Algernon ni Hanataba wo | Algernon’a Çiçekler

Yönetmenliğini Ken Yoshida, Masahiro Sakai ve Ayato Matsuda‘nın üstlendiği Flowers to Algernon 2015 yapımı bilim-kurgu türünde mini tv serisidir. Başrolde kendisini ve oyunculuğunu çok sevdiğim Tomohisa Yamashita; beraberinde Chiaki Kuriyama, Masataka Kubota, Asuka Kudo, Kanji Ishimaru, Aya Omasa ve daha fazlasının olduğu yapım, TBS’de yayınlandı. Toplamda 10 bölümden oluşan serinin hikaye kaynağı Daniel Keyes‘in 1959’da yayınlanan ve aynı ismi taşınan romanıdır. Dizinin genel konusuyla kitap birebir örtüşmekte. Bu arada bu kitabın uyarlanmış filmleri ve tiyatro yapımları bulunmaktadır. Ülkemizde de Ali Poyrazoğlu’nun kitaptan uyarladığı “Kobay” adlı tiyatrosu vardır.

Kitap ile dizinin eş zamanlı konusuna bakacak olursak:

Kitapta ana karakter Charlie Gordon’dur. Dizide ise Sakuto. Kitaba adını veren Algernon, bir deney faresidir. Bir ilaç firması sahibi kızının hastalığı için ilaç geliştirilmesi için dahi bir bilim adamının başında bulunduğu bir ekip ile ilaç çalışmasına başlanır. Ekip ALG adı verilen ve beyindeki hücrelere nüfus eden, kişiyi zekileştiren bir ilaç keşfeder. Algernon adlı laboratuvar faresi üzerinde yapılan deneylerde gerçekten de başarılı olunduğu görülür. Bununla birlikte deneyin tam başarı sunduğunu camiaya duyurabilmek için bir insan denek gereklidir. Bu noktada ilk denek Charlie/Sakuto olur.  Zamanla deneyin insan üzerinde başarısı gözlenir. Zihinsel engelli(yaşına göre IQ’su oldukça düşük olan) ana karakterimiz zeki hatta dahi olmaya başlar. Genel olarak hikâye zihinsel engellilerin tedavisi gibi farklı etik ve moral temalara değinir.

“Korkuyorum. Hayattan, ölümden veya hiçlikten değil. Sanki hiç olmamış gibi harcamaktan.”

Dizi akışı içerisinde hikayeyi biraz daha açmak istiyorum. Yürek burkan, ilgi çekici ve düşündüren bir konuyu üstlenmesi sebebiyle sadece yüzeysel anlamda konusu şudur demek bu hikaye için doğru olmaz.

Ana kahramanımız Sakuto Shiratori 20li yaşlarında genç bir delikanlıdır. Ancak 6 yaşında birinin zekasına sahiptir. Annesi tarafında hep “aptal” damgası yemiş, terkedilmiş, bir müddet babasıyla yaşamıştır. Sonrasında babası vefat ettiğinde amcasının çiçekçi dükkanında çalışmaya başlamıştır. Çiçekçi dükkanında amcasıyla birlikte ve diğer çalışanlarla bir yaşam süren Sakuto, yakışıklı olduğu için arkadaşları tarafından kız tavlamada hep kullanılmaktadır. Sakuto’nun en çok arzuladığı şeylerden birisi zeki olmaktır. Zeki olup, annesini gururlandırmaktır. Geçmiş tecrübelerinden ve aklına işlenenlerden dolayı “aptal olmak kötüdür.” şeklinde algıya sahip olan Sakuto, zeki olmak için hergün çalışmaktadır. Bu esnada Reiji Kawaguchi adlı şahıs, ilaç firması sahibi ve kızı Rio’nun hastalığını tedavi etmek için Hachisuki’nin önderliğinde bir ilaç geliştirme ekibi kurmuştur. Bu ekip beyindeki hücrelere nüfuz eden/onları yenileyen ve kişiyi daha zeki hale getiren ALG alfa adlı bir ilaç geliştirmiştir. Bu ilacı Algernon adı verilen laboratuvar faresi üzerinde denemişler ve ciddi gelişmeler kaydetmişlerdir. Bunu raporlardan öğrenen Kawaguchi de sürecin hızlandırılıp kızının tedavisine başlanabilmesi için bir insan üzerinde denenmesini söyler. Bunun üzerine ekip zihinsel engelli bir denek aramaya başlar. Ekip içerisinden Haruka bir şekilde daha önce Sakuto ile karşılaşmıştır.

