2017’de Türkçe’ye Çevrilen Japon Edebiyatı Eserleri-I

2017 edebiyat dünyasında oldukça verimli geçen bir sene oldu. Daha fazlasını arzu ediyor olsak da yaşanan gelişmeler de oldukça tatmin ediciydi. Dünya edebiyatından Ferdinand Celine, Vila-Matas, Mikhail Şişkin, Han Kang, ClariceLispector, Gospodinov, RobertoBolano ve daha birçok değerli yazarın eserleri ilk kez Türkçeye çevrilirken; Japon edebiyatının yayınevleri tarafından daha çok sahiplenildiğini gördük. Nobel Edebiyat Ödülü’nü Japon asıllı İngiliz yazar Kazuoİshiguro’nun alması ise başka bir sevindirici gelişmeydi. Bütün eserleri YKY tarafından yayımlanan İshiguro, dünyasına dalmak için beklemek zorunda olmadığımız isimlerden biri olduğu gibi, aynı zamanda gözlerin yine Japon yazınına dönmesine sebep oldu. Nobelli Japon yazarlar YasunariKawabata ve KenzoburoOe ile karşılaştırılmayacak olsa da, isminin yarattığı fonetik çağrışım bile insanları Japon edebiyatına karşı olumlu anlamda etkiledi. Aynı zamanda senelerdir takip ettiğimiz büyük yayınevlerinin yanına Jaguar, Monokl, Dedalus, Aylak Adam, Notos gibi bağımsız ve yayınları konusunda daha özgürlükçü yayınevlerinin eklendiğini; hatta nüfuzlarını arttırdıklarını görüp mutlu olduk. Elbette bunlar ve daha başka bir sürü gelişme, Japon edebiyatı özelinde de güzel kitapların bizimle buluşmasını sağladı. Bu sene içerisinde, Japon edebiyatından ilk kez Türkçeye çevrilmiş 14 edebiyat eseri okuma fırsatına sahip olduk. Birçoğu okurlar tarafından tam not alırken, bazıları da otoritelerin ‘senenin en önemli romanları’ listelerine girdi. Bende 2017 içerisinde yayımlanmış bu 14 edebiyat eserini derleyecek, yayım tarihine göre sıralayıp, sizlerle buluşturmak istedim. Daha çok Japon edebiyatı için, elimizdekileri okumamız gerekiyor, desteğimi esirgemememiz gerekiyor, bunu unutmayalım ve bir kez daha altını çizelim. Umarız ki 2018 daha güzel ve verimli gelsin.

1 – Şusaku Endo – Sessizlik

Çev: Rumeysa Nur Ercan / Zeplin Kitap / Ocak 2017

Senenin ilk sürprizi Endo’nun 1966’da yazdığı ve sonradan büyük bir kült haline gelen ‘Chinmoku’ yani ‘Sessizlik’ romanı oldu. Kuşkusuz bu kitabın çevrilmesinde temel motivasyon, Martin Scorsese’nin kitaptan uyarladığı, aynı isimli filmin tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de heyecanla beklenmesiydi. Zeplin Kitap satış açısından verimli olabilecek bu fırsatı kaçırmadı ve bir atakla kitabı çevirttirip, yayımladı. Ne kadar Japonca’dan çeviri olmaması bir eksik olarak göze batsa da özenli editörlüğü ve muhteşem kapağıyla senenin severek okuduğumuz kitaplarından oldu. Japonya’da Hıristiyanlığı yaymak ve oradaki din zülümlerine bir çare bulmak için Portekiz’den Japonya’ya giden iki rahibin mistik ve zorlu yolculuğunu anlatan kitap, aynı zamanda Türkçede yayımlanmış ilk ŞusakuEndo kitabı olma özelliğini de taşıyor. Umarız yakın zamanda başka Endo eserlerini de okuma fırsatını buluruz. Birçok yazarın ‘en iyi tarihi roman’lardan biri saydığı ‘Sessizlik’ gerçekten de yapısı gereği ilgili hakediyor.

