (ağır makyaj ve kıyafetlerin kullanıldığı gotik tarza yakın rock yapan kişi yada gruplar) türü ile iç içe olan bu akımın öncülerinden olan Buck-Tick, 1984 yılında kurulmuş ve şimdiye kadar 16 albüm çıkarmışlar. Grup aynı zamanda xxxholic animesinin kapanış şarkısı olan “Kagerou”yı, Trinity Blood animesinin açılış şarkısı “Dress”i ve 2010 yapımı Shiki animesinin açılış şarkısı “Kuchizuke”yi söylüyor. Japonya kökenli olsalar da batı müziğine yakınlığı ile dikkat çekiyorlar. Özellikle 80’ler İngiliz post-punk tarzından oldukça fazla etkilenmişler. 1992 yılında kurulan The Gazette ise underground visual kei’yi Japonya kültürüne entegre edebilen ilk gruplardan. Her şeyleriyle teatral olan grubun şarkılarındaki “ağırlık” (ensest ilişkiler gibi) ise en farklı yanları diyebiliriz. 1992’de kurulmuş olan bir diğer karanlık müzik yapan grubumuz Malice Mizer, The Gazette ile birlikte visual kei’yi tekrar canlandırsa da, aslında oldukça “aykırı” müzikleri var. 2000’ler sonrası gruplar arasında ise Aural Vampire, The Candy Spooky Theather ve Schwarz Stein gibi grupları görebilirsiniz.

Yazarlar: Gökhan Kuloğlu & Hafize Mutlu

*Bu yazı Japon Sinema E-Dergisi’nin 5. sayısında yayınlanmıştır. Dergideki diğer yazıları okumak için tıklayabilirsiniz.



20 Mart 1991 ‘de Yomra ‘da doğdu. 2010’da Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünden Haziran 2014’de mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sinema bölümünde Yüksek Lisans yapmıştır. Çalışmaları: Afrika ve Osmanlı Belgeseli projesinde yapımcı asistanlığı, Marmara Medya Merkezi Tasarım Birimi Öğrenci Koordinatörlüğü, İGİAD Gençlik Kurulu Koordinatörlüğü, Avrupa Rüyası Projesi sanat yönetmenliği yapmıştır.