Bir gün Algernon laboratuvardan kaçar ve Sakuto ile karşılaşır. Sakuto Algernon’u yanına alır ve birlikte zaman geçirmeye başlarlar. Ancak deneyin hızlanabilmesi için Algernon’un bulunması gerekmektedir. Üzerindeki GPS ile Algernon’u bulan Haruka, çiçekçide olduğunu farkeder ve Sakuto’dan fareyi geri ister. Sonrasında Sakuto’nun da zihinsel engelli biri olduğunu hatırlar ve denek olarak Sakuto’yu ekibe önerir. Bir dizi ikna turlarından sonra, Sakuto da zeki olmak istediği için onu denek olarak seçerler. Sakuto için beklenmeyen durum ise Haruka’ya aşık olmasıdır. Velhasıl Sakuto ameliyat olur. Peyderpey ALG enjekte edilir ve zamanla zeka seviyesi yükselmeye başlar. Zeka seviyesi arttıkça geçmiş olayları ve çevresinde olup bitenleri bir anda kavramaya başlar.

“Beni rahatsız eden şeylerden biri; geçmişimden bir şey geldiğinde, gerçekten bu şekilde olup olmadığı ya da o zamanlar böyle olduğu ya da ben onu keşfettiğimde… gerçekten hiç bilmiyor olduğum.”

Sakuto, farkındalığının artması ile birlikte, aslında arkadaşlarının onunla nasıl alay ettiğinin farkına varır. Bu durum bir noktada içler acısı bir hal alır. Çünkü bunu kavradıktan sonra arkadaşlarıyla arasına ister istemez mesafe girer. Beraberinde kaldığı yurttan ayrılır zaten. Amcasıyle sürtüşür. Bir zamanlar ona tepeden bakarlardı şimdi ise o onlara tepeden bakmaya başlar. Bu kısmı biraz çelişik bir durum olsa da gelen farkındalık Sakuto açısından bunu gerektiriyordu. Zeki olduktan sonra annesini görmeye gittiğinde de istediği tepkiyle karşılaşamayan Sakuto, nihayetinde kendi başına kalır. Deney faresi olan Algernon ile bu noktada birbirlerine benzerler ve artık Sakuto için tek arkadaş Algernon olmuştur. Tabi zeki olduktan sonraki süreçte Haruka ile yakınlaşması da söz konusudur. Hackisuka da onun için ikinci bir baba gibi olmuştur.

Deneyin başarılılığı Sakuto’nun üstünde denenmesiyle netleştiğinde artık bu buluş dünyaya duyrulur. Bu konferansta da Sakuto konuşma yapar. Kawaguchi deneyin başarısını gözeterek kızının da artık tedavi edilmesini ister. Ancak bu noktada Hachisuka çakallık yapmış, ilaç kızı tedavi edecek etkilere sahip değil malesef. Hal böyle olunca da Rio için ümitler tükenmeye başlar. Dahi statüsüne çıkmış olan Sakuto, artık laboratuvarda bilim adamlarıyla çalışmaktadır. Projelere ve ALG’nin geliştirilmesine katkı sağlamaya başlar.

Zeki olma durumundan oldukça memnun olmasına rağmen, Sakuto bir şeylerin kendisinde eksilmeye başladığını fark eder. Yabancı gelmeyen ancak eksik olan bir his, bir duygu… Her güzel şeyin bir sonu vardır demek doğru değil belki tam olarak ancak ALG’nin bazı yan etkileri görülmeye başlar. Öncelikli olarak Algernon üstünde halüsinasyon etkileri yarattığı görülür, e tabi beraberinde Sakuto’da da aynı etkiler başlar. Eş zamanlı olarak da Rio’nun hastalığı kötüleşmeye başlar. Rio sonu olmayan uykulara dalmaya başlamıştır. Onu düzeltebilecek tek kişi de Sakuto ve zekasıdır. Sakuto bu noktada kendini mi kurtarmalı? Rio’ya mı yardım etmeli. ALG’nin halüsinasyon etkileri Algernon’u kötü etkiler ve onda hasar bırakır beraberinde de Algernon ölür. Bu noktada vakit kısıtlı malum. ALG geliştirilmeli Sakuto kurtarılmalı. Yan etkiler devam ettiği takdirde Sakuto, tam bir gerilemeye maruz kalıp eski haline dönecektir. Rio’nun durumundan sonradan haberi olan Sakuto, “eğer bu zeka bir başkasını kurtarmama yaramayacaksa bir anlamı yok” diyerek Rio’nun tedavisi için bir ilaç geliştirir. Sakuto için de artık sona gelinmiştir. Rio’nun ameliyatı sırasında son sanrılarını yaşayan Sakuto, eski haline döneceği son bilinçli gecesini geçirecektir. Öncesinde Haruka ile vedalaşmış, bu durumunu arkadaşlarından saklamıştır.

“Ben bir bireyim. Cerrahın bıçağına gitmeden önce de biriydim. Ve birini sevmek zorundayım.”

Öncesinde kendine yapması/yapmaması gereken şeyleri yazar. Annenle görüşme, Haruka’yı arama, Amcanı görme ona kötü sözler ettin vs şeklinde. Bu notların sonucunda onun için gidecek bir yer kalmamıştır. Eski haline dönen Sakuto, kendini Algernon’un mezarının yanına atar. Birkaç gün nerede olduğunu kestiremeyen arkadaşları, Kokubo’nun yardımıyla Algernon’un mezarının orada olacağını öğrenirler ve Sakuto’yu orada bulurlar. Sonrasında da beraber sahilde burger işi yaparken kendilerini mutlu bir şekilde buluruz. Ve final..