2 – Yuichi Serai – Nagazaki

Çev: Devrim Çetin Güven / Dedalus Yayınları / Ocak 2017

‘Nagazaki’ 2017’de Japoncadan Türkçeye çevrilen tek öykü kitabı olma özelliğini taşıyor. Kendisi de Nagazakili olan YuichiSeirai kitapta bulunan altı öyküsünde; Nagazaki’nin belleğine kazınmış toplumsal travmaların bireyler üzerindeki yıkıcı etkisini son derece etkileyici parçaları ayrıntılayarak anlatıyor. Her öyküsünde farklı bir acı, farklı bir gerçek bulmak mümkün. İnsan olarak doğmanın bedelinin ağır olduğu topraklardan biri Nagazaki ve yazar bu gerçeği, öykülerini melodram kimliğine büründürmeden bize geçirmeyi başarıyor. Çevirmen koltuğunda Devrim Çetin Güven’i görüyoruz. Kitap hem Japoncadan çeviri olmasıyla hem de sağlam bir editörlükle bizimle buluşturulduğundan bizden tam puan almayı başaran eserlerden biri olarak yerini alıyor.

3 – Mitsuyo Kakuta – Ağustosböceğinin Sekizinci Günü

Çev: Güneş Becerik Demirel / Doğan Kitap / Şubat 2017

MitsuyoKakutada birçok isim gibi Türkçede ilk kez okuduğumuz Japon yazarlardan biri. Doğan Kitap tarafından basılan roman, Kakuta’nın 2007 senesinde yayımladığı İngilizcesi ‘TheEighthDay’ olan romanı. Oldukça üretken bir yazar olan Kakuta daha çok gizemin ve aksiyonun bol olduğu, sürpriz olayların geliştiği ve karakterlerin akıl almaz durumların içerisinde yolculuklarını tamamladığı kitaplar yazıyor. ‘Ağustosböceğinin Sekizinci Günü’ bu minvalde yazarın en başarılı eseri olarak görülüyor. 2010’da İngilizce’ye çevrilen eser o günden beri büyük beğeni toplamış durumda. Zaman zaman Japon yazarları bizimle buluşturmak konusunda güzel çalışmalar yapan Doğan Kitap’ın 2017’deki ilk Japon edebiyatı sürprizi MitsuyoKakuta oluyor.

4 – Natsuki İkezawa – Ağabeyine Çiçek Taşıyan Kız

Çev: Devrim Çetin Güven / Ayrıntı Yayınları / Şubat 2017

Japon edebiyatının bir ayağı Batıda bir ayağı Doğuda olan yazarlarından biri olan İkezawa’yı aslında ilk kez Türkçede okumuyoruz; 2002’de ‘Mercan Kemikler İnci Gözler’ isimli bir kitabını okuma fırsatına sahip olmuştuk zira. Yine de o kitabın bulunamayan bir kitap haline gelmesi ve aradan uzun zaman geçmiş olması ‘Ağabeyine Çiçek Taşıyan Kız’ı yeni bir yazarla tanışma havasında karşıladık. Senenin en önemli Japonca çevirilerinden biri sayabileceğimiz bu kitabın çeviri koltuğunda,YuichiSeirai’nin kitabından hatırladığımız Devrim Çetin Güven oturuyor. Ayrıntı Yayınları zaten hem içerik hem de maddi anlamda kalitesinden asla şüphe duymadığımız, en değer verdiğimiz yayınevlerinden biri olarak kitabın hakkını vermiş ve muazzam bir baskıya imza atmış. Doğu ile Batı arasında kalmış bir karakterin, dinamik ve felsefik bir anlatımla, kıtalar arasında sürüp giden çok ilginç öyküsünü içeren kitap,yılın en kayda değer çalışmalarından biri olarak kütüphanemize yerleşiyor.

