2000 Sonrası Bağımsız Sinema: Querr, Live-Action ve Animasyon Yapımlar-I

Tsubaki Sanjuro 2007

Yeni yüzyılın ilk yıllarında sinematik canlanma dalgası bağımsız yapımlar ve animelerle zirveye ulaşmış ve bunun yanı sıra alternatif filmler üretilmiştir. 1990’ların bağımsız yönetmenlerinden birçoğu gelişerek bu dönemde bazı en iyi eserlerini yaratmışlardır. Onlar dışındaki yeni önemli yönetmenler ise Sion Sono, İsao Yukisada, Toshiaki Toyoda, Miki ve Satoshi Lee Sang-Il’dir. Bu dönemle ilgili sevindirici bir diğer özellik ise uzun süre ötekileştirilmiş kadınların yönetmen olarak bu endüstriye katılması olmuştur: Kawase Naomi, Nishikawa Mika, , Ogigami Naoko, Ando Momoko, Yang Yong-hi, Oh Mipo ve Sakamoto Ayumi. Bu yönetmenler Japonya’nın en ilginç filmlerini yapmışlardır.
Japon filmlerinin genel atmosferi karanlık izler taşımaktadır. Genellikle filmlerde yabancılaşma ve kimlik arayışı üzerinde durulmuştur. Bu yıllar, ekonomik kriz döneminde büyümüş olan gençlerin “kayıp nesil” yıllarıydı. Gençler kısmen gereklilik nedeniyle (istikrarlı bir iş olmadığı için), kısmen kendi seçimleri dışında (şirketleri için hayatını ada- mış olan babalarını kopyalamak istemedikleri için) çoğunlukla “freeters” (serbest yarı zamanlı) olmak zorunda kalmışlardır.


Bağımsız sinema tarzı 1990’ların yeni dalgasının izlerini taşır: uzak ve objektif bir kamera, uzun ve statik çekimler göze çarpmaktadır. Kısaca minimalist bir tarz hâkimdir. Bu durumda radikal ve abartılı tarzı ile Takashi Miike ve filmlerindeki mide döndüren şiddet ile Miike’i geride bırakan yeni yönetmen Sion Sono birer istisnadır.
Bu dönem aynı zamanda 1980’ler ve 1990’larda çoktan başlamış olan yeniden çevrilmiş filmlerle ve öykünmelerle baskın hale gelen post modern bir dönemdir. Yine bu dönemde düşük sanat ve yüksek sanatın karışık bir şekilde olduğunu ve bu sanat filmlerinin tür filmlerin stilini ödünç aldığını; bir veya aynı filmde birden fazla stil ve türün kullanıldığını görülmektedir. Ekrana yansıyanlar yapımın doğası gereği gizli değildir; doğrusal zaman parçalara ayrılmıştır ve diğer filmler metinler arası kulla- nımla referans olarak gösterilmektedir.
2000’lerde Japan Film Commission Promotion Council (Japonya Film Komisyonu Teşvik Konseyi) hükümet tarafından kurulmuştur. Sonraki yıl Japan Foundation sanata teşvik yasası yürürlüğe girmiştir. Bu girişimler medya sanatlarında (filmler de dâhil olmak üzere) istenilen teşviki sağlarken aynı zamanda getirilen şart ile hükümetin gerektiğinde film medyasını korumak için yardımını öngörmektedir. Ancak bu girişimlere rağmen yeni Japon filmleri için doğrudan destek olmamıştır.

Tsubaki Sanjuro 2007

2000’lerin karakteristik eğilimlerini kısaca özetleyecek olursak:

  • Bu dönemde bir tür sinematik balon gibi aşırı film üretimi söz konusudur. Bu üretimde, dijital videoların, bireysel olarak film yapmanın bariyerlerinin düşmüş ve ucuz yolla ekipman mal edebilmenin etkisi büyüktür. Bir yılda 400 film üretilirken, aynı yıl 800’den fazla filmin piyasaya çıkmıştır. Bu üretime rağmen bütün filmlerin bulunması ve DVD halinde raflarda yer alması imkânsızdır.
    Piyasada tıpkı 1970’lerde ve 1980’lerdeki pink yapımlar gibi animeler egemendir. Film yapımlarında animelerin %60’lık bir paya sahip olmuştur.
  • Yine bu dönemde sadece animeler değil mangalar da filmler için kaynak oluşturmaya başlamıştır. Ve beraberinde “live-action” yapımlar oluşmaya başlamıştır.
  • Dünyanın başka yerlerinde olduğu gibi, CGI (bilgisayar grafikleri) live-action filmlerde sıklıkla kullanılmaya başlamıştır. Yönetmenler ve yapımcılara oldukça bağımlılık yaratmış olan CGI, filmlerde çok fazla kullanılmıştır. Temel olarak CGI belirlenebilir ve gerçekçi olmayan bir algı yarattığı için filmlerdeki aşırı kullanımı da mağduriyet yaratmıştır.
  • Muhafazakârlık ve riskten kaçınma konu seçimlerini be-lirlemiştir. Sadece yeniden çevrilen filmlerde değil klasik filmlerde, Kurosawa’nın Tsubaki Sanjuro (2007) veya Hidden Fortress (2008) filmlerinde bile, popüler mangalar, TV serilerine ve kurgusal bestseller eserlere dayanan güvenli bir tutum izlenmiştir.
  • Ana akım olarak “şanlı” ellileri, savaş da dâhil olmak üzere, yansıtan ve bu dönemlerdeki Japonlar arasındaki toplum-sal duyguları vurgulayan çok sayıda nostaljik film yapılmıştır.
  • Ayrıca ana akım olarak, TV istasyonlarının döneme hâkimiyeti söz konusu olduğu için popüler seriler sinema filmlerine aktarılmıştır. Bu seriler genellikle geleneksel gizemler veya poli-siye usulü olanlardır.
  • Önceki bağımsız yönetmenler (Miike, Tsukamoto, Sono, Hiroki, Koreeda ve Kurosawa gibi) kendilerini hem uluslararası arenaya hem de topluma kabul ettirmiş ve sonrasında ise topluma yönelik filmler yapmaya başlamışlardır. Bu durum genellikle, her zaman olmasa da, sanatsal kalitenin azalmasına neden olmuştur.
  • Olumlu bir eğilim olarak kadın yönetmenlerin aktif olarak yönetmenliklerine devam etmesi söz konusudur.
  • DVD piyasasındaki çöküşe bağlı olarak yeni bağımsız yönetmenler için gelişmek zor olmuştur. Pahalı ana akım filmleri arasında onların bütçesiz ilk filmlerine pazarda yer bulamamış-lardır. (1990’ların doğrudan video pazarı durumunda olduğu gibi). Yabancı film festivalleri ve giderek artan dış finansman pa-zarda yer bulma adına önemli rol üstlenmiştir.
*Bu yazı Başlangıçtan Günümüze Japon Sineması adlı kitapta yayınlanmıştır.

 



Yıldızlı gecelerin peşinde bir Van Gogh aşığı...


Translate »