Sakuto’nun eski haline dönmesi belki de izleyici açısından istenen bir şey olmayabilirdi. Ancak bu rüya da bu şekilde devam edemezdi elbette. Dizide insanı düşündüren birkaç nokta söz konusu. Arkadaşlar eşit olmalıdır(zeka olarak) veya insanlar eşit olmalıdır. Bu noktada bizi düşündüren eşitliği sağlayan şey zeka mıdır? İnsanlar arkadaşlarını zekalarına göre mi yoksa paylaştıkları/oluşturacakları anılara göre mi seçer? Yani demek istediğim arkadaşlık zeka ile değer bulan bir şey mi? Yoksa soyut değerlerle kuvvetlenen bir şey mi? Bana göre soyut değerlerle kuvvetlenen bir şey.

Bir diğer nokta, arkadaşları Sakuto ile alay etti evet ama bu onu küçük gördükleri ve sevmedikleri anlamına mı geliyordu burası biraz tartışılır. Sakuto’nun varlığı yurtta hissedilmemeye başlandığında aslında onun onlar için değerli birisi olduğunun farkına vardılar çünkü. Burada geri zekalı olduğu için acımadan dolayı değil gerçekten onun saf yüreğini sevdikleri için böyle bir farkındalığa erdiler. Amcasının dizinin bir bölümünde Sakuto’ya dediği gibi, “sen onlar için dengeleyici birisin. Sen olduğunda kavga sürtüşme olmuyor, ortamı yumuşatıyorsun.”Gerçekten de durum böyle. Sakuto’nun babasının öğütleriyle gülümsemek en büyük sadakadır mantığıyla bir savunma mekanizması geliştirmiş. Ne kadar üzülse de kırılsa da gülümseyerek kendini durumların üstesinden getirmeye çalışmıştır. Gülümseyerek çevresindeki insanların aurasını değiştirmiştir. Gülümsemek üzerine toplumsal deneyler de mevcuttur biliyorsunuz. Bir insan gülümsediğinde etrafında ışık yayılır ve çevresindeki diğer insanlarda bu ışığa tutulup gülümsemeye başlar. O yüzden gülümsemek güzel bir şeydir. (Diziden elde edilen bir kazanım:)

Sakuto’yu neden insanlar zekiyken değil de aptalken daha çok seviyordu. Burası da tartışılması gereken bir konu. Toplumsal olarak bakarsak, zeki insanlar sevilmez. Nedeni ise çevrede olup biten olayları sizden farklı ve kapsamlı algılamaları, zekalarını her yerde konuşturabilmeleri, başarılı olmaları, doğruları mantık süzgecinden geçirebilmeleri vs sayılabilir. Sakuto’nun yalnızlaşmasındaki etkenlerden bir tanesi de buydu: Yüksek farkındalık ve mantıkla hareket etme. Toplum içerisinde farkındalığı artan ve mantık süzgeci gelişen insanlar mutsuz olurlar. Zeki olduktan sonra Sakuto’nun neredeyse hiç gülümsememesi gibi. Yukarıda da bahsetmiştim, Sakuto bir şeyin bir hissin eksikliğinin farkına varıyor; işte bu o. Peki aptal insanlar neden sevilir(tam anlamıyla sevmek diyebilirsek), neden yakında tutulur? Sizin IQ’nuz aptal bir insanınkinden yüksektir. Toplumda böyle bir insanı yakında bulundurmanız kendinizi zeki olarak/üstün olarak tanımlayabilmeniz için bir araç niteliği taşır. Aptal insan için bu durum aşağılayıcı olsa da sizin için bir üstünlük ve şahsi memnuniyet sağlar. Dizi de de bunun yansımalarını görüyoruz zaten.

Sakutonun nerdeyse her durumda yaptığı hareket: Taş, kağıt, makas

Her insanı bir şekilde kendiyle özdeşleştiren bir özelliği vardır. O özelliğiyle anılır. Çok fedakar, yardımsever, iyi bir dinleyici vs. Sakuto için bu özellik onun “gülümseme”siydi. Diğerleri için kurtarıcı ve aydınlatıcı gülümsemesi.

Hikayesiyle ilk etapta dikkat çeken dizi, eğer izlemediyseniz kesinlikle izlemeniz gereken yapımlardan.. Bir nokta da size bir şeyler katacaktır. Akıp giden monoton hayatımızda belki de farkında olmadığımız güzellikleri düşünmemize ve değerini bilmemize fayda sağlayabilir. Belki de daha fazlası…

*Ara sözler Daniel Keyes’in kitabından alıntıdır.



Yıldızlı gecelerin peşinde bir Van Gogh aşığı...


Translate »