5 – Natsuo Kirino – Tanrıça Günlüğü

Çev: Aycan Başoğlu / Doğan Kitap / Mart 2017

Daha önce ‘Çıkış’ ve ‘Grotesk’ isimli romanlarını okuduğumuz NatsuoKirino bu kez çok başka bir romanla karşımıza çıktı. Japon mitolojisinin temeli sayılan İzanaki ve İzanami tanrıları inanışını, kendi süzgecinden geçiren ve tüm toplumlarda gördüğümüz ezilen kadın imgesini hikâyenin merkezine oturtup, çok yönlü bir roman kotarmayı başaran yazar; aynı zamanda korku, gizem, gerilim dışında da ne kadar başarılı bir romancı olduğunu gösteriyor. Kötü bir kapak tasarımı ile bizde biraz hayal kırıklığı yaratmış olsa da buna aldanmayıp eseri okuma listenize almanızı tavsiye ederim. Fantastik, mitolojik, gerilim ve duygu dolu; aynı zamanda toplum kurallarını sorgulamaya iten kendi janrında benzersiz bir roman.

6 – Haruki Murakami – Karanlıktan Sonra

Çev: Ali Volkan Erdemir / Doğan Kitap / Mayıs 2017

Murakami tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de bir edebiyat fenomeni haline geldi. Bazılarımız çok severken, bazılarımız hiç sevmiyoruz ancak bir gerçek var ki Murakami’ye karşı ilgisiz kalamıyoruz. Yazarın henüz İngilizceye yeni çevrilmiş son romanı ‘Killing Commendatore’ ile birlikte toplamda 14 romanı var. Hikâye kitapları ya da kurgu dışı kitapları bu sayının içerisinde değil. Bu 14 romandan, bugüne kadar dokuzunu Türkçe okuma fırsatına sahip olmuştuk ki onuncusu da ‘Karanlıktan Sonra’ oldu. Çevirmen koltuğunda Ali Volkan Erdemir’i görüyoruz. Hakkını vererek; sağlam bir çeviriye imza atmış yine. Romana geldiğimizde ise 180 sayfa gibi,Murakami için kısa sayılabilecek bir hacme sahip olan eser, Murakami’nin tekinsiz ve karmaşık dünyasını olduğu gibi barındırıyor. Yine rüyalar, sıra dışı karakterler, imkânsız olaylar ve daha nice şey Murakami’nin elinde dünyanın en sıradan öyküsüymüşçesine şekilleniyor. Belki de Murakami okumaya başlamak için en doğru durak dahi olabilir.

7 -Osamu Dazai – Buruk Ayrılık

Çev: Hüseyin Can Erkin / Japon Yayınları / Mayıs 2017

2017’nin en önemli kitaplarından bir tanesi Japon Yayınları’ndan geldi ve OsamuDazai’nin en önemli eserlerinden birini bizimle buluşturdular. ‘Buruk Ayrılık’ Dazai’nin Türkçede okuma imkânına sahip olduğumuz dördüncü eseri olarak kütüphanemizdeki yerini aldı. Yazarın ‘İnsanlığımı Yitirirken’ isimli başyapıtı yine Japon Yayınları tarafından basılıyor ve şimdiden 4.baskısını görmüş durumda. Yazarın diğer satışta olan eseri olan ‘Batan Güneş’ ise Olvido Yayınları’ndan çıkmış bulunmakta. Çeviri koltuğunda Hüseyin Can Erkin’in olduğu ‘Buruk Ayrılık’ta, OsamuDazai’nin Japon ve Çin kültürlerine/tarihlerine, karşılaştırmalı bir şekilde, eleştirel bakışına tanık oluyoruz. ‘Ben-roman’ anlayışından vazgeçmeyen Dazai’nin romanını, yine fikirlerinin sergisi olacak şekilde kullandığını görüyoruz. Japon edebiyatı çevirileri içinde senenin en önemli beş kitabından biri olduğunu ise rahatlıkla söyleyebiliriz.

*Bu yazı YATTAA* dergisinin 22.sayısında yayınlanmıştır.




Translate »